<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss'><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566</id><updated>2009-10-13T19:05:00.482-07:00</updated><title type='text'>.::Freedom - Sultans Sultanlar , Osmanlı Padışaahları ve Diğer Padışahlar - Arstekin::.</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>38</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-2450531681018188219</id><published>2007-02-14T09:27:00.000-08:00</published><updated>2007-06-17T09:38:08.541-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kral'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Napolyon Bonapart'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sultan'/><title type='text'>Napolyon Bonapart</title><content type='html'>&lt;a style="font-family: verdana;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/__jgAuyff5oc/RdNHyyumk-I/AAAAAAAAAeY/Nt2eUUzS5hM/s1600-h/Napolyon+Bonapart.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/__jgAuyff5oc/RdNHyyumk-I/AAAAAAAAAeY/Nt2eUUzS5hM/s400/Napolyon+Bonapart.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5031444146639246306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Napolyon Bonapart (Fransızca Napoléon Bonaparte) (15 Ağustos 1769 - 5 Mayıs 1821), Fransız Devrimi'nin generali, 11 Kasım 1799'den 18 Mayıs 1804'e kadar Fransa Konsülü olarak Fransa Cumhuriyeti'nin ilk başkanı, sonrasında da 18 Mayıs 1804 ile 6 Nisan 1814 arasında Napolyon I adını alarak Fransa İmparatoru ve İtalya Kralı olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;ul id="recently"&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://tarihtensecmeler.blogspot.com/2007/06/nato-north-atlantic-treaty-organisation.html"&gt;NATO - North Atlantic Treaty Organisation - Kuzey ...&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;b&gt;              &lt;/b&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://tarihtensecmeler.blogspot.com/2007/06/mahatma-gandi.html"&gt;Mahatma Gandi&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;b&gt;              &lt;/b&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://tarihtensecmeler.blogspot.com/2007/06/lenin.html"&gt;Lenin&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;b&gt;              &lt;/b&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://tarihtensecmeler.blogspot.com/2007/06/adolf-hitler.html"&gt;Adolf Hitler&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;b&gt;              &lt;/b&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://tarihtensecmeler.blogspot.com/2007/06/birlemi-milletler.html"&gt;Birleşmiş Milletler&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;b&gt;              &lt;/b&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://tarihtensecmeler.blogspot.com/2007/06/joseph-stalin.html"&gt;Joseph Stalin&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;b&gt;              &lt;/b&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://tarihtensecmeler.blogspot.com/2007/06/nato.html"&gt;NATO&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;b&gt;              &lt;/b&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://tarihtensecmeler.blogspot.com/2007/06/bretton-woods-konferans.html"&gt;Bretton Woods Konferansı&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;b&gt;              &lt;/b&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://tarihtensecmeler.blogspot.com/2007/06/yom-kippur-sava.html"&gt;Yom Kippur Savaşı&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;b&gt;              &lt;/b&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://tarihtensecmeler.blogspot.com/2007/06/yalta-konferans.html"&gt;Yalta Konferansı&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hayatı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;15 Ağustos 1769'da Korsika'nın Ajaccio kentinde doğdu. 1779 yılında Brienne'de öğrenim gördü, 1784'te 'Parisian École Royale Militaire' adlı askeri akademiye girdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1785 yılının Nisan ayında Valence'daki topçu alayına üsteğmen rütbesiyle katıldı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Aynı yılın Eylül ayında izinli olarak gittiği Korsika'da askeri ve politik açıdan etkin bir rol oynayarak Jakoben grubu içinde sivrildi. İzin süresinin bitmesine karşın Korsika'daki siyasal çalışmalarını bırakarak birliğine dönmemişti. Bu yüzden asker kaçağı sayılmasına karşın, Nisan 1792 de Avusturya savaşı başladığında bağışlanarak yüzbaşı rütbesiyle göreve çağırıldı. Yine Korsika'da kalarak Fransa'ya karşı bağımsızlık mücadelesine başlayan Korsikalı milliyetçilere karşı Jakoben örgütlenmesinde çalıştı. Ancak ailesiyle birlikte Fransa'ya kaçmak zorunda kalmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Paris'teki siyasi faaliyetleri nedeniyle bir dönem 'vatana ihanet'ten tutuklandı. Ancak onu koruyan siyasilerin de desteğiyle serbest kaldı. Bu arada Fransa'da yeni bir anayasa ve direktuvarlık doğdu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Aralık 1793 de Toulon'da, kralcılar ve İngiliz ittifak kuvvetlerine karşı bir topçu komutanı olarak başarılı bir mücadele vermesiyle dikkati çekerek tuğgeneral rütbesine terfi etti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;5 Ekim 1795 de yine kralcıların ayaklanmasını bastırmaktaki başarısıyla İç Güvenlik Kuvvetleri'nin komutanlığına getirilen Napolyon, kısa bir sürede ülkenin en saygın askeri otoritelerinden biri haline geldi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1796'da İtalya'daki ordunun başkomutanı oldu. 10 Nisan 1796 da General de Beauharnais'in dul karısı Josephine ile evlendi. İki gün sonra Kuzey İtalya'ya saldırıya geçti. Avusturya ordularını ard arda yenilgiye uğrattıktan sonra Ocak 1797 de İtalya'daki Avusturya askeri varlığını püskürterek Viyana üzerine yürüdü. Avusturya'nın ateşkes istemesi üzerine barış görüşmelerine başlanmıştır. Ancak görüşmeler uzamış, antlaşma 17 Ekim 1797 tarihinde imzalanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Fransız yönetimi (Direktörler), 1798 yılı başlarında Napolyon'u İngiltere anakarasının istilasıyla görevlendirmişlerdir. Ancak Napolyon, denizlerde etkili bir üstünlük sağlanmadan böyle bir operasyonun başarı şansı taşımadığını, İngiltere'ye karşı dolaylı bir strateji izlemenin en mantıklısı olduğunu savunmuştur. Bunun için de, Mısır'ın işgal edilerek İngiltere'nin Uzakdoğu ticaret yolunun kesilmesini önermiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1798'de Mısır seferine çıktı ve İngiliz donanmasını yenilgiye uğrattı, Malta'yı aldı. Haziran 1798 de İskenderiye’yi ele geçiren Napolyon, Nil vadisi boyunca içerlere ilerlemiştir. İngiliz Amiral Horatio Nelson komutasındaki İngiliz donanmasının Abukir körfezindeki Fransız donanmasını imha etmesi üzerine ikmal bağlantısı kesilmiş oldu. Şubat 1799 da Suriye üzerine yürümüş fakat Akka’da sert Osmanlı direnişi karşısında Mısır’a dönmek zorunda kalmıştır. Bu arada ordusu da salgın hastalıklardan kırılmaktaydı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ordusunu Mısır'da bıraktı ve Fransa'ya döndü. 9 Kasım 1799'daki hükümet darbesiyle Fransa tarihinde yeni bir dönem başladı. Kısa bir süre içinde anayasada değişiklikler yapıldı ve yönetim üç konsülün eline bırakıldı. Napolyon en önemli görev olan 'birinci konsül'lüğe getirildi. Ekonomi ve yasal alanda reform çabaları içinde girdi. Napolyon I. Konsül olarak çok geniş yetkilere sahipti. Bu yetkilerden yararlanarak devlet mekanizmasının işleyiş etkinliğini artıracak yönde geniş düzenlemeler yaptı. Fransız Merkez Bankası’nın kurulması, devlet okullarının açılarak eğitimin bir kamu hizmetine dönüştürülmesi, 'Code Napoleon'u (Napolyon Kanunları) olarak da bilinen Fransız Medeni Kanunu’nun hazırlanması çalışmalarına başlanması, subay okulları açılması, onun dönemindeki gelişmelerdendir. Reform ve yasa çalışmaları halk tarafından da desteklendi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1800 yılında tekrar İtalya'ya girdi ve Milano'yu aldı. 1800 yılının baharında Avusturya üzerine yürüyen Napolyon komutasındaki Fransız orduları parlak bir zafer kazandılar. Şubat 1801 deki ve İngiltere ile Mart 1802 de imzalanan antlaşmalar ile Avrupa’da savaşlar sona ermişti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ancak bu barış dönemi uzun sürmedi. Fransa’nın Avrupa’daki ekonomik ve politik gücünün giderek artması İngiltere açısından giderek genişleyen bir tehdit oluşturmaktaydı. Sonunda İngiltere 1803 yılının Mayıs ayında Fransa’ya savaş ilan etti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1804 yılının Mayıs ayında, kralcıların bir komplosunu bahane eden Napolyon kendisini imparator ilan etmiştir. Kendi eliyle taç giymiştir ama, Paris'teki Notre Dame Katedrali'ndeki törende Papa VII. Pius'un da bulunmasını sağlamıştır. Mart 1805 te ise İtalya’da kendi kurduğu cumhuriyeti lağvederek ve kendini İtalya kralı ilan etmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İzleyen dönemde İngiltere’nin çabalarıyla Avusturya, Rusya ve Napoli ve İsveç’in katıldığı bir karşı ittifak, III. Koalisyon oluşmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1805 yılının Ekim ayında Fransız-İspanyol birleşik donanmasının Trafalgar Deniz Savaşı’nda İngiliz donanması karşısında yenilmesi üzerine Napolyon İngiltere yerine müttefiklerini dize getirme yolunu seçmiştir. Fransız ordusunu Manş kıyılarından Orta Avrupa’ya yürüten Napolyon, Ulm ve Austerlitz savaşı zaferleriyle Avusturya’yı ve Napoli’yi savaş dışı bırakmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Eylül 1806 da Prusya ordusunu Jena savaşında, hemen ardından da Rus ordularını Friedland savaşında bozguna uğratmıştır. Temmuz 1807 de Rus çarı I. Aleksandr’la Tiltis antlaşması imzalanmış ve Rusya savaştan çekilmek zorunda kalmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Düşüş Dönemi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İmparatorluğu dönemindeki olumsuz unsurlar İngiliz donanmasının gücü, İspanya ve İtalya'da akrabalarını tahta geçirmesi, halkın bu kişileri istememesi ve Fransa'ya bağlı devletlerdeki milliyetçilik akımları oldu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1810 yılının mart ayında Habsburg hanedanından ikinci eşi Marie-Louise ile evlendi, yasal varisi Napolyon II, 1811'de doğdu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;I. Aleksandr’la yapılan antlaşma, Rusya’ya İngiltere’ye karşı askeri harekata kadar varacak yaptırımlar uygulama yükümlülüğünü getirmektedir ama I. Aleksandr, bu tür politikalardan kaçınmıştır. Bunun üzerine Napolyon, 1812 yılı ortasında 453 bin kişilik ordusuyla Rusya Seferine girişmiştir. Borodino Savaşı’nda General Kutuzov komutasındaki Rus ordusunu yenilgiye uğratan Fransız ordusu Moskova’ya girmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Rus orduları Moskova gerilerine çekilmiştir ve çar, bir barış antlaşmasına yanaşmaktadır. Fransız ordusunun o günün teknolojisiyle bu denli uzun ikmal hatlarından ikmal edilmesi, dolayısıyla kışı Moskova’da geçirmesi olanaksızdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Giderek sertleşen kış koşullarında geri çekilen Fransız ordusunu izleyen General Kutuzov, toplu bir saldırıya girişmemiş, fakat sürekli taciz etmekten de geri kalmamıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Napolyon, ordunun yönetimini Joachim Murat'ya bırakarak Paris'e döndü. Yıl sonunda bu ordudan Fransa'ya dönebilen ve savaşacak durumda olan sadece 10 bin askeri kalmıştı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ordusunun büyük bir bölümünü Rusya Seferi sırasında kaybeden Fransa, yeni bir ordu oluşturmanın zorluklarına katlanmak zorunda kalmıştır. Üretimden çekilen işgücü ve artırılan vergiler, halkı da Napolyon’a karşı bir tutuma itmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu dönemde kendisine karşı düzenlenen hükümet darbesini bastırdı ve yeni bir ordu kurdu. Ancak 1813 ve 1814'te baskılar arttı ve halk desteği düştü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Rusya yenilgisi ve içteki karışıklıklar Koalisyon güçlerini cesaretlendirmiştir. Üstelik Avusturya, aradaki akrabalık ilişkisine karşın Koalisyon güçlerine katılmıştır. 1813 yılının Ekim ayında Napolyon’un Leipzig savaşında uğradığı yenilgi onu iktidarının sonuna iyice yaklaştırmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1814'te düşman orduları Paris kapılarına dayandı. Napolyon imparatorluk tahtını bırakarak Elbe adasına sürgüne gönderildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;7 Mart 1815'te ise tahtına geri döndü. Elbe adasından kaçtı ve gizlice Paris'e döndü. Halk desteği tekrar yükseldi. Böylece Napolyon ikinci kez tahta çıktı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bir ordu topladı ve Belçika'ya saldırdı. Ancak haziran ayında İngiliz ve Prusya kuvvetleri tarafından Waterloo'da büyük bir yenilgiye uğradı. Paris'e dönünce tahtına ikinci kez veda etmek zorunda kaldı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Amerika'ya kaçmak istedi, ancak bunu başaramadı ve İngilizlere teslim oldu. İngilizler onu Atlantik'teki St. Helena adasına götürdü. Son yıllarını bu küçük adada geçiren Napolyon, 5 Mayıs 1821'de 51 yaşındayken öldü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Cenazesi 1840'ta Paris'e getirilebildi ve İnvalides'e gömüldü. Napolyon'un ölüm nedeni ise hala bir bilmece. İddialardan biri uşağı tarafından zehirlendiği.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Yeğeni III. Napolyon, ölümünden otuz yıl sonra, amcası kadar büyük bir ihtişamla olmasa da ülkesinin kaderini eline alacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;table  style="border-collapse: collapse; text-align: left; margin-left: auto; margin-right: auto; color: rgb(17, 17, 17);font-family:Times New Roman,Times,serif;" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="85%"&gt; &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Nâmı&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; Lakabı&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; Padisahlık&lt;br /&gt;Süresi Yıl&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; Tarihler&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;        &lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-osman-gazi-hn.html"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;Sultân I. Osman Gâzi Hân&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;27&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1299-1326&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;2.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-orhan-gzi-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân Orhan Gâzi Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;33&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1326-1359&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;3.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-murad-i-hdvendigr.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. Murâd-ı Hüdâvendigâr&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;30&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1359-1389&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;4.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-byezid-hn-yldrm-byezid.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. Bâyezîd Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yıldırım Bâyezîd&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;13&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1389-1403&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;5.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-elebi-mehmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Çelebi Mehmed Hân &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1413-1421&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;6.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-murad-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Murad Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;30&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1421-1451&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;7.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/fatih-sultn-mehmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Fatih Sultan Mehmed Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;30&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1451-1481&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;8.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-byezid-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Bâyezîd Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1481-1512&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;9.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-selim-hn-yavuz-sultn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. Selim Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yavuz Sultân Selim&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1512-1520&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;10.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-sleyman-hn-kanuni-sultan.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. Süleyman Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kânuni Sultân Süleyman&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;46&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1520-1566&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;11.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-selim-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Selim Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1566-1574&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;12.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-nc-murd-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân III. Murâd Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;21&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1574-1595&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;13.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-nc-mehmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân III. Mehmed Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1595-1603&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;14.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-ahmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. Ahmed Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;14&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1603-1617&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;15.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-mustafa-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. Mustafa Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;5&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1617-1623&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;16.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-osman-hn-gen-osman.html"&gt;Sultân II. Osman Hân&lt;/a&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Genç Osman&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;5&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1617-1622&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;17.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-drdnc-murd-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân IV. Murâd Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;17&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1623-1640&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;18.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ibrahim-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân İbrahim Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1640-1648&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;19.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-drdnc-mehmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân IV. Mehmed Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;39&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1648-1687&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;20.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-sleyman-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Süleyman Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;4&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1687-1691 &lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;21.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-ahmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Ahmed Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;4&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1691-1695&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;22.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-mustafa-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Mustafa Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1695-1703&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;23.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-nc-ahmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân III. Ahmed Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;27&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1703-1730&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;24.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-mahmud-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. Mahmud Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;24&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1730-1754&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;25.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-nc-osman-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân III. Osman Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;3&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1754-1757&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;26.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-nc-mustafa-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân III. Mustafa Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;17&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1757-1774&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;27.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-abdlhamid-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. AbdulHamid Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;15&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1774-1789&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;28.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-nc-selim-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân III. Selim Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;18&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1789-1807&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;29.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-drdnc-mustafa-hn.html"&gt;Sultân IV. Mustafa Hâ&lt;/a&gt;n&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1807-1808&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;30.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-mahmud-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Mahmud Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1808-1839&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;31.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-abdl-mecid-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân Abdulmecid Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;21&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1839-1861&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;32.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-abdlaziz-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân Abdulaziz Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;15&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1861-1876&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;33.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-beinci-murad-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân V. Murad Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;93 Gün&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1876&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;34.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-abdlhamid-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Abdulhamid Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;33&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1876-1909&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;35.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-mehmed-red-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân Mehmed Reşat Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;9&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1909-1918&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;36.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/09/sultn-nc-mehmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân Vahideddin Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;4&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1918-1922&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt; &lt;/table&gt; &lt;div style="text-align: justify; font-family: Times New Roman,Times,serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-weight: bold;"&gt;&lt;a style="font-family: verdana;" target="_blank" href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/osmanl-sultanlar.html"&gt;Kuran'dan Hikayeler&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-weight: bold;"&gt;&lt;a style="font-family: verdana;" target="_blank" href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/sahabelerin-eshab-kiramn-rnek-hayat.html"&gt;Sahabelerin (Eshab-ı Kiram'ın) Örnek Hayatı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-weight: bold;"&gt;&lt;a style="font-family: verdana;" target="_blank" href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/osmanl-sultanlar.html"&gt;SOsmanlı Padışahları&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-weight: bold;"&gt;&lt;a style="font-family: verdana;" target="_blank" href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2006/09/kssadan-hisseler.html"&gt;Kıssadan Hisseler&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/eshb-i-kirm-kimdir.html"&gt;ESHAB-I KİRAM KİMDİR?&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberlerden-sonra-insanlarn-en-stn.html"&gt;&lt;strong&gt; Peygamberlerden sonra insanların en üstünü:  Hz. EBÛ BEKR-İ SIDDÎK&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/u&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/adletin-timsli-ikinci-byk-halfe-hz-mer.html"&gt;Adâletin timsâli ikinci büyük halîfe: Hz. ÖMER&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2005/01/meleklerin-bile-hay-ettii-halfe-hz.html"&gt;Meleklerin bile hayâ ettiği halîfe: Hz. OSMAN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2005/01/allahn-arslan-ve-reslullahn-dmd-hz-ali.html"&gt;Allahın arslanı ve Resûlullahın dâmâdı: Hz.     ALİ BİN EBÎ TÂLİB&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2005/01/cennetle-mjdelenen-on-sahbden-biri.html"&gt;Cennetle müjdelenen on sahâbîden biri: ABDURRAHMAN BİN     AVF&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2005/01/cennetle-mjdelenen-mmetin-emni-eb.html"&gt;Cennetle müjdelenen ümmetin emîni:  EBÛ UBEYDE BİN     CERRÂH&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2005/01/reslullahn-okusu-sad-bin-eb-vakks.html"&gt;Resûlullahın okçusu: SA'D BİN EBÎ VAKKÂS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2005/01/ilk-mslman-olanlardan-talh-bin.html"&gt;İlk Müslüman olanlardan: TALHÂ BİN     UBEYDULLAH &lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2005/01/cennetle-mjdelenenlerden-zbeyr-bin.html"&gt;Cennetle müjdelenenlerden: ZÜBEYR BİN AVVÂM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-amcas-abbs-bin.html"&gt;Peygamberimizin amcası: ABBÂS     BİN ABDÜLMUTTALİB&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/tefsr-limlerinin-h-abdullah-bin-abbs.html"&gt;Tefsîr âlimlerinin şâhı: ABDULLAH BİN     ABBÂS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/hads-i-erf-yazmas-ile-mehr-sahb.html"&gt;Hadîs-i şerîf yazması ile meşhûr sahâbî: ABDULLAH     BİN AMR BİN ÂS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/uhud-ehitlerinden-abdullah-bin-cah.html"&gt;Uhud şehitlerinden: ABDULLAH BİN CAHŞ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/hz-eb-bekirin-olu-abdullah-bin-ebi.html"&gt;Hz. Ebu Bekir'in oğlu: ABDULLAH BİN EBÎ BEKR-İ SİDDÎK&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/meleklerin-ykad-sahbnin-olu-abdullah.html"&gt;Meleklerin yıkadığı sahâbînin oğlu: ABDULLAH BİN HANZALA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/reslullahn-elilerinden-abdullah-bin.html"&gt;Resûlullahın elçilerinden: ABDULLAH     BİN HUZÂFE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/kurn-kermi-aktan-okuyan-ilk-sahb.html"&gt;Kur'ân-ı kerîmi açıktan okuyan ilk sahâbî: ABDULLAH     BİN MES'ÛD&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/en-ok-hads-bilen-sahblerden-abdullah.html"&gt;En çok hadîs bilen sahâbîlerden: ABDULLAH     BİN ÖMER&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/reslullahn-iri-abdullah-bin-revha.html"&gt;Resûlullahın şâiri: ABDULLAH BİN     REVÂHA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/tevratta-reslullahn-almetlerini-grp.html"&gt;Tevratta Resûlullahın alâmetlerini görüp       Müslüman olan sahâbî:  ABDULLAH BİN SELÂM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/bedirde-babasna-kar-savaan-sahb.html"&gt;Bedir'de babasına karşı savaşan sahâbî: ABDULLAH BİN     SÜHEYL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/shib-l-ezn-abdullah-bin-zeyd.html"&gt;Sâhib-ül ezân: ABDULLAH BİN ZEYD &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/mednede-muhcirlerden-ilk-doan-sahb.html"&gt;Medîne'de muhâcirlerden ilk doğan sahâbî: ABDULLAH     BİN ZÜBEYR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/ilece-cmert-olan-sahb-adi-bin-htim-ti.html"&gt;Âilece cömert olan sahâbî: ADİ BİN HÂTİM TÂİ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/meleklerin-defnettii-sahb-mir-bin.html"&gt;Meleklerin defnettiği sahâbî: ÂMİR BİN     FÜHEYRE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/ehd-olu-ehd-ammr-bin-yser.html"&gt;Şehîd oğlu şehîd: AMMÂR BİN YÂSER&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/mehr-arab-dhlerinden-amr-bin-s.html"&gt;Meşhûr Arab dâhîlerinden: AMR BİN ÂS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/arlarn-koruduu-sahb-sim-bin-sbit.html"&gt;Arıların koruduğu sahâbî: ÂSIM BİN SÂBİT&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/kblenin-deitiini-haber-veren-sahb-ber.html"&gt;Kıblenin değiştiğini haber veren sahâbî: BERÂ BİN     ÂZİB&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/hz-eb-bekire-ilk-bt-eden-sahab-beir.html"&gt;Hz. Ebû Bekir'e ilk bîât eden sahabî: BEŞİR BİN SA'D&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamber-efendimizin-mezzini-bill-i.html"&gt;Peygamber efendimizin müezzini: BİLÂL-İ     HABEŞİ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/reslullahn-sancaktar-breyde-bin-hasib.html"&gt;Resûlullahın sancaktarı: BÜREYDE BİN HASİB&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/sahbenin-en-ok-hads-bildirenlerinden.html"&gt;Sahâbenin en çok hadîs bildirenlerinden: CÂBİR BİN     ABDULLAH&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/cennete-uarak-giden-sahb-cafer-i-tayyr.html"&gt;Cennete uçarak giden sahâbî: CA'FER-İ TAYYÂR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/cebril-aleyhisselmn-ekline-girdii-sahb.html"&gt;Cebrâil aleyhisselâmın şekline girdiği sahâbî: DIHYE-İ     KELBÎ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamber-efendimizin-fedisi-eb-dcne.html"&gt;Peygamber efendimizin fedâisi: EBÛ DÜCÂNE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/mihmndr-reslullah-eb-eyyb-el-ensr.html"&gt;Mihmândâr-ı Resûlullah: EBÛ EYYÛB-EL     ENSÂRÎ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/en-ok-hads-i-erf-rivyet-eden-sahb-eb.html"&gt;En çok hadîs-i şerîf rivâyet eden sahâbî: EBÛ     HÜREYRE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/reslullahn-svrilerinden-eb-katde.html"&gt;Resûlullahın süvârilerinden: EBÛ KATÂDE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2005/01/tevbesi-ile-mehr-sahb-ebu-lbbe.html"&gt;Tevbesi ile meşhûr sahâbî: EBU LÜBÂBE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/kurn-kermi-en-iyi-okuyan-sahblerden-eb.html"&gt;Kur'ân-ı kerîmi en iyi okuyan sahâbîlerden: EBÛ     MÛSEL-EŞ'ARÎ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/ok-hads-rivyet-eden-yedi-sahbden-eb.html"&gt;Çok hadîs rivâyet eden yedi sahâbîden: EBÛ     SA'ÎD-İ HUDRÎ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/tek-bana-hicret-eden-sahb-eb-seleme.html"&gt;Tek başına hicret eden sahâbî: EBÛ SELEME&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/resulullahn-fedisi-eb-talh.html"&gt;Resulullahın fedâisi: EBÛ TALHÂ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/gfar-kbilsenin-reis-eb-zer-gifr.html"&gt;Gıfarî kâbilsenin reisî: EBÛ ZER GIFÂRÎ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/kdlk-yapan-sahblerden-ebdderd.html"&gt;Kâdılık yapan sahâbîlerden: EBÜDDERDÂ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/reslullahn-hizmetisi-enes-bin-mlik.html"&gt;Resûlullahın hizmetçisi: ENES BİN MÂLİK&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/evi-ilk-vakf-olan-sahb-erkam-bin-ebil.html"&gt;Evi ilk vakıf olan sahâbî: ERKAM BİN EBİ'L ERKAM&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/chiliye-devrinde-de-tek-bir-allaha.html"&gt;Câhiliye devrinde de tek bir     Allaha inanan sahâbî: ES'AD BİN ZÜRÂRE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/yemenli-sahblerden-feyrz-bin-deylem.html"&gt;Yemenli sahâbîlerden: FEYRÛZ BİN     DEYLEMÎ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/ilk-mslman-sahblerden-habbb-bin-eret.html"&gt;İlk Müslüman sahâbîlerden: HABBÂB BİN     ERET&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/ilk-mslman-olan-sahblerden-hlid-bin.html"&gt;İlk Müslüman olan sahâbîlerden: HÂLİD BİN SA'ÎD     BİN ÂS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/meleklerin-ykad-sahb-hanzala-bin-eb.html"&gt;Meleklerin yıkadığı sahâbî: HANZALA     BİN EBÛ ÂMİR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/daraacnda-ilk-namaz-klan-sahb-hubeyb.html"&gt;Darağacında ilk namaz kılan sahâbî: HUBEYB BİN ADİY&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/sevgili-peygamberimizin-srda-huzeyfe.html"&gt;Sevgili Peygamberimizin sırdaşı: HUZEYFE BİN YEMÂN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/ehdlerin-efendisi-hz-hamza.html"&gt;Şehîdlerin efendisi: Hz. HAMZA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamber-efendimizin-irlerinden-kb.html"&gt;Peygamber efendimizin şâirlerinden: KÂ'B BİN MÂLİK&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/reslullahn-svrilerinden-mikdd-bin.html"&gt;Resûlullahın süvârilerinden: MİKDÂD     BİN ESVED&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/reslullah-efendimizin-fedlerinden.html"&gt;Resûlullah efendimizin fedâîlerinden: MUHAMMED     BİN MESLEME&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/islmda-ilk-retmen-musab-bin-umeyr.html"&gt;İslâmda ilk öğretmen: MUS'AB BİN UMEYR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2003/01/hell-ve-harm-iyi-bilen-sahb-muz-bin.html"&gt;Helâl ve harâmı iyi bilen sahâbî: MU'ÂZ BİN CEBEL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/himoullarnn-en-yals-nevfel-bin-hris.html"&gt;Hâşimoğullarının en yaşlısı: NEVFEL BİN HÂRİS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/eshb-kirmn-mehr-kumandanlarndan-numn.html"&gt;Eshâb-ı kirâmın meşhûr kumandanlarından: NU'MÂN     BİN MUKARRİN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/mednede-ilk-veft-eden-muhcir-sahb.html"&gt;Medîne'de ilk vefât eden muhâcir sahâbî: OSMAN BİN MAZ'ÛN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/kbenin-hizmetinde-olan-sahb-osman-bin.html"&gt;Kâbe'nin hizmetinde olan sahâbî: OSMAN BİN     TALHÂ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamber-efendimizin-hatblerinden.html"&gt;Peygamber efendimizin hatîblerinden: SÂBİT BİN KAYS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/ensrn-en-hayrllarndan-sad-bin-muz.html"&gt;Ensârın en hayırlılarından: SA'D BİN MU'ÂZ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/ehd-olurken-nashat-eden-sahb-sad-bin.html"&gt;Şehîd olurken nasîhat eden sahâbî: SA'D BİN     REBİ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/hz-mere-benzeyen-vli-said-bin-mir.html"&gt;Hz. Ömer'e benzeyen vâli: SAİD BİN ÂMİR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/kurn-kermi-en-iyi-okuyanlardan-slim.html"&gt;Kur'ân-ı kerîmi en iyi okuyanlardan: SÂLİM MEVLÂ EBÛ HUZEYFE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/eshb-kirmn-okularndan-sehl-bin-hanif.html"&gt;Eshâb-ı kirâmın okçularından: SEHL BİN HANİF&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/mednede-en-son-veft-eden-sahb-sehl-bin.html"&gt;Medîne'de en son vefât eden sahâbî: SEHL BİN SA'D&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/piydelerin-en-hayrls-seleme-bin-ekv.html"&gt;Piyâdelerin en hayırlısı: SELEME BİN EKVÂ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/kardelerinin-ikence-ettii-sahb-seleme.html"&gt;Kardeşlerinin işkence ettiği sahâbî: SELEME BİN     HİŞÂM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/ehl-i-beytten-saylan-iranl-sahb-selmn.html"&gt;&lt;b&gt;Ehl-i beytten sayılan İranlı sahâbî: SELMÂN-I     FÂRİSİ&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/reslullahn-hizmetisi-sevbn.html"&gt;Resûlullahın hizmetçisi: SEVBÂN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/allah-yolunda-maln-mlkn-terkeden-sahb.html"&gt;Allah yolunda malını mülkünü terkeden     sahâbî:    SÜHEYB-İ     RUMİ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/yemme-kablesi-reisi-smme-bin-sl.html"&gt;Yemâme kabîlesi reisi: SÜMÂME BİN     ÜSÂL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/ik-saan-sahb-tufeyl-bin-amr.html"&gt;Işık Saçan Sahâbî: TUFEYL BİN AMR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/akabe-batlerinde-kavminin-temsilcisi.html"&gt;Akabe bî'atlerinde kavminin temsilcisi olan sahâbî: UBÂDE BİN SÂMİT&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/eshb-suffadan-ukbe-bin-mir.html"&gt;Eshâb-ı suffadan: UKBE BİN ÂMİR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/krati-ile-mehr-sahb-beyy-bin-kb.html"&gt;Kırâati ile meşhûr sahâbî: ÜBEYY BİN KÂ'B&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/reslullahn-ok-sevdii-sahblerden-sme.html"&gt;Resûlullahın çok sevdiği sahâbîlerden: ÜSÂME     BİN ZEYD&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/eshb-kirmn-sancaktarlarndan-seyd-bin.html"&gt;Eshâb-ı kirâmın sancaktarlarından: ÜSEYD BİN HUDAYR&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/kardeleri-tarafndan-ikence-gren-sahb.html"&gt;Kardeşleri tarafından     işkence gören sahâbî: VELÎD BİN     VELÎD&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/kardeleri-tarafndan-ikence-gren-sahb.html"&gt; &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;b&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/medneli-ilk-mslmanlardan-abdullah-bin.html"&gt;Medîneli ilk Müslümanlardan:  ABDULLAH BİN ATİK &lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-mezzinlerinden.html"&gt;Peygamberimizin müezzinlerinden:  ABDULLAH BİN ÜMM-İ MEKTÛM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/ensarn-muhaciri-diye-tannan-sahab.html"&gt;Ensarın muhaciri diye tanınan sahabî:  ABBAS BİN UBÂDE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/mminlerin-annelerinden-cveyriyye-binti.html"&gt;Müminlerin annelerinden: CÜVEYRİYYE BİNTİ HÂRİS &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-azatl-klelerinden-ebu.html"&gt;Peygamberimizin azatlı kölelerinden:  EBU RAFİ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-st-kardei-ebu-sfyan.html"&gt;Peygamberimizin süt kardeşi:  EBU SÜFYAN BİN HÂRİS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/hz-alinin-annesi-ftima-binti-esed.html"&gt;&lt;b&gt;Hz. Ali'nin annesi:  FÂTİMA BİNTİ ESED &lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/mekkeli-sahabilerden-haccac-bin-ilat.html"&gt;Mekkeli sahabilerden:  HACCAC BİN ILAT&lt;/a&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-ilk-hanm-hadice-tl.html"&gt;Peygamberimizin ilk hanımı:  HADİCE-TÜL KÜBRA &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-hanmlarndan-hafsa.html"&gt;Peygamberimizin hanımlarından: HAFSA BİNTİ ÖMER&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/allahn-kic-lkab-ile-tannan-kumandan.html"&gt;Allahın kıIıcı lâkabı ile tanınan kumandan     Sahâbî:  HÂLİD BİN VELİD&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-stannesi-halime-hatun.html"&gt;Peygamberimizin sütannesi: HALİME HATUN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamber-efendimizin-halasnn-kz-hamne.html"&gt;Peygamber efendimizin halasının kızı: HAMNE BİNTİ CAHŞ &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/mehur-kadn-air-sahabilerden-hansa.html"&gt;Meşhur kadın şair sahabilerden: HANSA HATUN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamber-efendimizin-airlerinden.html"&gt;Peygamber efendimizin şairlerinden:  HASSAN BİN SABİT&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamber-efendimizin-elilerinden-htib.html"&gt;Peygamber efendimizin elçilerinden:  HÂTİB BİN EBİ BELTEA &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-hanmlarndan-hz-aie-i.html"&gt;Peygamberimizin hanımlarından: Hz. AİŞE-İ SIDDIKA&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;/a&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-en-sevgili-kerimesi-hz.html"&gt;&lt;b&gt;Peygamberimizin en sevgili kerimesi:  Hz. FÂTIMA&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/cennet-genlerinin-efendisi-hz-hasan.html"&gt;Cennet gençlerinin efendisi:  Hz. HASAN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/cennet-genlerinin-seyyidi-hz-hseyin.html"&gt;Cennet gençlerinin seyyidi: Hz. HÜSEYİN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-hanmlarndan-hz-reyhane.html"&gt;Peygamberimizin hanımlarından:  Hz. REYHANE &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/cennetle-mjdelenenlerden-hz-said-bin.html"&gt;Cennetle müjdelenenlerden:  HZ. SAİD BİN ZEYD &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/mehur-islm-kumandanlarndan-ikrime-bin.html"&gt;Meşhur İslâm kumandanlarından:  İKRİME BİN EBİ CEHİL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/meleklerle-konuan-sahb-imrn-bin-husayn.html"&gt;Meleklerle konuşan Sahâbî:  İMRÂN BİN HUSAYN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-hrkasn-verdii-ir-sahb.html"&gt;Peygamberimizin hırkasını verdiği şâir Sahâbî:  KÂ'B BİN ZÜHEYR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/eshab-kiramn-okularndan-katade-bin.html"&gt;Eshab-ı kiramın okçularından:  KATADE BİN NU'MAN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-hanmlarndan-meymune.html"&gt;Peygamberimizin hanımlarından: MEYMUNE BİNTİ HÂRİS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/mehr-be-dhiden-biri-olan-sahb-muire.html"&gt;&lt;b&gt;Meşhûr beş dâhiden biri olan Sahâbî: MUĞİRE-TEBNİ ŞU'BE &lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/eshab-kiramn-elilerinden-ribi-bin-mir.html"&gt;Eshab-ı kiramın elçilerinden: RİBİ BİN ÂMİR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/ensrn-sancaktarlarndan-sad-bin-ubde.html"&gt;Ensârın sancaktarlarından:  SA'D BİN UBÂDE &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-halas-safiyye-binti.html"&gt;Peygamberimizin halası: SAFİYYE BİNTİ     ABDÜLMUTTALİB&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-hanmlarndan-safiyye.html"&gt;Peygamberimizin hanımlarından: SAFİYYE BİNTİ HUYEY &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/ailece-mslman-olan-sahabilerden-seddad.html"&gt;Ailece müslüman olan sahabilerden:  SEDDAD BİN EVS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-hanmlarndan-sevde.html"&gt;Peygamberimizin hanımlarından: SEVDE BİNTİ ZEM'A&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/eshb-kirmn-svrilerinden-srka-bin-mlik.html"&gt;Eshâb-ı kirâmın süvârilerinden:  SÜRÂKA BİN MÂLİK&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/hz-alinin-abisi-ukayl-bin-ebi-tlib.html"&gt;Hz. Ali'nin abisi:  UKAYL BİN EBİ TÂLİB&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-dads-mm-i-eymen.html"&gt;Peygamberimizin dadısı: ÜMM-İ EYMEN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-hanmlarndan-mm-i.html"&gt;Peygamberimizin hanımlarından:  ÜMM-İ HABİBE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/hz-alinin-kzkardei-mm-i-hni.html"&gt;Hz. Ali'nin kızkardeşi:  ÜMM-İ HÂNİ &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/hala-sultan-olarak-tannan-kadn-sahabi.html"&gt;Hala sultan olarak tanınan kadın sahabi: ÜMM-İ HİRAM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/hala-sultan-olarak-tannan-kadn-sahabi_01.html"&gt;Hala sultan olarak tanınan kadın sahabi:  ÜMM-İ HİRAM -2-&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/hz-ebu-bekirin-hanm-mm-i-ruman.html"&gt;Hz. Ebu Bekir'in hanımı:  ÜMM-İ RUMAN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/devsli-muhacir-hanm-sahablerden-mm-i.html"&gt;Devsli muhacir hanım sahabîlerden: ÜMM-İ ŞERİK &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/eshabn-kadn-kahramanlarndan-mm-i-mare.html"&gt;Eshabın kadın kahramanlarından: ÜMM-İ ÜMARE NESİBE HATUN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/yalanc-peygamber-mseylemeyi-ldren.html"&gt;Yalancı peygamber Müseyleme'yi öldüren sahabî: VAHŞİ &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/daraacndan-resulullaha-selam-gnderen.html"&gt;Darağacından Resulullaha selam gönderen sahabî: ZEYDBİN DESİNNE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/ilk-man-eden-kle-zeyd-bin-hrise.html"&gt;İlk îman eden köle:  ZEYD BİN HÂRİSE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/en-mehur-vahiy-ktibi-sahb-zeyd-bin.html"&gt;En meşhur vahiy kâtibi Sahâbî:  ZEYD BİN SÂBİT&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;/b&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="text" style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;a href="http://freedomhikaye.blogspot.com/2004/01/peygamberimizin-hanmlarndan-zeyneb.html"&gt;&lt;b&gt;Peygamberimizin hanımlarından:  ZEYNEB BİNTİ CAHŞ&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-2450531681018188219?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/2450531681018188219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=2450531681018188219' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/2450531681018188219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/2450531681018188219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2007/02/napolyon-bonapart.html' title='Napolyon Bonapart'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/__jgAuyff5oc/RdNHyyumk-I/AAAAAAAAAeY/Nt2eUUzS5hM/s72-c/Napolyon+Bonapart.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088736896213072</id><published>2005-10-14T21:05:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T21:44:34.110-07:00</updated><title type='text'>Osmanlı Sultanları</title><content type='html'>&lt;table  style="border-collapse: collapse; text-align: left; margin-left: auto; margin-right: auto; color: rgb(17, 17, 17);font-family:Times New Roman,Times,serif;" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="85%"&gt; &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Nâmı&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; Lakabı&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; Padisahlık&lt;br /&gt;Süresi Yıl&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; Tarihler&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;     &lt;/span&gt;        &lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-osman-gazi-hn.html"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;Sultân I. Osman Gâzi Hân&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;27&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1299-1326&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;2.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-orhan-gzi-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân Orhan Gâzi Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;33&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1326-1359&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;3.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-murad-i-hdvendigr.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. Murâd-ı Hüdâvendigâr&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;30&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1359-1389&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;4.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-byezid-hn-yldrm-byezid.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. Bâyezîd Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yıldırım Bâyezîd&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;13&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1389-1403&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;5.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-elebi-mehmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Çelebi Mehmed Hân &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1413-1421&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;6.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-murad-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Murad Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;30&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1421-1451&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;7.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/fatih-sultn-mehmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Fatih Sultan Mehmed Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;30&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1451-1481&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;8.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-byezid-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Bâyezîd Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1481-1512&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;9.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-selim-hn-yavuz-sultn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. Selim Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Yavuz Sultân Selim&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1512-1520&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;10.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-sleyman-hn-kanuni-sultan.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. Süleyman Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kânuni Sultân Süleyman&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;46&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1520-1566&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;11.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-selim-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Selim Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1566-1574&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;12.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-nc-murd-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân III. Murâd Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;21&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1574-1595&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;13.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-nc-mehmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân III. Mehmed Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1595-1603&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;14.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-ahmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. Ahmed Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;14&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1603-1617&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;15.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-mustafa-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. Mustafa Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;5&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1617-1623&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;16.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-osman-hn-gen-osman.html"&gt;Sultân II. Osman Hân&lt;/a&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Genç Osman&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;5&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1617-1622&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;17.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-drdnc-murd-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân IV. Murâd Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;17&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1623-1640&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;18.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ibrahim-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân İbrahim Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1640-1648&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;19.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-drdnc-mehmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân IV. Mehmed Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;39&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1648-1687&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;20.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-sleyman-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Süleyman Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;4&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1687-1691 &lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;21.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-ahmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Ahmed Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;4&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1691-1695&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;22.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-mustafa-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Mustafa Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1695-1703&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;23.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-nc-ahmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân III. Ahmed Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;27&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1703-1730&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;24.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-mahmud-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. Mahmud Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;24&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1730-1754&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;25.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-nc-osman-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân III. Osman Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;3&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1754-1757&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;26.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-nc-mustafa-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân III. Mustafa Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;17&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1757-1774&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;27.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-abdlhamid-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân I. AbdulHamid Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;15&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1774-1789&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;28.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-nc-selim-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân III. Selim Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;18&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1789-1807&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;29.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-drdnc-mustafa-hn.html"&gt;Sultân IV. Mustafa Hâ&lt;/a&gt;n&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1807-1808&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;30.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-mahmud-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Mahmud Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1808-1839&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;31.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-abdl-mecid-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân Abdulmecid Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;21&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1839-1861&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;32.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-abdlaziz-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân Abdulaziz Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;15&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1861-1876&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;33.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-beinci-murad-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân V. Murad Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;93 Gün&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1876&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;34.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-abdlhamid-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân II. Abdulhamid Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;33&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1876-1909&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;35.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-mehmed-red-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân Mehmed Reşat Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;9&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1909-1918&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;36.&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span class="text"  style="font-size:130%;"&gt;&lt;img src="http://www.linkci.com/image/gzz.gif" border="0" height="9" width="5" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/09/sultn-nc-mehmed-hn.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Sultân Vahideddin Hân&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;4&lt;/span&gt;&lt;/td&gt; &lt;td align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;1918-1922&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt; &lt;/table&gt; &lt;div style="text-align: justify; font-family: Times New Roman,Times,serif;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088736896213072?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088736896213072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088736896213072' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088736896213072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088736896213072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/osmanl-sultanlar.html' title='Osmanlı Sultanları'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088437347248256</id><published>2005-10-14T20:52:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:58:50.843-07:00</updated><title type='text'>Sultân Birinci Osman Gazi Hân</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;div  align="center" style="font-family:verdana;"&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;        &lt;/span&gt;&lt;center&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;        &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;" id="AutoNumber7" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;           &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;             &lt;td valign="top" width="20%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;             &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/01_osmangazi.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;td width="46%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;" id="AutoNumber8" border="0" cellpadding="8" cellspacing="0" width="100%"&gt;               &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                 &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span lang="de"&gt;1&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;/tr&gt;               &lt;tr&gt;                 &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;27 Yıl&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;/tr&gt;               &lt;tr&gt;                 &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1281, 1284, 1299&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;/tr&gt;               &lt;tr&gt;                 &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ertuğrul Gâzi Bey&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;/tr&gt;               &lt;tr&gt;                 &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Hayma Ana&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;/tr&gt;               &lt;tr&gt;                 &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1258&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;/tr&gt;               &lt;tr&gt;                 &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Vefâtı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1326&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;/tr&gt;               &lt;tr&gt;                 &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bursa'da  Osman Gâzi                  Türbesi'ndedir&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;/tr&gt;               &lt;tr&gt;                 &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Erkek Çocukları&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Pazarlı Bey, Çoban Bey, Hamid Bey,                  &lt;a href="http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-orhan-gzi-hn.html" style="text-decoration: none;"&gt;&lt;b&gt;Orhan Bey&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;, Alaeddin Ali Bey, Melik Bey, Savcı Bey.&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;/tr&gt;               &lt;tr&gt;                 &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kız Çocukları&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Fatıma Hatun&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;/tr&gt;             &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;/tr&gt;         &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;         &lt;/span&gt;&lt;/center&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;      &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı sultanlarının ilki. Dünyânın en uzun ömürlü  hânedanının ve en büyük devletlerinden Osmanlı Devletinin kurucusu. 1258  tarihinde Söğüt'te doğdu. Oğuzların Bozok kolunun Kayı boyundan Ertuğrul Gâzinin  oğludur.   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İslâm terbiyesiyle yetiştirildi. İslâmi ilimler öğretildi.  Devrin örf ve âdetince mükemmel bir askeri tâlim ve terbiyeyle yetişti. Ertuğrul  Gâzinin silâh arkadaşı ve kumandanlarından kılıç kullanmayı, kargı savunmayı,  ata binmeyi öğrendi. Onların gazâlarını dinledi. Yaptıklarından ibret alarak,  gençliğindeb itibâren gazalara katılıp, zaferler kazandı, kumandanlık  vasıflarını geliştirip kuvvetlendirdi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bizans'ın hâkimiyetindeki Batı Anadolu cihat memleketi  olduğundan, bölgede gazâ niyetiyle pekçok kumandan mücâhid, derviş ve her biri  birer gönül sultanı şeyh ve âlim bulunuyordu. Osman Gâzi; Anadolu'nun  İslâmlaştırılıp, Türkleşmesi faaliyetine katılan bu gönül sultanlarından,  ahilerden, Şeyh Edebâl'nin sohbetlerine katılıp, mâneviyâtını yükseltti. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1277 yılında, on dokuz yaşındayken bir gece rüyâsında; Şeyh  Edebâli'nin böğründen bir ay çıkıp, göğsüne girdiğini, sonra göbeğinden, bütün  âfâkı, gökyüzünü kaplayan bir ağacın çıktığını, yüksek dağ ve pınarlara gölge  saldığını ve insanların ondan çok faydalandıklarını gördü. Rüyâsını Şeyh Edebâli  hazretlerine anlattı. Hocası; ''Müjde ey Osman! Hak teâlâ sana ve senin evlâdına  saltanat verdi. Bütün dünyâ, evlâdının himâyesinde olacak, kızım Mâl Hâtun da  sana eş olacak.'' diyerek rüyâsını tâbir etti. On dokuz yaşındayken Şeyh  Edebâli'nin kızı Mâl Hâtun ile evlendi. Edebâli'nin kızının Bâlâ Hâtun olduğu da  rivâyet edilmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osman Gâzi cesâreti, zekâsı, cömertliği, İslâm dinine sadâkati  ve tatbikatı herkesçe takdir edildiğinden babası tarafından Kayı boyu beyliğine  aday gösterildi. Ertuğrul Gâzi, 1281 yılında vefât edince Kayı beyi oldu.  Anadolu Selçuklu Devletinin Bizans hudundaki Kayılar, Söğüt kışlağı ile Domaniç  yaylağı arâzisine hâkimdiler. Osman Gâzi, Kayı beyi olunca, hudut komşusu Bizans  tekfurları ile iyi geçinmeye çalıştı. Bunlar arasında en çok Bilecik tekfuru ile  anlaşıyordu. Boyda, eskiden beri yaylağa çıkarken, ağır eşyâları Bilecik  Tekfuruna emânet etmek, buna karşılık tekfura bâzı hediyeler sunmak geleneği  vardı. Emânetin teslimi ve alınması, silahsız kimseler ve kadınlar tarafından  yapılırdı. Aşiretlerin yaylaya çıkış ve dönüşlerinde, İnegöl Tekfuru yollarını  keserek, onlara zarar veriyor, bu yüzden sık sık çarpışmalar oluyordu. Osman  beyin kuvvet ve  nüfûsunun devamlı arttığını gören İnegöl Tekfuru Nikola,  komşularından tekbir alınmasını istedi. İnegöl Tekfurunun Bizanslılara ittifak  teklifi, Bilecik Tekfuru tarafından Osman Gâziye haber verildi. Tekfur  Nikola'nın, pazarköy (Ermenibeli) kuvvet topladığı tespit edilince, Osman Gâziye  haber verildi. Tekfur Nikola'nın, pazarköy'de  kuvvet topladığı tespit  edilince, Osman Gâzi, Kayı ileri gelenleri, kumandanlar ve arkadaşlarından  Akçakoca, Abdurrahman Gâzi, Aykut Alp, Konur Alp ve Turgut Alp ile görüşme  yaparak, İnegöl'ün fethine karar verdi. 1284'te Pazarköy'de meydana gelen  muhârebede, Osman Gâzinin yeğeni Bay Hoca şehit düştü. Muhârebe ardından Kulaca  Kalesi fethedildi. Mağlubiyet üzerine İnegöl Tekfuru ile Karacahisar Tekfuru  birleştiler. 1288 yılında Domaniç yakınında Erice (Ekizce) 'de yapılan  muhârebede, tekfurlar tekrar mağlup edildiler. Bu muhârebede de Osman Gâzinin  Ekizce muvaffakiyeti, Anadolu Selçuklu Sultânı Gıyâseddin Mes'ûd Şah tarafından  mükâfatlandırıldı. Gönderilen bir fermanla Söğüt Osman Gâziye yurt olarak  verildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultandan aldığı duâ sonrasından gazâ akınlarını daha da  hızlandıran Osman Gâzi, bir baskınla İnegöl Tekfurunu ve pekçok askerini  öldürdü. İnegöl'den pekçok ganimet aldı. İnegöl Tekfurunun öldürülmesi ve Osman  Gâzinin devamlı genişlemesi, Bursa ve İznik tekfurlarını telâşlandırdı. Osman  Gâzinin Bizans tekfurlarına karşı tâkip ettiği siyâset; Anadolu Selçuklu  Sultanlığınca takdir edilip, tekrar mükâfatlandırıldı. 1289'da bir fermanla  Söğüt'e ilâveten Eskişehir ve İnönü tarafları verilip, miri vergiden muaf  tutuldukları gibi Beylik âlametlerinden alem, tuğ, kılıç ile gümüş takımlı at da  gönderildi. Selçuklu sultanının hediyeleri alınıp, fermanı okununca Osman  Gâzinin gazâ akınları iyice hızlandı. İznik'e akın tertiplendiyse de kale  alınamadı pekçok ganimetle dönüldü. Karacahisar ile Yarhisar tekfurları, Osman  Gâzi aleyhine ittifak kurdular. 1291'de Karacahisar fethedilince, alınan  ganimetlerin beşte biri Anadolu Selçuklu Devleti başşehri Konya'ya gönderilip,  kalanlar muhârebeye katılan gâzilere dağıtıldı. 1292'de Sakarya ırmağının  kuzeyine akın yapıldı. Bu akınlarda Sorgan köyü, Göynük, Taraklı Yenicesi ve  Mudurnu taraflarının askeri mevkileri tahrip edilip, pekçok ganimet alındı.  Osman Gâzi, gazâlarda alınan ganimetleri hâlen kuruluş safhasında olan devletin  ihtiyaçlarını tamamlamakta kullanıyor, kalanlarını muhârebelere katılan gâzilere  dağıtıyordu. Osman Gâzinin teşkilâtlanmaya verdiği ağırlık 1298 yılına kadar  devam etti. Osman Gâzinin ileriye dönük faaliyetlerini, huduttaki Bizans  tekfurlarını daha da telaşlandırdı. Bilecik tekfuru da Osman Gâzi aleyhine  ittifak içine girdi. Bizans- Rum tekfurları, Osman Gâziyi muhârebe meydanında  öldürüp yenemeyeceklerini anlayınca, entrikaya başvurdular. Yarhisar Tekfurunun  kızıyla evlenecek olan Bilecik tekfurunun düğününe dâvet edip, öldürmeyi  plânladılar. Osman Gâziye suikast tertibi, dostu Harmankaya Tekfuru Köse Mihal  tarafından haber verildi. Gerekli tedbirleri alan Osman Gâzi, Bizans tekfurları  ile berâber dâvet edildiği düğüne, hediye olarak kuzu sürüsü gönderdi.Düğün  sonrası yaylaya çıkacağını bildirerek, eskiden olduğu gibi değerli eşyâlarının  kadınlar vâsıtasıyla kaleye alınmasını istedi. Bilecik Tekfuru, Bizans  tekfurlarıyla ittifâk hâlinde olduğundan Osman Gâzinin teklifini kabul edip,  düğün yeri olan Çakırpınarı'na gitti. Osman Gâzi aşiretin eşyâsı yerine atlara  silâh yükletip, harp hilesiyle, kırk kadar gâziyi kadın kılığında Bilecik'e  gönderdi. Aşiret kâfilesi Bilecik'e gidip, şehri ele geçirdi. Osman Gâzi de  düğünden dönen tekfurları kurduğu pusuyla yenilgiye uğratıp, düğüne katılanların  ve askerlerinin çoğunu öldürttü. Osman Gâziye karşı tertiplenen Bizans entrikası  lehe çevrilip, gelin dâhil, düğüne katılanların bir kısmı esir alındı. Geline  Nilüfer adı verilip, Osman Gâzinin oğlu Orhan Gâziye nikâhladı. Fethe devam  edilip, ertesi gün Yarhisar Kalesi kuşatıldı ve ele geçirildi. Osman Gâzinin  kumandanlarından Turgut Alp ve gâziler de İnegöl'ü fethettiler.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osman Gâzi Batı Anadolu'da Bizans hududunda fetihlerde  bulunurken, Moğolİlhanlılar da Anadolu'yu istilâ ettiler. İlhanlı Hükümdarı  Gazan Han Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Şahı İran'a götürdü. Bütün Türkiye  Selçuklu Devletinin toprakları, İlhanlıların eline geçti. İlhanlı zulmünden  hicret eden birçok Anadolu Selçuklu emiri ve mâiyeti, Osman Gâzinin gazâlarına  katılmak için hizmete geldi. Böylece Osman Gâzi 1281 yılından beri arâzisini  devamlı genişletip, gazâ niyetiyle hizmetine katılanlarla devamlı güçlendi.  Anadolu Selçuklu Sultanlığının fetret devrindeki iktidar boşluğundan faydalanan  Türk beyleri istiklâllerini ilân ettiler. Osman Gâzi de iyice kuvvetlenmişti.  1299'da istiklâlini ilân edip, tabilikten kurtuldu. Osman Gâziye istiklâl  alâmetleri olan ferman, sancak, alem, tuğ, kılıç ve at ile takımı önceden  verildiğinden, istiklâlin, ilân etmesiyle, devlet teşkilâtının müesseselerini  kurup, her kaleye subaşı, dizdar, kâdı tâyin etti.Köyler timar olarak sipâhilere  dağıtıldı. Bu arada Yundhisar ve Yenişehir kalaleri fethedildi. Osman Gâzi, yeni  fethedilen Yenişehir'i merkez, hâline getirdi. Burada idâri, iktisâdi ve sosyal  müesseseler inşâ ettirip, evler, dükkanlar, çarşı ve hamamlar yaptırdı. Devleti  beş idâri bölgeye ayırdı. Her bölgenin idâresine güvendiği, kâbiliyetli ve âdil  kumandanlar tâyin etti. Oğlu Orhan beye Sultanönü, Gündüz Alp'e Eskişehir, Aykut  Alp'e İnönü, Hasan Alp'e Yarhisar, Turgut Alp'e İnegöl bölgelerinin idâresini  verdi. Neticede dört yüz çadırla Türkiye Selçuklu bizans hududuna yerleştirilen  Kaya Aşireti, 1299'da Osman Gâzinin adına izâfeten Osmanlı hânedanı ve devletini  kurmuş oldu. Osman Gâzi İslâm dininin esaslarını, Türk örfünü teşkilât ve  müesseselerini safha safha yerleştirip, mükemmelleştiriyordu. Teşkilât ve  müessesini kurarken, İslâm dininin farzlarından cihat emrini de yapıyorlardı.  Devamlı genişleyip, teşkilâtlanan Osmanlı tehlikesini huduttaki tekfurlarla  hâlledemeyeceğini anlayan Bizans Kayseri ikinci Andronikos Poleologos, hassa  kumandanlarından Musalon'u Osman Gâzi üzerine sefere gönderdi. Musalon  kumandasındaki Bizans kuvvetleriyle Osman Gâzi 1302'de İznik'in kuzeydoğusundaki  Koyunhisar Kalesi mevkiindeki karşılaştılar. 27 temmuz 1301  târihinde  yapılan Koyunhisar Muhârebesinde Osman Gâzi muzaffer oldu. !302 yılında  Köprühisar Kalesi fethedildi. 1303'te Yenişehir'in güneybatısındaki Marmaracık  Kalesi fethedilip, İznik'in kuzeyindeki Katırlı Dağı eteğine kale yapıldı.  Kaleye Taz Ali kumandasındaki yüz asker bırakılarak İznik ablukaya alındı.  1306'da Bursa Tekfurunun idâresindeki müttefik Bizans tekfurlarına karşı   sefer yapıldı. Osman Gâzi müttefik Bizans tekfurlarının kuvvetini Dinboz'da  mağlup etti. Kestel, Kite ve Ulubad kaleleri Osmanlıların eline geçti. 1306'da  Osmanlılar, ilk defâ Ulubat tekfuruyla askeri antlaşma imzâladılar. Antlaşmaya  göre; mülteci Kite Tekfuru Osmanlılara iâde edilecek, Türkler Ulubat Nehrini  geçmeyecekti. Osman Gâzinin Osmanlı arâzisini devamlı genişletmesi Bizanslıları  telaşa düşürdü. Bizanslılar, İlhanlılarla akrâbalık kurarak, Osmanlı  taarruzlarından kurtulmak istediler. Bizans Kayseri kızı Maria'yı İlhanlı  hükümdarı Gazan Hana nişanladı. Onun ölümüyle de Olcaytu Hana nişanlayarak,  kalelerini Osman Gâzinin taarruzlarından kurtarıp, Osmanlı hakimiyetindeki  arâzilerin geri alınmasını ümit etti. Osman Gâzi, Bizans Kayserinin ittifak  arayışı içinde olduğu zamanda da gazâlarını sürdürdü. 1307'de İznik kuşatılıp,  Yalova'ya  akın düzenlendi. böylece Osmanlılar denize ulaştı. 1308'de  Marmara Denizindeki İmralı Adası fethedilip, deniz üssüne sâhip olundu.  Bizans'ın Bursa ile deniz ulaşımı ve irtibatı kontrol altına alındı. İznik  civârındaki Koçhisar fethedildi.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlıların Bizans hududunda tesis ettiği âdil idâre;  tekfurların zulmünden, vergilerin ağırlığından bıkan hıristiyan ahâliden başka,  kumandanların da takdirini kazanmıştı. 1313'te Harmankaya Tekfuru Mihal de Osman  Gâzinin maiyetine girip, Müslüman oldu. Köse Mihal Gâzi adını alarak, pekçok  muhârebeye katıldı. Osmanlı Devletine çok hizmeti geçti. Marmara sâhilinden  Karadeniz istikâmetinde gazâ akınlarına devâm eden Osmanlılar, 1313'te Akhisar,  Geyve, Lüblüce, Lefke, Hisarcık, Tekfurpınarı, Yenikale, Karagöz ve Yanıkçahisar  kalelerini fethettiler. Bursa, Osmanlı arâzisi ortasında bırakıldı. Bursa  ablukaya alınıp,  Kaplıca ve Uludağ istikâmetlerine iki kale yapıldı.  Kaplıca istikâmetindekinin kumandanlığına Osman Gâzinin yeğenlerinden Aktimur,  Uludağ tarafındakine Balaban tâyin edilip, kalelere kumandanlarının isimleri   verildi. 1313 yılından itibâren Bursa kuşatmaya alındı. Moğol istilâsından Batı  Anadolu'ya gelip, Kütahya'ya yerleşen Çavdarlı Aşiretinin Osmanlıya karşı  yaptığı düşmanca hareketler, Osman Gâzinin oğlu Orhan Gâzi tarafından  durduruldu. Oymahisar'da yapılan muhârebede Çavdaroğlu esir edilip, aşiretin  saldırganları cezalandırıldı. 1317 yılında Orhan Gâzi ve kumandanlarından Konur  Alp, Sakarya ve Karadeniz istikâmetindeki Karatekin, Ebesuyu, Karacebeş,  Tuzpazarı, Kapucuk ve keresteci kalelerini fethedip, bu mevkileri Osmanlı  hâkimiyetine aldılar. Akça koca Sakarya Nehrinin batısından İznik Kalesine kadar  olan mevkii fethetti. Buralara, adına izafeten, Koca-eli denildi. Osman Gâzinin,  gençliğinden beri Rum ve düşman tecâvüzlerine karşı sürdürdüğü askeri hazırlığı  ve mücâdelesi, devlet kurarken gerçekleştirdiği idâri ve siyâsi faaliyetler onu  altmış yaşından itibâren iyice yormaya başladı. Nikris (romatizma) hastalığından  da muzdaripti. Gazâ akınlarıyla yetişip, yiğitliği, cesâreti, bilgisi ve dinine  sadâkatiyle düşmanların korkusunu, Müslümanların takdirini kazanan oğlunun idâre  tarzını sağlığında görebilmek için, son yıllarındaki fetih hareketlerinde ve  siyâsi hâdiselerde Orhan Gâziyi vazifelendirdi. 1321'de Orhan Gâziyi Mudanya,  Kara Timurtaş Beyi de Gemlik seferine gönderdi. Mudanya feth edilip, Bursa  ablukası daha da  kuvvetlendi. Akınlara devam edilerek 1323'te Akyazı,  Ayanköy, 1324'te Karamürsel, 1325'te Orhaneli denilen Atranos feth edildi. Osman  Gâzi, 1314 yılından beri çevresini ablukaya alıp, kuşatma hâlinde tuttuğu  Bursa'nın fethini görmek istiyordu. Orhan Gâzi 6 nisan 1326 târihinde Bursa'yı  fethedip, Osman Gâzinin ve Müslümanların arzusunu yerine getirdi. Gâzilerin  akınları neticesinde, Bolu, Kandıra, Ermenipazarı ve Devehisarı feth edildi.  Bursa dâhil bütün fethedilen bölgeler imar olunarak, sâhipsiz evler gâzilere  dağıtıldı. Osmanlı teşkilât ve müesseseleri kuruldu. Hıristiyan ahâliden Osmanlı  ülkesinde oturanlar, İslâm dininin gayri müslimlerle alâkalı hukûku tatbik  edilerek vergilendirildiler. Osman Gâzinin, hastalığı Bursa'nın fethinden sonra  arttı. Hocası Şeyh Edebâli ve hanımı Mâl Hâtunun vefâtıyla hastalığı daha da  şiddetlendi. Vefât edeceği zaman, oğlu Orhan Beye vâsiyetnamesi, İslâmiyete olan  sevgi ve saygısını, Türk milletinin rahat ve huzurunu düşündüğünü ve insan  haklarına olan gönülden bağlılığını açıkça bildirmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;      &lt;b&gt;Vasiyetnâmenin özü şöyledir:&lt;/b&gt;       &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;''Allahü teâlânın emirlerine muhalif bir iş eylemiyesin!        bilmediğini şeriat ulemâsından sorup anlayasın! İyice bilmeyince bir işe        başlamayasın! Sana itâat edenleri hoş tutasın! Askerine in'âmı, ihsânı        eksik etmeyesin ki, insan ihsânın kulcağızıdır. Zâlim olma! Âlemi adâletle        şenlendir ve Allah için cihâdı terk etmeyerek beni şâd et! Ulemâya riâyet        eyle ki, şeriat işleri nizâm bulsun! Nerede bir ilim ehli duyarsan, ona        rağbet, ikbâl ve hilm göster! Askerine ve malına gurûr getirip, şeriat        ehlinde uzaklaşma! Bizim mesleğimiz Allah yoludur ve maksadımız Allah'ın        dinini yaymaktır. Yoksa, kuru kavga  ve cihângirlik davâsı değildir. Sana        da bunlar yaraşır. Dâima herkese ihsânda bulun! Memleket işlerini        noksansız gör! Hepinizi Allahü teâlâya emânet ediyorum.''  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı sultanları, bu vasiyetnâmeye candan sarılmış,        devletin 600 sene hiç değişmeyen anayasası olmuştur. Osman Gâzinin misâfir        kaldığı evde Kur'ân-ı kerim'e hürmeti, kurduğu osmanlı devletinin 623 yıl        din-i İslâm ile idâre edlip, 620 yıllık iktidarıyla yorumlanır. Osman Gâzi        vasiyetini yaptıktan sonra 1 ağustos 1326 târihinde Söğüt'e vefâT ettiİ.        kabri Bursa'daki Gümüşlü Kümmettedir. Osman Gâzinin Orhan beyden başka        Alâeddin Bey, Çoban Bey, Hâmid Bey, Melik Bey, Pazarlu Bey adında        oğulları, Fatma Hâtun adında bir kızı vardı. Ölümünden sonra devletin        başına oğlu Orhan Bey geçti. Osman Gâzi sâlih bir Müslüman olup, İslâm        ahlâkının iyi ve güzel vasıflarına sâhipti. Az sayıdaki aşiret        kuvvetleriyle, Bizans ordusunu ve tekfurlarını üst üste mağlup edip,        zaferler kazanan üstün bir kumandandı. Dünyânın en uzun ömürlü hânedanına        ve en büyük devletlerinden birini kurdu. Osman Gâzi kurduğu hânedanla; üç        kıta, yedi iklim, her çeşit ırk, dil, din, mezhep, fikir, kültür ve        medeniyetteki insanı, bünyesinde Osmanlı adı altında toplayan, Kur'ân-ı        kerim, hadis-ü şerif ve İslâm âlimlerince övülen mânevi hizmetlerin        mirasçısı ve idârecilik vasfının 13. yüzyılından 20. yüzyıla kadar        nesillere intikalcisidir. Osmanlı Devleti şer'i meselelerini, kuruluşundan        itibaren Hanefi mezhebi hükümlerince hâlletti. Kazâ merkezlerine,        şehirlere tâyin edilen, Hanefi mezhebine göre karar verirlerdi. Osman Gâzi        zamânında askeri teşkilat oğuz töresine göre olup, aşiret kuvvetlerine        dayanıyordu. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Târihçilerin, Osman Gâzi ve kurduğu        devlet hakkındaki ortak fikirleri özetle şöyledir: &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Türk ve İslâm târihinin en muhteşem devri Osmanlıların        eseridir. Onlar, milli ve İslâmi mefkûrelerinin dâhiyâne terkibi, siyâsi        istikrar ve sosyal adâletleri sâyesinde üç kıtanın ortasında ve Akdeniz        havzasında, beşer târihinde nizâm-ı âlem dâvâsının en kudretli        temsilcileri olmuşlardır. Osmanlı hânedanı, dünyâda hiçbir âileye nasib        olmayan büyük ve dâhi padişahları bir biri ardından yetiştirmekle, bu        devlete yanlız en büyük hayâtiyeti bahşetmedi. Onu milli, İslâmi ve insanı        ideâller çerçevesinde milletin kalbini kazanarak cihân hâkimiyeti        düşüncesinin de en sağlam teşkilâtı hâline getirdi. İslâm dininin,        beşeriyeti saâdete, adâlete ve insanlığa eriştirmek için, ilân ettiği        yüksek esaslar ve dünyâ nizâmı mefkûresi, Eshâb-ı kirâmdan sonra en ileri        derecesine osmanlı devrinde ulaşmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı sultanları ilmi ve ilim adamlarını memleketlere        sâhip olmaktan üstün tuttular. Kemâl sâhibi ilim erbâbını dâima takdir        edip onlara rağbet gösterdiler. Pâdişahlar, savaşta ve barışta, kânunların        düzenlemesinde, dinin bildirdiği hükümlere sâdık kalmakla yükselip        kuvvetlendiler. İşlerinde âlimlerle istişâre eylediler. Devlet        nizamlarının hazırlanıp, düzenlenmesini ve teftişini onlara havâle edip,        idâri mesuliyetlere onları da dâhil ettiler. Bunun için Osmanlı Devletinde        ulemâ sınıfı, hürmetli bir mevkideydi. Bu yüzden korkutmaya dayanmaktan        çok, adâleti yerleştiren kânunlar yapıldı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;Osmanlı Devleti, kavimler, dinler ve mezhebler arasında        sağlam bir âhenk, halk kitleleri arasında hiçbir fark ve tezâda müsâade        etmemekle, dünyâ târihinde milletlerarası en kudretli ve cihânşümûl bir        siyâsi varlık teşkil etti. Osmanlı Devleti ve sultanlarının dâvâlarıda        kendi tâbirleriyle ''Nizâm-ı âlem'' üzerinde toplanıyor. koca devletin        hikmet-i vücûdu ve cihâdı da, bu milli, İslâmi ve insani esaslara bağlı        bulunanbir cihân hâkimiyeti düşüncesine dayanıyordu. Bu düşünce, gerçekten        Türk-İslâm târihinde en yüksek derecesini bulmuş ve müstesnâ bir kudret        kazanmıştı. Bu büyük siyâsi varlık, eski ve yeni devletlerden farklı        olarak, ne dışta istilâ tehditlerine ve ne de içeride çeşitli ırk, din,        mezhep mensubları ve grubların huzursuzluk endişelerine mâruz bulunuyordu.        Osmanlı cihân hâkimiyeti ve dünyâ nizâmı ideâli, şüphesiz milli şuur ve        uyanış yanında asıl kaynağını İslâm dini ve onun cihâd rûhundan alıyordu.        Şeyh ve evliyânın himmetleriyle yükselen gazâ rûhu, küçük söğüt        kasabasından Bursa'ya ve bu medeniyet merkezinden de Rumeli'ne        yayılıyordu. bu arada Osmanlı Devletinin kuruluş ve cihâd rûhunun        yükselişinde tasavvuf da büyük kudret kaynağı idi. Gerçekten de Osmanlı        Devletinin kuruluş ve yükselişinde tasavvuf tarikatleri, şeyhler, veliler        ve dervişler birinci derecede rol oynamıştır. Osman Gâzi ve haleflerinin        etrâfı din adamları ve evliyâ ile dolmuş ve daha ilk günden Osmanlı        akınları gazâ mâhiyetini almıştır. Nitekim Osman Gâzi, dâmâdı olduğu büyük        tasavvuf âlimi Şeyh Edebâli'ye intisâb ederek her hususta onunla        istişârede  bulunurdu. Kendisinden sonra gelecek Osmanlı sultanlarına da        İslâm âlimlerine hürmet edilmesini, onlara her türlü kolaylığın        gösterülmesini ve her işte kendilerine danışılmasını tavsiye etti. Bu        vasiyete lâyıkıyla uyan Osmanlı sultanları, fethettikleri yerleri medrese,        zâviye, imâret, dârülkurrâ ve türbelerle kutsileştirmişler, buralarda        yetişen âlimlerle dünyâya İslâmiyeti yaymışlar, asırlarca maddi ve mânevi        güç ve emeklerini bu uğurda harcamışlardır&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088437347248256?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088437347248256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088437347248256' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088437347248256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088437347248256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-osman-gazi-hn.html' title='Sultân Birinci Osman Gazi Hân'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088429182437722</id><published>2005-10-14T20:50:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:51:31.923-07:00</updated><title type='text'>Sultân Orhan Gâzi Hân</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;" id="AutoNumber2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td width="25%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/02_orhangazi.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="64%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;" id="AutoNumber3" border="0" cellpadding="8" cellspacing="0" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="68%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span lang="de"&gt;2&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="68%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;33 Yıl&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="68%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1326&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="68%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osman Gâzi Hân&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="68%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Mal Hatun&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="68%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1288&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Vefâtı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="68%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1359&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="68%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bursa'da  Osman Gâzi&lt;span lang="de"&gt;               &lt;/span&gt;Türbesi'ndedir&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Erkek Çocukları&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="68%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Süleyman Paşa, Birinci Murad, İbrahim, Halil, Kasım.&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kız Çocukları&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="68%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Fatma Hatun&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;           &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı sultanlarının ikincisi. 1281 yılında  Söğüt’te doğdu. Babası Osmanlı Devleti ve hânedânının kurucusu Osman Gâzi,  annesi Şeyh Edebâli’nin kızı Mal Hâtundur. İslâm terbiyesiyle yetiştirildi. İyi  bir eğitim ve öğretim gösterilerek büyütüldü. Gâzilerin gazâlarını ve meşhur  İslâm mücâhidlerinin, âlimlerinin, evliyâların menkıbelerini dinleyerek  şuurlandı. Osman Gâzinin kumandanları ve arkadaşlarından silah tâlimi gördü.  Devrin silahlarını mahâretle kullanmasını ve muhârebe taktiklerini öğrendi.  Osmanlı Devletinin kuruluşunda hizmet aldı. Küçük yaştan îtibâren devletin  teşkilâtlanıp müesseseleşmesinde lâzım olan tecrübelere sâhip oldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Orhan Gâzi, gençliğinden îtibâren Bizans  tekfurlarıyla yapılan gazâlara katıldı. Muhârebelerde gösterdiği muvaffakiyetle  babasının ve gâzilerin takdirini kazandı. 1298’de Bizanslıların tertiplediği  Osman Gâzinin de dâvet edildiği sûikast plânlı düğüne katıldı. Tedbirli hareket  eden Osman Bey, Yarhisar ve Bilecik’i fethederken Bilecik &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra02.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;tekfurunun oğluna gelin  gitmekte olan Yarhisar tekfurunun kızı Holofira’yı da esir aldı. Holofira  İslâmiyeti kabul edip, Müslüman oldu. Nilüfer adını aldı. Orhan Bey, Nilüfer  Hâtunla evlendi. BabasıOsman Gâzi, 1299 târihinde istiklâlini îlân edince,  devleti idârî bölgelere ayırdı. Orhan Gâzi 1301’de Sultanönü bölgesinin  beyliğine tâyin edildi. 1302’de Yenişehir ile İznik arasındaki Köprühisar’ın  fethine gönderildi. Köprühisar’ı fethedip, Çavdarlı aşiretinin Osmanlı hudûduna  tecâvüzlerinin önüne geçti. 1315’te Çavdar beyini esir alıp, Çavdarlı aşîretinin  suçlularını cezâlandırdı. 1317’de Karatekin, Karacebeş, Tuzpazarı, Kapucuk ve  Keresteci kalelerinin fetih harekâtına katıldı. Muhârebelerde gösterdiği  muvaffakiyetle babası ve gâzilerin kendisine olan güvenini daha da arttırdı.  Osman Gâzi, 1320 yılından îtibâren, yaşının ilerlemesi ve romatizmasının  şiddetlenmesiyle, oğlunun idâresini görmek istedi. Orhan Gâziyi seferlerde  kumandan tâyin etti. 1321 Mudanya-Gemlik Seferinde, Mudanya’yı fethetti.  Bursa’nın denizle irtibâtını kesti. 1325’te Bursa’nın güneyindeki Atranos’u  fethedince, şehrin ablukasını daha da şiddetlendirdi. 1326 yılında Bursa’nın  Pınarbaşı mevkiine gelerek, karargâhını kurdu. Şehrin kalesini kuşattı. 1314  yılından beri abluka altındaki Bursa Kalesini kurtarmaktan ve yardımdan ümîdini  kesmiş olan kale kumandanı, teslim şartlarını görüşmeye mecbur kaldı. Orhan Bey,  6 Nisan 1326 târihinde Bursa’yı teslim aldı. Osman Gâzi Bursa’nın fethini  işitince memnun olup, Orhan Beyi yerine vâris tâyin etti. Diğer evlatlarının ve  kumandanlarının Orhan Beye bîat edip, ona karşı itâatli olmalarını bildirdi.  Osman Beyin Bursa’nın fethinden önce, fetih sırasında veya fetihten sonra  öldüğüne dâir kaynaklarda muhtelif rivâyetler mevcuttur. Ancak bu kaynakların  çoğuna göre Osman Bey, Bursa’nın fethinden hemen sonra vefât etmiş ve Gümüşlü  Kümbete defnedilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı Devletinin ikinci sultânı olarak tahta geçen Orhan Gâzi, Alâaddîn Paşayı vezir tâyin etti. Devlet Merkezi Yenişehir’den Bursa’ya nakledildi. Askerî, idârî faâliyetlere ağırlık verilip, iktisâdî müesseseler kuruldu. Aşîret kuvvetlerine ilâveten “yaya” denilen piyâde sınıfı orduya dâhil edildi. Orhan Gâzi, 1327’de Bursa’da gümüş akçesini darbettirdi. Tâyinlerde bulunup, Akçakoca’ya Kandıra, Kara Mürsel’e İzmit Körfezinin güneyi ve Abdurrahmân Gâziye de yeni fethedilen Aydos ve Samandra’nın idâresi verildi. Bu kumandanlar, bulundukları mevkilerde fetihlerle de vazîfeliydiler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlıların Boğaz sâhillerine kadar genişlemeleri Bizans’ı telâşlandırdı. Türklerin Sakarya Irmağı sâhilinden Karadeniz istikâmetinde ilerlemesini durdurmak ve İznik kuşatmasını kaldırtmak için, Bizans İmparatoru Üçüncü Andronikos ordu hazırladı. 1329 yılında İstanbul’un Anadolu yakasına geçti. Floken’de karargâhını kurdu. Orhan Gâzi, İznik kuşatmasına bir miktar asker bırakarak, sekiz bin kişilik kuvvetle Bizanslılara karşı harekete geçti. Maltepe (Pelekanon) mevkiinde düşmanla karşılaştı. 1329 Mayısında meydana gelen Osmanlı-Bizans muhârebesi, sabahtan akşama kadar sürdü. Bizans İmparatoru bir günlük muhârebenin sonunda, büyük ümitlerle Rumeli’nden Anadolu’ya geçirdiği ordusunun, Osmanlılar karşısında dayanamayacağını anladı. Gece karanlığından istifâde etmeyi düşünen İmparator, muhârebe meydanından karargâhına dönmek isterken Orhan Gâzi, fırsatı kaçırmadı. Gece muhârebe şartlarını iyi bilen ordusuyla Bizanslıları tâkibe geçti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bizans ordusu gece taarruzuna uğrayınca, paniğe kapılarak, birbirine girdi. İmparator yaralı vaziyette canını kurtarabildiyse de, ordusu imhâ edildi. Savaşı kazanan OrhanGâzi, İznik şehrinin kuşatmasını şiddetlendirdi. Bizanslıların İznik kumandanı, Pelekanon Muhârebesinin netîcesini öğrenince, artık kendisine yardım edilemeyeceğini kestirdiğinden, Osmanlıların adâletine sığınarak teslim oldu. Kaleyi teslim alan Orhan Gâzi, ahâliden arzu edenlerin eşyâlarıyla birlikte gitmesine müsâade etti. AyrıcaOsmanlı Devletinin tebaası olarak kalıp, yalnız cizye vermek şartıyla, âdet ve ananelerini muhâfaza edebileceklerini de îlân etti. Halkın büyük çoğunluğu Osmanlı idâresini tercih etti. Muhârebe ve kuşatmada eşleri ölen kadınlar, Orhan Gâziye mürâcaat edip, sâhipsiz kaldıklarını, Müslüman olup, Osmanlılardan isteyenlerle evlenebileceklerini bildirdiler. Orhan Gâzi, İznik’in yerli kadınlarının arzularını îlân edip, isteyenlerin bunlarla evlenebileceklerini ve bunlarla evlenenlerin İznik muhâfazasında vazîfelendirileceğini açıkladı. Ayrıca halktan İznik’te kalıp Müslüman olmayanlara, İslâmiyetin gayri müslimlere olan hukûku tatbik edilip, vergilendirildi. Osmanlı Devletinin merkezi, geçici olarak İznik’e taşındı. Şehir îmâr edilip, İslâmî eserlerle süslendi. Orhan Gâzi, İznik’in en büyük kilisesini câmiye çevirtip burada Cumâ namazını kıldı.  &lt;span style="" lang="IT"&gt; Manastırını da medreseye çevirtti. İmâret yaptırdı. Orhan Gâzinin hayırsever hanımı Nilüfer Hâtun, imâret; oğlu Süleymân Paşa medrese ve diğer hayır sâhipleri de şehirde pekçok sosyal tesis kurdular. Bundan sonra, bölgenin ticârî bakımdan meşhur şehirlerinden olan İzmit’in kuşatılması şiddetlendirildi. Bizans İmparatoru, deniz yoluyla İzmit’in yardımına geldi. Orhan Gâzi Osmanlı Devletinin ilk sulh antlaşmasını, İzmit’in muhâsarası esnâsında, Bizans İmparatoru Üçüncü Andronikos ile yaparak kuşatmayı kaldırdı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt; 1331’de Taraklı, Mudurnu ve Göynük kasabaları Osmanlı ülkesine katıldı. 1333’te Gemlik, 1336’da Kirmasti, Mihaliç ve Ulubad kasabaları fethedildi. 1337’de şiddetli bir şekilde tekrar kuşatılan İzmit teslim olmak zorunda kaldı. İzmit’in fethiyle Kocaeli Yarımadasının tamâmı Osmanlıların eline geçti. Daha sonra Hereke, Yalova ve Armutlu’nun da fethedilmesiyle Osmanlı Devletinin hudûdu Boğaz sâhiline dayandı. Bizans’ın Anadolu ile irtibatı sâdece Şile veBoğaziçi’nde kaldı. Orhan Gâzinin Bizans’ı iyice sıkıştırması, Üçüncü Andronikos’u antlaşmaya mecbur etti. 1341 Osmanlı-Bizans Antlaşmasına göre Anadolu’daki Şile ve Üsküdar Orhan Gâzinin akıncılarından emin olmak şartı ile diğer yerler Osmanlı Devletine kaldı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt; Diğer taraftan Karesi beyinin ölümü üzerine, babasının yerine geçen Demirhan’a muhâlefet eden kardeşi Dursun Bey ölüm korkusu yüzünden Orhan Gâziye sığındı. Dursun Bey, birâderlerinin yerine hükümdâr olmak için Orhan Gâziden yardım istedi. Dursun Bey yardım edildiği takdirde Balıkesir ile berâber bâzı şehirleri Osmanlılara vermeyi vâd etmesi üzerine Orhan Gâzi, Karesi üzerine sefere çıktı. Demirhan Bey, Orhan Gâzinin üzerine geldiğini duyunca, Balıkesir’den Bergama’ya kaçtı. Bergama’nın muhâsarası sırasında Dursun Bey kaleden atılan okla öldü. Teslim olmaya mecbur kalan Demirhan Bey Bursa’ya getirildi. Balıkesir, Manyas, Edincik, Kapıdağı ve havâlisi Osmanlı topraklarına katıldı. Bu arada Bizans’taki saltanat mücâdelesinde taht iddiâcıları Orhan Gâzinin desteğini sağlamak istediler. Altıncı Yuannis Kantakuzen, kızı Teodora’yı Orhan Gâziye verdi. Orhan Gâzi, 5000 Osmanlı askerini Avrupa kıtasına geçirip Kantakuzen’e yardımcı gönderdi. Yardım için Trakya’ya geçen Osmanlı askeri, bölgede keşif yaparak çevreyi tanıdı. Orhan Gâzinin desteğiyle Bizans tahtına sâhip olan Altıncı Yuannis Kantakuzen, 1347’de dâmâdını Üsküdar’a dâvet ederek görüştü. Orhan Gâzi Üsküdar’da üç gün misâfir kaldı. Kantakuzen, Bizans tahtındaki yerini sağlamlaştırınca Papa’yla gizli irtibat kurdu ve Akdeniz, Ege, İstanbul ve Karadeniz’de koloni rekâbetindeki Venediklileri destekledi. Buna karşılık Orhan Gâzi de Cenevizlilere yardım etti. Ayrıca 1352’de Üsküdar ve Kadıköy ile Marmara adalarını fethettirdi. Kantakuzen aleyhine Bulgarlar ve Sırplar batıdan harekete geçince Osmanlılara karşı Papalık ile ittifak içinde olmasına rağmen, Orhan Gâziden yardım istedi. Orhan Gâzi, Bizanslılardan Gelibolu Yarımadasındaki kalelerden birinin verileceğine âit söz alınca oğlu Vezir Süleymân Paşa kumandasında on bin kişilik bir Osmanlı kuvveti gönderdi. Kantakuzen, Osmanlı askerinin yardımıyla Dimetoka’da Bulgar ve Sırplara karşı başarılı muhârebeler yaptı. Orhan Gâzinin oğlu Süleymân Paşa Anadolu’ya dönerken Bizans İmparatorunun Gelibolu Yarımadasında Osmanlılara verdiği Çimpe Kalesinde asker bıraktı. Osmanlıların 1353’te Çimpe Kalesine yerleşmeleriyle Rumeli’deki fetihler için üsse sâhip olmaları, bölgenin kontrolünü sağladı. 1354’te Gelibolu’nun fethi ile Avrupa kıtasındaki Osmanlı toprakları devamlı genişledi. Süleymân Paşa kumandasındaki Osmanlı kuvvetlerinin Bolayır ve Tekirdağ’ına kadar, bütün Marmara kıyılarına hâkim olmaları, Kantakuzen’i telaşlandırdı. Osmanlıları bölgeden atma faâliyeti içine girdi. Orhan Gâzi ile İzmit’te görüşüp, Çimpe Kalesini on bin altın karşılığı satın alabileceğini söyledi ve Osmanlı kuvvetlerinin Gelibolu’dan çıkmalarını istedi. Orhan Gâzi, teklifleri kabul etmedi. Kantakuzen, Balkan ve Hıristiyan devletleriyle ittifak kurmak istediyse de müttefik bulamadı. Kantakuzen, 1355’te Bizans tahtından indirilince, yerine Yuannis Paleolog getirildi. Yuannis, Osmanlıların Avrupa kıtasındaki hâkimiyetine karşı koyulamayacağını bildiğinden Orhan Gâzi ile iyi geçinme yolunu seçti. Orhan Gâzinin oğlu Halil’i korsanlardan kurtarıp, on yaşındaki kızını Osmanlı şehzâdesine vermeyi kararlaştırdı. Ancak daha sonra Papalık ile münâsebetlerde bulundu. Hattâ Bizans’ın Ortodoksluğu bırakarak katolikliğe geçmesini plânladı. Böylece Lâtin devletlerinden daha çok yardım alacağını ümit ediyordu. Buna karşılık Orhan Gâzi fetih hareketini hızlandırdı. Süleymân Paşa, 1356 senesinde Doğu Trakya’ya geçerek Malkara ile Keşan ve Çorlu’yu aldı. Bölgedeki Osmanlı hâkimiyetini kuvvetlendirmek için Anadolu’dan Türk-İslâm nüfûsu getirilerek iskân edildi. Rumeli fütûhatında, Osmanlıların yerli ahâliye iyi muâmelesi, din, mezhep, dil hoşgörüsü; can, mal, ırz, emniyeti sağlaması, bölgeye sulh, sükûn, huzur ve refâh getirdi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;      &lt;span lang="IT"&gt;Trakya’da bu son fetihlere kardeşi Murâd        Beyle devâm eden Süleymân Paşa, 1359 senesinde bir avı tâkibi sırasında        düşerek kırk üç yaşında vefât etti. Rumeli fethine Gâzi Murâd Bey devam        etti. Oğlunun vefâtına ziyâdesiyle üzülen Orhan Gâzi rahatsızlandı.        Veliahtlığa getirdiği Murâd Beye şu nasîhatlarda bulundu:&lt;o:p&gt;       &lt;/o:p&gt;       &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span lang="IT"&gt;“Oğul, saltanatına mağrûr olma. Unutma        ki, dünyâ, hazret-i Süleymân’a kalmamıştır. Unutma ki, dünyâ saltanatı        geçicidir, lâkin büyük bir fırsattır. Allah yolunda hizmet ve Peygamber        efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) şefâatine mazhariyet için, bu        fırsatı iyi değerlendir. Dünyâya âhiret ölçüsüyle bakarsan ebedî saâdeti        fedâ etmeye değmediğini göreceksin. Oğul! Rumeli Hıristiyanları rahat        durmayacaktır, sen o cânibe yürü. Rumeli fethini tamamla. Kostantiniye’yi        ya fethet, yâhut fethe hazırla, civardaki Türk beyleriyle mesele        çıkarmamaya çalış. Ahâli her ne kadar bizi istese de başlarında bulunan        beyler, beyliklerinden geçme taraftârı gözükmez. Daha bir zaman idâre        edecekler, lâkin sonunda olmuş meyve gibi avucuna düşecekler. Anadolu’da        gâile çıkmazsa Rumeli işini rahat halledersin. Bu yüzden Anadolu’nun        sessizliğini bozmamaya gayret et. Cennetmekân babam Osman Gâzi Han, Söğüt        ve Domaniç’ten ibâret bir avuç toprağı beylik yaptı. Biz Allah’ın izniyle        beyliği hanlığa çevirip sultanlığı ikmal ettik. Sen daha da büyüğünü        yapacaksın. Osmanlıya iki kıta üstünde hükmetmek yetmez. Zîrâ i’lâ-yı        kelimetullah azmi dünyâya sığmayacak kadar yüce bir azimdir. Selçuklunun        vârisi biz olduğumuz gibi Roma’nın vârisi de biziz. Oğul, Kur’ân-ı        kerîm’in hükmünden ayrılma. Adâletle hükmet. Gâzileri gözet.        &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;Dîne hizmet edenlere hizmeti        şeref say. Fakirleri doyur. Zâlimleri ise cezâlandırmakta tereddüt        gösterme. En kötü adâlet, geç tecellî eden adâlettir. Sonunda hüküm        isâbetli dahi olsa, geciken adâlet zulümdür. Oğul, biz yolun sonuna        geldik, sen daha başındasın. Cenâb-ı Mevlâ saltanatını mübârek kılsın.”&lt;o:p&gt;       &lt;/o:p&gt;       &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;1360’ta rahatsızlığı artarak vefât        etti. Bursa’daki Gümüşlü Kümbet’e defnedildi.&lt;o:p&gt;       &lt;/o:p&gt;       &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;Şahsiyeti nesillere örnek mâhiyette        olan Orhan Gâzi, halîm selîm olup, son derece merhametliydi.        &lt;/span&gt;&lt;span lang="IT"&gt;Kolay kızmaz, kızınca da belli        etmezdi. Askerlerini ve tebeasını kendisinden fazla korurdu. Muhârebelerde        zâyiât durumuna dikkat ederdi. Zâyiâta sebep olacak yerlerin fethini        kuşatmayla kolaylaştırıp, teslimini beklerdi. Çok âdildi. Dîni bütün bir        Müslüman olup, ülkede İslâm hukûkunu tereddütsüz tatbik ettirirdi. Orhan        Gâzinin İslâm ahlâkına hayrân olup adâletine gıbta eden Hıristiyanlar,        kendi soyundan ve dîninden hânedânların yerine, Osmanlı idâresini tercih        ederlerdi. İyi bir teşkilâtçı, cesur bir kumandan olduğu gibi mükemmel bir        idâreciydi. İlme, âlimlere ve gönül sultanı mânevî şahsiyetlere        hürmetkârdı. Âlimlerin sohbetinde bulunup, onlarla istişâre ederdi. Îmâr        ve iskân siyâsetine önem verip, devrinde fethedilen beldelere Türk-İslâm        nüfûsu yerleştirirdi. Osmanlı ülkesinin nüfûzunu arttırıp, devleti        müesseseleştirdi.&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;       &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span lang="IT"&gt;Devletin topraklarını altı misli büyüten        Orhan Gâzinin vefâtı sırasında Osmanlı Devleti Bilecik, Bursa, Balıkesir,        Bolu ve civârı, Kocaeli, Sakarya, Eskişehir, Çanakkale, İstanbul’un birkaç        kalesi hâriç Anadolu yakası, Ankara, Ayaş, Beypazarı, Nallıhan,        Kızılcahamam, Haymana, Polatlı, Soma, Kırkağaç, Domaniç, Bergama, Dikili,        Kınık, Marmara Adaları, Trakya’da Tekirdağ, Lüleburgaz, İpsala, Keşan gibi        şehir ve kalelere hâkim bulunuyordu.&lt;o:p&gt;        &lt;/o:p&gt;       &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span lang="IT"&gt;Orhan Gâzi, Sultan olunca, devlet        teşekküllerini kuvvetlendirdi ve yenilerini kurdu. Saltanatının üçüncü        yılında hükümdârlık alâmetinden olarak Bursa’da gümüşten akçe kestirdi.        Akçenin bir tarafında Kelime-i şehâdet ile Hulefâ-i Râşidîn’in        (radıyallahü anhüm) isimleri yâni; Ebû Bekr, Ömer, Osmân ve Ali yazılı        idi. Diğer tarafında; Orhan bin Osman, basıldığı târih olan H.727 ve        Osmanlıların mensup olduğu Kayı boyunun damgası vardı.&lt;o:p&gt;       &lt;/o:p&gt;       &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span lang="IT"&gt;Osmanlı Devletinde ilk fütûhatı yapanlar        aşîret kuvvetleri olup, hepsi atlı idi. Bu kuvvetler uzun süre muhâsara        hizmetlerinde bulanamadıkları için muvaffakiyetler gecikiyordu. Orhan        Gâzi, bu yüzden Bursa’nın fethinden sonra, askerî teşkilâtta yenilikler        yaptı. Türk gençlerinden dâimî ve esaslı bir yaya ordusu kuruldu.        &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;Askerî birliklerde onluk sistem        tatbik edildi. Piyâde askerler, onar, yüzer kişilik manga ve bölüklere        ayrıldı. On kişiye onbaşı ve yüz kişiye yüzbaşı zâbitler tâyin edildi. Bin        mevcutlu kuvvetlerin başındakilere de binbaşı rütbesinde subaylar tâyin        edildi. Müsellem denilen süvârî kuvvetinin otuz askeri, bir ocak kabûl        edildi. İlk plânda biner kişilik birlikler hâlinde kurulan yaya ve        müsellem askerlerinin sayıları zamanla arttırıldı. Günlük birer akçe olan        ücretleri, iki akçeye çıkartıldı. Ayrıca muhârebe dışında        işleyebilecekleri arâziler de verildi. Timar sisteminin tatbikiyle askerî        hizmete tâyin edilenlerin miktârı, tertip edilen kadroyu çok geçtiğinden,        bunların nöbetle sefere gitmeleri ve sefere gidenlere, gitmeyenlerin        yardımcı olmaları kânun hâline getirildi. Sefere gitmeyenlere “yamak”        denildi. Yamaklara yardım karşılığı ücret verilirdi.&lt;o:p&gt;       &lt;/o:p&gt;       &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;Osmanlı devlet teşkilâtı ilk defâ        Orhan Gâzi zamânında teşkil olundu. İlk devlet teşkilâtında Anadolu        Selçukluları ile İlhanlıların teşkilâtları örnek alınarak bir hükûmet        mekanizması kuruldu. Bunun esâsı Beylik merkezindeki dîvândı. Bu dîvâna        devlet reisi olan pâdişâh başkanlık ettiği gibi îcâbında pâdişâh adına        vezir de başkanlık yapabilirdi. Osmanlı Devletinin ilk veziri Orhan        Gâzinin tâyin ettiği Hacı Kemâleddîn oğlu Alâeddîn Paşa idi. Vezirler        “paşa” ünvânını taşırlardı. Devletin askerî ve idârî bütün işlerinde        pâdişâha yardımcı olurlardı. Şehir ve kazâlar kâdı ve subaşıların        idâresindeydi. Kâdı, idârî ve adlî; subaşı da âsâyişle askerî işlere        bakardı. Orhan Gâzi devrinde en yüksek kâdılık makâmı Bursa kâdılığı olup,        tâyinlere de bakardı.&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;       &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;Orhan Gâzi devrinde fethedilen        beldeler, ilmî, mîmârî ve sosyal tesislerle süslendi. İznik fethedilince,        manastırını medreseye çevirterek ilk Osmanlı medresesini kurdu. Yine        İznik’te yaptırmış olduğu imâretin açılışında kendi eliyle fakirlere ve        gâzilere aş dağıttı. Ahâlisinden müslim ve gayri müslim hiç kimsenin aç ve        açıkta kalmamasına gayret etti. Bursa’da, câmi, imâret, tabhâne, yol,        köprü ve hamamlar yaptırdı. Hanımı Nilüfer Hâtun da; İznik’te bir imâret,        Nilüfer Çayı üzerinde köprü ve çeşme gibi pekçok hayrât inşâ ettirdi. İlk        Osmanlı medresesi olan İznik Medresesinin müderrisliğine zâhirî ve bâtınî        ilimlerde derin âlim Dâvûd-i Kayserî tâyin edildi. Dâvûd-i Kayserî, Şeyh-i        Ekber Muhyiddîn-i Arabî hazretlerinin Füsûs-ül-Hikem adlı eserini Matla-ı        Husûs-il-Kelim fî Şerh-i Füsûs-ül-Hikem adıyla şerh edip, talebelerine        okuttu. Bu eser, güzel İslâm ahlâkının Osmanlı topraklarında yayılmasında        rol oynadı.&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;       &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;Orhan Gâzi, gâzilerin yetişmesinde,        yeni fethedilen yerlerin İslâm beldesi olmasında, fetih öncesi        hazırlıkların yapılmasında, cihâd esnâsında askerin şevke getirilmesinde        büyük emekleri geçen âlimler ve dervişlere de hürmet edip onların        barınmaları ve hizmetlerini kolayca îfâ edebilmeleri için, tekke ve        zâviyeler yaptırdı. Bu dervişlerden Geyikli Baba ve Derviş Murâd        meşhurdur.&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;       &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt;&lt;span lang="EN-GB"&gt;Orhan Gâzi, vefât ettiği zaman;        Murâd, İbrâhim ve Halil ismindeki üç oğlu hayatta idi. Süleymân Paşa ve        Kâsım isimlerindeki oğulları kendisinden önce vefât etmişlerdi. Süleymân        Paşa ile Murâd Bey, Yarhisar tekfunun kızı Nilüfer Hâtun’dan Halil Bey ve        Kâsım Bey, Bizans kayseri Kantakuzen’in kızı Teodora’dan; İbrahim Bey ile        Fatma Sultan, Rum prensesi olan Aspurça’dan doğmuştur. Kendisinden sonra        oğlu Sultan Birinci Murâd Han Osmanlı sultânı oldu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088429182437722?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088429182437722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088429182437722' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088429182437722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088429182437722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-orhan-gzi-hn.html' title='Sultân Orhan Gâzi Hân'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088420033858722</id><published>2005-10-14T20:49:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:50:00.483-07:00</updated><title type='text'>Sultân Birinci Murad-i Hüdâvendigâr</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;color:#111111;" id="AutoNumber2" border="0" border cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td width="25%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/03_1murad.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;color:#111111;" id="AutoNumber3" border="0" border cellpadding="11" cellspacing="0" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;3&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;30 Yıl&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1359&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Orhan Gâzi Hân&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Nilüfer Hatun&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1326&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Şehâdeti&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;9 Auğostos 1389&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bursa Çekirge de Murâd-ı                Hüdâvedigâr Türbesi'ndedir&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;           &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Üçüncü Osmanlı sultânı. Birinci Murâd adıyla târihe geçti.  1326'da Bursa'nın fethinden sonra doğdu. Babası,  &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra03.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;Orhan  Gâzi, annesi Nilüfer Hâtundur. İyi bir eğitim ve öğretim görüp, terbiye  edilerek, yetiştirildi. Lalası Şâhin paşanın yanında dini, milli, idâri ve  askeri kültürünü arttırdı. Ağabeyi Süleymân Şahın Rumeli fetihleri sırasında  vefât etmesi üzerine Osmanlı tahtına veliaht tâyin edildi (1359). Kısa bir  müddet sonra da babasının vefâtı üzerine Bursa'ya dâvet edilip Osmanlı tahtına  geçti (1360).   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Murâd Han, ilk iş olarak devletin başşehri Bursa'da lüzumlu tâyin ve icrâatlarda bulundu. Şehzâdeler meselesini halletti. Önce, Karadeniz Ereğlisi ve Ankara fethedildi. Lala Şâhin paşayı ilk serdar ve sadrazam yaptı. Bursa kâdısı Çandarlı Halil paşayı da kazasker tâyin etti. Devletin içişlerini hallettikten sonra, Anadolu'dan Rumeli'ye yöneldi. 1361'de Çorlu, Keşan, Dimetoka, Pınarhisar, Babaeski, Lüleburgaz ve 1362'de Edirne fethedildi. Bizans Devletinin İstanbul'da sonra ikinci önemli şehri olan Edirne'nin fethi, Türkler'in Avrapa'ya kesin olarak yerleşmelerini temin etti. Trakya'da stratejik bir mevkide bulunan Edirne, Osmanlı Devletinin Rumeli'ndeki fetihlerinde bir askeri harekât noktası oldu. Her geçen gün şehri imâr fâaliyetleri artarak; genişledi. Ardından sıra ile; Gümülcine, Zağra, Yenice ve Filibe fethedildi. Rumeli'nde fethedilen Avrupa topraklarına, Osmanlı iskân siyâsetince, Türk-İslâm ahâlisi yerleştirildi. bu arada Osmanlının âdil idâresinden memnun kalan Hıristiyan ahâli seve seve Türklerin hâkimiyeti altına girdiler. Ancak Haçlılar papalığın teşviki ile Osmanlılar aleyhine ittifâk kurdular. Haçlı ittifakını haber alan Sultan Murâd Han da yerinde ve zamânında tedbirler alarak, hazırlıklarını tamamladı. Fetihlerin genişlemesiyle asker ihtiyâcı arttığından, yaya ve müsellem teşkilâtlarına ilâveten, devrin âlimlerinden Karamanlı Molla Rüstem'in teklifi ve kazasker Çandarlı Kara Halil'in fetvâsı ile, harpte esir alınan gayri müslim çocuklarından beşte birinden istifâde edilmek sûretiyle ''Yeniçeri'' adıyla bir asker ocağı kuruldu. Alınan esirler Anadolu'da Türk çiftçi âilelerinin yanında Türk- İslâm terbiyesiyle yetiştirilerek, Yeniçeri ocağına kaynak temin edildi. Ayrıca mâli teşkilâtta düzenlemelere gidilip, gelirler artırıldı. Bu durum Bizans imparatorunu Osmanlılarla antlaşma yapmaya mecbur bıraktı. Yapılan antlaşmaya göre İmparator Yuannis, Rumeli'ndeki Osmanlı fütuhâtını kabul ve tasdik etti. Bunları almak için hiçbir zaman Türk düşmanlarıyla birleşmeyeceğini ve Anadolu Beyliklerinden gelebilecek taarruzlara karşı Birinci Murâd Han yardımcı kuvvet isterse asker vereceğini bildirdi. Bu antlaşmanın, Bizans'ın Osmanlı Devletine tâbiliğini arz etmesi mâhiyetinde olduğu kabûl edilir. Öte yandan Filibe'nin fethi üzerine Osmanlıların Balkanlarda ilerlemesini durdurmak için papa Urban'ın çabaları ile meydana getirilen, Sırp, Macar, Bulgar, ulah ve Bosnalılardan meydana gelen Haçlı ordusu, Edirne'ye doğru yürüdü. (1364) Ancak Hacı İlbeyi komutasındaki Osmanlı öncü kuvvetleri, Haçlıları büyük bir bozguna uğrattılar. Düşmanın büyük kısmı Meriç sularında boğuldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Murâd Han, Rumeli'ne geçmeden önce katılanların elindeki Biga'yı fethetti. Sırpsındığı Muhârebesinden sonra, Osmanlı başşehrini Bursa'dan Edirne'ye naklettirdi. Şehri kısa zamanda mescitler, câmiler, medreseler, saray dâhil bütün kültür ve sosyal müesseselerle imâr etti. Türk- İslâm ilim ve sanat eserleriyle süslenen Edirne, İstanbul'un fethi sonrasına kadar Osmanlıya başşehirlik yaptı. Balkanlarda Osmanlı idâresi ve müesseseleri tesis edilerek, ticâret canlandırıldı. Adriyatik kıyısında küçük bir devlet olan Raguza Cumhûriyetiyle ticâret antlaşması yapılarak Osmanlı himâyesi altına alındı. 1366 târihinde Gelibolu, Bizans imparatorunun dayısı Savua Kontu İtalyan Amedeo tarafından işgâl edilmişse de, bir yıl sonra tekrar Osmanlıların eline geçti. 1366'da Sultan Birinci Murâd Han, başlattığı Balkan fütuhâtıyla; Kırkkilise (Kırklareli) Vize, Aydos, Burgaz ve Tirebolu mevkilerini zaptedip, Karadeniz'e dayanmak istiyordu. Bu gâyesini gerçekleştirmek için, çok muntazam bir plân tatbik etti. Batı cephesi kumandanlığına Evrenos paşayı tâyin ederek, Makedonya'nın fütuhâtıyla vazifelendirildi. Kuzey cephesi kumandanlığına Kara Timurtaş Paşaya vererek, tunca boyunun fethiyle vazifelendirildi. Kuzeybatı cephesi kumandanlığına da Rumeli Beylerbeyi Lala Şâhin Paşaya verdi. Kara Timurtaş Paşa 1366'da Bizanslılardan Kızılağaç Yenicesi'ni, Bulgarlardan Yanbolu ve İslimyeli'yi aldı. Lala Şâhin paşa Samaku ve İhtiman'a akın tertip etti. Sultan Murâd Han 1367'de başlattığı harekâtla Bulgarlardan Aydos, Karinâbad ve Tirebolu'yu, 1368'de de Bizanslılardan Hayrabolu, Pınarhisar ve Vize'yi alıp, elden çıkmış olan Kırkkilise'yi tekrar fethetti. Bulgaristan kralı Yuvan Şişman, Osmanlılara karşı durmayacağını anladığından sulh yaparak kızkardeşi Prenses Marya'yı Sultan Murâd'a verdi. Buna rağmen daha sonra bizans imparatoru Beşinci Yuannis Paleoloğ'un teşvikiyle Sırp kralı ile Osmanlılara karşı birleşti. 26 Eylül 1371 cumâ günü Çirmen'de yapılan muhârebede müttefikler büyük bir bozguna uğradı. bu savaşla Balkanlardaki mukâvemet kırılarak, Osmanlılara Makedonya kapıları açıldı. Çirmen zaferi sonunda Makedonya fütuhâtı başlatılarak, Veziriâzam Çandarlı Kara Hayreddin Halil paşa, Rumeli Beylerbeyi Lala Şâhin paşa, Gâzi Evrenos ve Deli Balaban Beyler komutasındaki Osmanlı ordusu, İskeçe, Drama, Kavala, Zihne, Serez, Avrethisar- Vardar Yenicesi ve Karaferye mevkilerini fethetti. Osmanlıların Makedonya'yı zaptederek Köstendil'e gelmeleri üzerine, Yukarı Sırbistan Hükümdarı Lazar Grebliyanoviç, Sultan Murâd Han ile antlaşmak istedi. Vergi vermek ve gerektiğinde Osmanlı Devletine asker göndermek şartı ile antlaşma sağlandı. Rumeli ve Anadolu'da fetihler devâm ederken bâzı mâli, idâri ve askeri ihtiyaçları karşılamak için teşkilât yapılmıştı. Kara Timurtaş Paşanın tavsiyesiyle, tımarlı teşkilât, tâdil ve ihtiyâca göre ıslâh edildi. Yaya, müsellem ve yeniçerilere ilâveten Kara Timurtaş paşanın tavsiyesiyle kapıkulu askerlerinden olarak maaşlı Süvari ocağı kurulduğu gibi, seferlerde levâzımın muhâfazası ve süvârilerin hayvanlarına bakmak üzere Voynuk sınıfı teşkil olundu.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Murâd Han 1378'de oğlu Şehzâde Bâyezid'i Germiyan Beyi Süleymân Şahın kızı Devlerşah Hâtun ile muhteşem bir düğün yaparak evlendirdi. Süleymân Şah, Kütahya, Tavşanlı Emed ve Simav'ı, kızının çehizi olarak verdi. Hamidoğlu hüseyin Beyden seksen bin altın karşılığı; Akşehir, Yalvaç, Beyşehir, Seydişehir ve Karaağaç alındı. Birinci Murâd Han 1380'de Makedonya'da harekâta geçilmesini emretti. Rumeli  Beylerbeyliğine tâyin edilen Kara Timurtaş Paşa, Vardar Nehri sâhilindeki İştip'i fethetti. 1382'de Vardar'ı geçerek Manastır ve Pirlepe'yi aldı. Manastır, Arnavutluk ve Kuzey Epir mıntıkalarına yapılacak harekât için üs oldu. 1384 bahârında Osmanlı akıncıları Bosna Hersek akınını gerçekleştirerek, pekçok esir ve ganimet aldılar. 1385'te Veziriâzam Çandarlı Hayreddin Paşanın Ohri'yi fethi ile Osmanlılar, Arnavutluk hududuna yerleştiler. Kuzey Arnavutluk Prensi ile Balşa ile Drac ve Orta Arnavutluk Dükası Şarl Topia arasında meydana gelen muhârebede Drac Dükası, Hayreddin Paşadan yardım istedi. Çağrı üzerine Hayreddin Paşa Drac prensine yardım ederek, Savra'da onun gâlibiyetini temin ettiği gibi bu muhârebede Prens Balşa da öldürüldü. Osmanlı ordusunun Rumeli'nde bulunmasından istifâde eden Karamanlı Alaeddin Bey, 1386'da Osmanlı hududuna taarruz ederek, Beyşehir ve havalisini zaptetti. Hudud tecâvüzünü haber alan Sultan Murâd Han, Rumeli'de Veziriâzam Çandarlı Hayreddin Paşayı bırakarak, Karaman hududunu aştı. Karaman ovasına gelen Osmanlı ordusu, Alaeddin beyin kuvvetlerini mağlup ederek, sulh istemeye mecbur bıraktı. Sultan Murâd Hanın dâmâdı olan Alaeddin Beyi zaptettiği toprakları geri vermesi ve Osmanlı sultanının elini öperek özür dilemesiyle affedildi. Karamanoğullarının da Osmanlı hâkimiyetini tanıması, batıda olduğu gibi doğuda da, Sultan Murâd Hanın nüfûz ve itibârını arttırdı.   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Sultan Murâd Hanın Osmanlı ordusunun Anadolu'da bulunmasından istifâde eden Balkan kral ve prensleri Türklere karşı ittifak kurup, taarruz planlıyorlardı. Bosna hududunda Lala Şahin paşa kumandasındaki akıncıların harekâtı, Bosna kralı ve sırp Despotu Lazar'ın otuz bin kişilik müttefik kuvvetlerle yaptığı karşı taarruzla karşılandı. 1378'de Ploşnik mevkiinde meydana gelen muhârebede, Lala Şâhin paşanın yirmi bin kişilik kuvveti bozularak, çoğu şehit oldu. Ploşnik bozgunu, gizlice hazırlanmakta olan Hırvat, Leh, Macar ve bütün Balkan kral ve prenslerini Osmanlılar aleyhine harekete sevk etti. Denizci bir kavim ve devlet olan Venedikliler, Osmanlıları iyi tanıyıp, menfaatlendiklerinden, Haçlı ittifakına katılacaklarını beyan ettilerse de, tarafsız kaldılar. Lazar, Tvartko ve Arnavut prensi Kastriyota'nın öncülüğünde, Hırvat, Leh, Macar, bulgar, Sırp ve Arnavutların ittifakını haber alan Sultan Murad Han, vakârını muhafaza ederek, muvâzeneli ve plânlı bir şekilde hazırlıklarını tamamlamaya başladı. Balkan ittifâkına karşı Anadolu beylerinden yardım istendi.  İttifâka dâhil olan Bulgarları büyük harpten önce saf dışı etmek gâyesiyle, Veziriâzam Çandarlı Ali paşayı vazifelendirdi. Osmanlı ordusu, Balkan dağlarını aşarak Pravadi, Şumnu ve Bulgar krallığının merkezi Tırnova'yı aldı. Ali paşa, tuna boyu istikâmetinde Silistre ve Niğbolu'yu zaptetti. Bulgar kralı Şişman, Osmanlılar ile antlaşmaya mecbur oldu. Böylece Haçlı ittifakına katılmasına mâni olundu. Osmanlı beylerinin Balkanlardaki ileri hârekatı muhtemel büyük harp öncesi durdurularak, bütün kuvvetler sultan Murâd Hânın kumandasında toplandı.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bulgaristan harekâtını muvaffakiyetle tamamlayan Veziriâzam ali paşa, Yanbolu'ya gelen Sultan Murâd Han ile görüşerek, durumu arz etti. Durum değerlendirmesi yapılıp ordu süratle Priştine'ye doğru harekete geçti. yollarda yerli ahâlinin mal, mülk, can ve ırzına karşı hiç bir tecâvüz yapılmadan Kosova'ya gelindi. Yağma ve tahribâtın yapılmaması, Balkan milletlerini Osmanlının güzel ahlâkına ve adâletine hayran bıraktı. Üsküp ile Priştine arasındaki Kosova'da müttefik Haçlı ordusuyla karşılaşıp muhârebe nizâmı alındı. 8 Ağustos 1389 muhârebe öncesi Kosova'da şiddetli fırtına vardı ve o gün Berât Gecesiydi. Akşam çadırına çekilen Sultan Murâd Han, Berât Gecesini ihyâ edip namaz kıldı. Kur'ân-ı kerim kıraât ettikten sonra, seccâdesinin üzerinden kalkmadan târihe geçen şu duâyı okudu: &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;''Ey Rabbim! Bu fırtına, şu âciz Murâd kulunun günahları yüzünden çıktıysa, mâsum askerlerimi cezâlandırma. Onları bağışla. Allahım. Onlar ki, buraya kadar, sâdece senin adını yüceltmek, İslâm dinini kâfirlere duyurmak için geldiler. bu fırtına âfetini, onların üzerinden def eyle. Senin şânına lâyık bir zafer kazandır ki, bütün Müslümanlar bayram ede. Müslümanları mansûr ve muzaffer eyle. Ve dilersen o bayram gününde şu Murâd kulun sana kurbân olsun. Önce beni gâzi kıldın, sonra şehit et.'' &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Fırtına dinip, 9 Ağustos 1389 günü yapılan kosova Meydan Muhârebesinde Birinci Murâd Han büyük bir zafer kazandı. Sırp Devletinin yıkılıp, Balkanların Türk hâkimiyetine geçişini sağlayan Kosova Zaferinden sonra, Sultan Murâd Han, devrin anânesince muhârebe meydanını dolaşmaya başladı. bu sırada Miloş Obiliç adında yaralı bir Sırp âsilzadesi tarafından hançerlenerek şehit edildi. Kaçan düşmanı tâkip etmekte olan oğlu Şehzâde Yıldırım Bâyezid, devlet adamlarının da ittifakıyla hükümdâr seçildi. Sultan Murâd Hanın cenâzesi Bursa Çekirge'de yaptırdığı türbesine gönderilip, defnedildi. Şehit edildiği yerede türbe yapılıp, ''Meşhedi Hüdâvendigâr'' denildi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı sultanı Murâd-ı Hüdâvendigâr Han zaferden zafere koşmuş, Anadolu'da ve bilhassa Avrupa'da devletin hudutlarını çok genişletmiş ve babasından bir beylik olarak aldığı ülkeyi büyük bir devlet hâlinde oğluna bırakmıştır. İslâmın cihâd emrini yerine getirmek ve Osmanlının şânını yükseltmek için, târihi kaynaklarda otuz yedi gâza yaptığı yazılıdır. Sultan Murâd Han; dindâr, âdil, merhametli, faziletliydi. Azim ve irade kudreti, vakar ve ciddiyeti, ahâlisine karşı şefkatli oluşu, açık ve samimi siyâsetiyle içte ve dışta istikrârıyla ve mühim askeri, adli, mâli ve idâri teşkilâtıyla Osmanlı Devletini sağlam temeller üzerine oturtmuştur. Güneydoğu Avrupa'ya Anadolu'dan Türk- İslâm nüfûsunun naklinde tatbik ettiği şuurlu sistem, Sultan Murâd Hanın dâhiyâne bir siyâsetidir. Fütûhâtla alınan Rumeli topraklarına iskân edilen türk ve İslâm nüfûsu, Avrupa'da kalıcı bir hâkimiyetin ve emniyetin başlangıcı olmuştur. Anadolu'da, Rumeli'nde pekçok hayır müesseseleri, dini, askeri ve idâri teşkilâtlarını kuran Sultan Murâd Han, târihte kazandığı zaferlerle olduğu gibi, yaptığı eserlerle de milletin kalbinde taht kurmuştur. Sultan Murâd Han, ihtiyaç ve lüzumunda eserler yaptırdığı gibi zaferlerin ardından da şükran ifâdesi olarak, mescit, câmi, medrese, mektep, imâret, han ve sosyal müesseseler inşâ ettirmiştir. 1364 Sırpsındığı Zaferi sonunda şükrân olarak; Bursa ve Bilecik'te birer câmi, Yenişehir'de bir imâret, Çekirge'de bir imâret, medrese ile kaplıca ve han yaptırmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088420033858722?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088420033858722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088420033858722' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088420033858722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088420033858722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-murad-i-hdvendigr.html' title='Sultân Birinci Murad-i Hüdâvendigâr'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088414477855931</id><published>2005-10-14T20:48:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:49:04.940-07:00</updated><title type='text'>Sultân Birinci Bâyezid Hân  (Yıldırım Bâyezid)</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;color:#111111;" id="AutoNumber2" border="0" border cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td width="25%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/04_yildirimbayezid.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;color:#111111;" id="AutoNumber3" border="0" border cellpadding="11" cellspacing="0" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;4&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;13 Yıl&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;9 Auğostos 1389&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Murâd-ı Hüdâvendigâr&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Gülçiçek Hatun&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1360&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Vefâtı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;8/9 Mart 1403 gecesi&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bursa Bâyezîd Hân Türbesindedir&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;           &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı pâdişâhlarının dördüncüsü. Babası Murâd-ı  Hüdâvendigâr, annesi Gülçiçek Hâtundur. 1360'ta doğdu.  &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra04.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;Küçük  yaştan itibâren zamânın en mümtaz âlimlerinden din ve fen ilimlerini tahsil  etti. Değerli kumandanlardan sevk ve idâre dersleri aldı. 1381 yılında devlet  idâresini öğrenmesi için Kütahya'ya vâli tâyin edildi. 1389'da yapılan birinci  kosova Savaşına katılarak büyük kahramanlık gösterdi. Savaş sonunda babası  sultan Murâd'ın şehâdeti üzerine tahta çıktı.   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Cesâret ve gözü pekliğiyle ün yaptığından kendisine ''Yıldırım'' lakabı verilmiştir.Tahta geçtikten sonra ilk olarak Sırbistan işlerini düzene koydu. bu sırada saltanat değişikliğinden faydalanmak isteyen Karamanoğulları ve diğer Anadolu beyliklerinin Osmanlılara âit yerleri tahribe başlamaları üzerine, yıldırım Bâyezid güçlü bir orduyla 1389 kışında harekete geçti. Aydınoğulları, Saruhanoğulları, Germiyanoğulları, Menteşe ve Hamid beylikleri topraklarını ülkesine kattı. Bundan sonra adına yaraşır bir hızla Karaman ülkesine girdi ve Konya'yı muhâsara etti. Karamanoğlu çarşamba Suyu sınır olmak şartıyla anlaşmak zorunda kaldı. Denizciliğe de önem veren yıldırım Bâyezid Han, 1390 sonbaharında Sakız ve Eğriboz adalarıyla Ege Denizindeki Venedik kıyılarına seferler düzenledi.Yıldırım Bâyezid Anadolu'dayken Eflak kralı Mirça, Osmanlı sınırını geçerek Karinâbâd'a kadar olan bölgede yağmalama hareketinde bulunmuştu. Sefer dönüşünde hemen Rumeli'ye geçen Pâdişah, Edirne'de kuvvetlerini toparladı ve Niğbolu ile Silistre'den Eflak içlerine akıncılar gönderdi. bu kuvvetler Mirça'yı yakalayarak Bursa'ya gönderdiler. Mirça, her sene Osmanlı hazinesine 3000 duka altın vermek ve Macarlar üzerine yapılacak seferlerde Osmanlı ordusuna yardım etmek kaydıyla serbest bırakıldı. Yıldırım Bâyezid bundan sonra Macarlarla ittifak kurmaya çalışan Bizanslılar üzerine yürüdü ve 1391'de İstanbul'u muhasâra altına alındı. Yedi aylık bir kuşatmadan sonra şehirde bir Türk mahallesi kurulması, bir câmi yapılması ve yıllık verginin arttırılması şartlarıyla antlaşma imzâlandı. Yıldırım Bâyezid 1392'de yeniden Anadolu üzerine yürüdü. Bu harekât sırasında Candaroğullarının Kastamonu şûbesi, 1392 ilkbaharında ele geçti. Bu arada Bâyezid'in oğullarından Şehzâde Çelebi Mehmed Amasya'yı; Süleymân Çelebi ise Tırnova, Silistre, Niğbolu ve Vidin'i zaptettiler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1394'te Selânik ve Yenişehir'i (Mora) de alan Osmanlı orduları, Teselya ve Arnavutluk'a kadar ilerlediler. Bâyezid Han, İstanbul'un birinci muhâsarasından sonra imparatorun şehirde bir Müslüman mahallesi tesisi, bir Câmi inşâsı ve bir kâdı bulundurulması husûsundaki vâdin, yerine getirmemesi üzerine, şehri ikinci defâ kuşattı. 1395 yılındaki bu kuşatma, yaz boyunca devâm etti. Bu sırada Yunanistan'dan Tırhala, Domasia ve Patros şehirleri alındı. İstanbul muhâsarası Balkanlarda büyük bir Haçlı ordusu hazırlandığı haberi üzerine kaldırıldı. Macar kralının propagandası ve papanın tahrikleri neticesinde bir Haçlı ordusu kuruldu. Mevcûdu 100.000'den fazla olan bu Haçlı ordusu, Tuna'yı geçerek Vidin, Orsova ve Rahova şehirlerini ele geçirerek Doğan Beyin müdâfaa ettiği Niğbolu'yu muhâsara etti. Ancak Edirne'den yola çıkarak sür'atle gelen Sultan Bâyezid, Haçlı ordusunu Niğbolu Kalesi önünde ağır bir bozguna uğrattı (25 Eylül 1396). Esir edilen ve fidye karşılığı serbest bırakıldıktan sonra pâdişah'a karşı bir daha savaşmamaya yemin eden Avrupalı asilzâdeler ve şövalyelere Yıldırım Bâyezid Han şöyle diyordu:   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;''Ettiğiniz yeminleri size iâde ediyorum. Gidiniz, ordular toplayınız ve bizim üzerimize geliniz. Bana bir kere daha zafer kazanma imkânı sağlamış olursunuz. Zirâ ben, Allahü teâlânın dinini yaymak ve o'nun rızâsına kavuşmak için dünyâya gelmişim''. Niğbolu Zaferinden sonra, Bâyezid, İstanbul boğazının en dar yerinde anadolu tarafında ''Güzelcehisarı'' (Anadolu Hisarı) inşâ ettirdi. İstanbul 1397'de yeniden muhâsara edildi ve muhâsara sırasında Yunanistan ve Anadolu üzerine seferler yapıldı. Teselya ve Yenişehir'i aldıktan sonra hiçbir mukâvemetle karşılaşmadan orta Yunanistan'a giren Yıldırım Bâyezid bölgedeki bâzı dükalıkları fethederek geri döndü. turhan Beyi Mora içlerine akınlar yapmakla görevlendirdi. Bunun neticesinde yunan Despotu Teodoros eskisi gibi Osmanlı hâkimiyetini tanımayı ve vergi vermeyi kabul etti. Diğer tarafdan Niğbolu savaşı esnâsında Karamanoğulları Ankara'yı basıp, Sarı Timurtaş'ı esir almışlardı. Bu sebeple Bâyezid Han, Yunan meselesini hallettikten sonra Karaman ülkesi üzerine sefere çıktı. 1397'de Akçay Ovasında yapılan savaşta Karaman kuvvetleri büyük bir bozguna uğradı. konya ve Lârende (Karaman) Osmanlılar eline geçti. Yıldırım Bâyezid 1398 ilkbaharında Samsun üzerine yürüdü ve müslüman Samsun'u aldı. Böylece Osmanlı sınırı Karadeniz havâlisinde Trabzon imparatorluğu sınırına dayandı. 1398 sonlarında Kâdı Burhâneddin, Akkoyunlu hükümdârı Karayülük Osman'a mağlup olmuştu. bunun üzerine Bâyezid şehzâdelerinden birini Sivas'a göndererek burayı zaptettirdi. Böylece Tokat, Kayseri, Niksar, Şarkikarahisar, Kırşehir ve Aksaray şehirleri Osmanlı ülkesine katıldı. Bâyezid Dulkadiroğullarından Elbistan'ı aldıktan sonra Memlûklerin elindeki Malatya, Divriği ve Besni gibi şehirleri de sınırları içine kattı. Böylece Osmanlı sınırı fırat kıyılarına kadar dayandı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Bu sırada Bizanslılar Hıristiyan devletlerinden yardım istemişler ve Türklere baskı yapmaya başlamışlardı. Boğaziçi ve İzmit Körfezi kıyılarını vurmaları üzerine Bâyezid 1400 baharında İstanbul'u dördüncü defâ kuşattı. bu kuşatma diğer kuşatmalardan daha şiddetliydi. Ancak Doğu'da Timûr tehlikesi ortaya çıkınca kuşatmaya son verilmek zorunda kalındı. (1402) Bâyezid'in hükümdârlıklarına son verdiği beyler Timûr'un yanına giderek Bâyezid aleyhine propaganda yapmaktaydılar. bu sırada Timûr Handan kaçan Karakoyunlu ve Celâyir beyleri de yıldırım Bâyezid'i Timûr'a karşı tahrik ediyorlardı. bu tahrikler ve Timûr'un Osmanlılara âit Sivas'ı zaptetmesi, neticede iki büyük Türk hâkânını Ankara'da karşı karşıya getirdi. Çubuk Ovasında yapılan ve çok şiddetli geçen muhârebe sonunda Osmanlı ordusu mağlubiyete uğrarken, yıldırım Bâyezid de esir düştü (28 Temmuz 1402) Esâret zilletini çekemeyen Yıldırım Bâyezid Han yedi ay kadar sonra kederinden ve nefes darlığından kırk dört yaşında vefât etti (1403). Timûr Han ölüm haberini alınca; ''Yazık oldu, büyük bir mücâhidi kaybettik.'' demekten kendini alamadı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Yıldırım Bâyezid, çevik, atılgan, cesûr, zamânının hâdiselerini kavramış iyi bir kumandan ve iyi bir sultandı. Âni olaylar karşısında soğukkanlılığını muhâfaza ederek karârını verir ve ordusunu süratle istediği yere sevk ederdi. Bu yüzden düşmanları çok ihtiyatlı davranırlardı. Ömrünü cepheden cepheye koşmakla geçirmiş Türklüğün ve İslâmiyetin Rumeli'de yerleşmesini sağlamıştır. Adâleti çok meşhurdu. Hergün belirli bir zamanda herkesin kendisini görebileceği bir yere gelir ve dört bir yandan gelen tebeasının şikâyet ve arzûlarını dinler, haksızlığa uğrayanların haklarını derhal iâde ederdi. kâdıların hükümlerine kesinlikle karışmaz ve kimseyi de karıştırmazdı. Âlimlerin sohbetlerinde bulunur, onların Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildiren sözlerini canla başla kabul ederdi. Evliyâya çok hürmette bulunurdu. Osmanlı topraklarının her tarafında ilim yuvaları kurdu. Memleketin her tarafında câmi, mescit, dârüşşifâ, medrese, imâret ve misâfirhâneler yaptırdı. Bunlardan en meşhuru Bursa'da yaptırdığı Ulu Câmiidir. Ayrıca bütün bu imâretler için geniş vakıflar kurdu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088414477855931?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088414477855931/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088414477855931' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088414477855931'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088414477855931'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-byezid-hn-yldrm-byezid.html' title='Sultân Birinci Bâyezid Hân  (Yıldırım Bâyezid)'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088408456331895</id><published>2005-10-14T20:47:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:48:04.670-07:00</updated><title type='text'>Sultân Çelebi Mehmed Hân</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;color:#111111;" id="AutoNumber2" border="0" border cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td width="25%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/05_celebimehmed.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;color:#111111;" id="AutoNumber3" border="0" border cellpadding="11" cellspacing="0" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;5&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;8 Yıl&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1413&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Yıldırım Bâyezîd Hân&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Devlet Hatun&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1389&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Vefâtı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;26 Mayıs 1421&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bursa Yeşil Türbe'dedir&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;           &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı Devletinin beşinci pâdişâhı. Doğum senesini ekseri  târihçiler 1386 olarak kaydetmektedirler. Babası,  &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra05.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;Sultan  yıldırım Bâyezid Han, annesi ise Germiyanoğlu süleymân Şahın kızı Devlet  hâtun'dur. Çelebi Mehmed küçüklüğünden itibâren devrin en yüksek âlimlerinden  ders aldı. Din ve fen ilimlerini öğrendi. 1393'te devlet idâresinde tecrübe  sâhibi olmak üzere Amasya'ya sancakbeyi tâyin edildi.  Babası ile Timur Han  arasında 1402'te yapılan Ankara Muhârebesinde Osmanlı ordusunun ihtiyât  kuvvetleri kumandanlığından bulunan Çelebi Mehmed, muhârebenin kaybedilmesi  üzerine Amasya'ya çekilmek istedi. Ancak Candaroğlu İsfendiyar Beyin yeğeni  Yahya Bey karşısına çıktı. bunu mağlup eden Çelebi Mehmed, ilerlemesinin  tehlikeli olacağını anlayarak Bolu'ya gitti. Daha sonra Amasya'ya dâvet edilmesi  üzerine maiyeti ile harekete geçti ve şehir hâkimi Kara Devlet Şahı yenerek  Amasya'ya girdi. Çelebi Mehmed, aynı yıl civardaki hâkimleri de mağlup edip,  Sivas, tokat ve Amasya mıntıkasına tamâmen hâkim oldu. Timur Hana esir düşen  babasını kurtarmak için bir plân hazırladı ise de muvaffak olamadı. Bu sırada  Batı Anadolu'da bulunan Timur Han, Çelebi Mehmed'in faaliyetlerini öğrenip, ona  teminât vâdeden mektubu ile yanına dâvet etti. Bu dâvete icâbet edip yola çıkan  Çelebi Mehmed, muhtelif yerlerde türlü bâdirelerle karşılaştığından elçiye  durumu anlatıp, olanları Timur Hana arz etmesini istedi. Kendisi Amasya'ya  döndü. Çelebi Mehmed'in bu mâzeretini kabul eden Timur, ona elindeki yerlerin  hükümdârlığını verdi ve al damgalı berât ve hükümdârlık alâmeti olarak taç,  kemer ve hırka gönderdi. Bu sırada yıldırm Bâyezid'in diğer oğullarından Şehzâde  Süleymân Çelebi Edirne'de, İsâ Çelebi Balıkesir ve Bursa'da, Mûsâ Çelebi ise  Kütahya'da sultanlığını ilân etmişti. Eski beylikler yeniden ortaya çıkarak  Anadolu birliği parçalanmıştı. osmanlı Devletini tekrar bir idâre altında  toplamak isteyen Çelebi Mehmed, kardeşi İsâ Çelebi'ye karşı Ulubâd mevkiinde  giriştiği savaşı kazanarak Bursa'ya girdi ve hükümdârlığını ilân etti. (1404)  İsâ Çelebi Yalova yolu üzerinden Bizans imparatorunun yanına kaçtı. Emir  Süleymân'ın isteği üzerine ise Edirne'ye gönderildi. Emir Süleymân, İsâ  Çelebi'yi mühim bir kuvvetle Anadolu'ya gönderdi. Bursa'yı almak isteyen İsâ,  Çelebi Mehmed ile yaptığı ikinci muhârebede de mağlup olunca, yanına kaçtığı  İsfendiyar Beyle anlaşarak berâberce Ankara'yı almak üzere harekete geçtiler.  Ancak müttefik kuvvetler Çelebi Mehmed'e mağlup olup, Kastamonu tarafına  çekildiler. Bir müddet sonra İsâ Çelebi Aydınoğlu Cüneyd Beyin yanına gitti ve  onun aracılığıyla Saruhan ve Menteşe Beyleriyle anlaşarak tâlihini bir kere daha  denemek istedi, ancak mağlup oldu ve bu defâ Karamanoğlu'na iltihâk etti.  Neticede İsâ Çelebi bir müddet sonra yakalanarak ortadan kaldırıldı.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İsâ Çelebi'nin öldürülmesinden sonra Çelebi Mehmed Anadolu'da yanlız kaldı. Bundan sonra kendisinin kuvvetlenmesinden endişe ettiğinden Anadolu'ya gelen Emir Süleymân ile mücâdele etti. Emir Süleymân, Çelebi Mehmed'in elinden birçok yerleri aldığı gibi Aydınoğlu Cüneyd Bey ile Menteşeoğlu İlyas Beye hâkimiyetini kabul ettirmişti. Çelebi Mehmed, onun yeniden Rumeli'ye döndürmek için kardeşi Mûsâ Çelebi'yi Rumeli tarafına geçirtti. Mûsâ Çelebi'nin faaliyetlerini öğrenen Süleymân Çelebi, Rumeli'ye geçti ve ilk anda Mûsâ'yı mağlup ettiyse de, sonradan onun baskınına uğrayarak hayâtını kaybetti. Çelebi Mehmed Bursa'yı hâkimiyeti altına alırken, Mûsâ Çelebi de bu sırada Edirne'de hükümdârlığını ilan etti. Mûsâ Çelebi, Anadolu'da kardeşinin kuvvetli olduğunu bildiği için orayla alâkadâr olmayıp bizansla meşgul oldu ve bir kısım yerleri onlardan aldı. bu arada ileride büyük bir isyan çıkaracak olan Şeyh Bedreddin'i kazasker yaptı. Şeyh, bu sûretle nüfûsunu artıracak mevkiye sâhip oldu. Bir ara İstanbul'u muhâsara eden Mûsâ Çelebi tehlikesine karşı İmparator, Çelebi Mehmed'i Rumeli'ye dâvet etti. Çelebi Mehmed Üsküdar'a gelerek imparatorla görüştü. 1411'de İnceğiz mevkiinde kardeşi ile yaptığı muhârebeyi kaybettiğinden gemilerle Anadolu tarafına geçerek yaralı bir halde Bursa'ya geldi. bir yıl sonra Mûsâ Çelebi'yle yaptığı ikinci muhârebede de muvaffak olamadı. Mûsâ Çelebi'nin ümerâsına karşı sert davranması, bir müddet sonra onları Çelebi Mehmed'le anlaşmaya mecbur etti. Yeni plâna göre Çelebi Mehmed üçüncü defâ Rumeli'ye geçti. Kendisine katılan sırp despotu ve bâzı ümerâ ile Tuna'ya çekilmekte olan, Mûsâ Çelebi üzerine yürüyen Çelebi Mehmed, Çamurlu- Derbend mevkiinde meydana gelen muhârebede Mûsâ Çelebi'yi mağlup etti. Mûsâ Çelebi yaralı olarak kaçarken yakalanıp boğduruldu ve Bursa'ya nakledilip, babasının türbesine defnedildi. Daha sonra Orhan Çelebi'yi de yakalatan Çelebi Mehmed Edirne'de bütün devletin hükümdarı olduğunu ilân etti. Çelebi Mehmed Rumeli'de bulunduğu sırada Karamanoğlu Mehmed Bey, Bursa'yı bir ay kadar muhâsara etmiş, Mûsâ Çelebi'nin cenâzesinin geldiğini duyunca, şehri ateşe vererek memleketine dönmüştü. Aydınoğlu Cüneyd Bey de bu sıralarda Ohri'den kaçarak Aydın'a gelmiş ve Ayaslug'u (Selçuk) muhâsara edip, sancak beyini öldürmüştü. bu sebeple Çelebi Mehmed Anadolu'ya dönünce önce Cüneyd bey üzerine yürüyüp, Çandarlı eliyle Menemen, Kayacık ve Nif kalelerini aldı. Ayrıca İzmir de fetholundu. Çelebi Mehmed, Cüneyd'in annesinin ricâsı üzerine Cüneyd'i affederek 1414'te Niğbolu Sancakbeyliğini verdi. İzmir kuşatması esnâsında Menteşe Beyi de Osmanlılara tâbi olduğu gibi, Midilli, Sakız ve Foça'daki Ceneviz kolonilerinin elçileri gelip, bağlılıklarını arz ettiler. Daha sonra Teke Beyi de tâbi oldu.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu şekilde işlerini yoluna koyan Çelebi Mehmed, aynı yıl Bursa'ya gelerek Germiyan ve Candar beyliklerinden takviye alıp Karaman seferine çıktı. Akşehir, Beyşehir ve Seydişehir kasabalarını aldı ve Mehmed Beyi mağlup etti. bundan sonra Konya'yı kuşattı ise de, mevsimin elverişsizliğinden dolayı Karamanoğluyla sulh akdederek döndü. Ancak Mehmed Bey rahat durmayıp, Çelebi Mehmed ikinci defâ Karamanoğlu üzerine gitti ve Konya ovasında yapılan muhârebede Mehmed Beyi bir kere daha mağlup etti. Bu sırada pâdişah rahatsızlandığından yine sulh akdedildi. Mehmed Bey, gerektiğinde Osmanlı ordusuna yardım göndermeyi de kabul etti. Mehmed Bey bu vâdini Eflâk seferinde yerine getirmiştir. Çelebi Mehmed, Anadolu'da Türk birliğini sağlama çalışmaları sürdürürken, Hıristiyanlarla da dost geçinme politikası güdüyordu. Osmanlılara tâbi olan Eflâk prensi Mirça, taht mücâdelelerinden istifâde ile üç yıldır vergiyi kesmişti. Kendisine voyvodalıkta rakip çıktığından zor durumda idi. Rakini Dan, Osmanlılara mürâcaat ederek, yardım istemiş, Mirça Macar Kralı Sigismund'a başvurarak Osmanlıların kendisine yardım etmesi için aracı olmasını istemiştir. Ancak Çelebi Mehmed Sigismund'un teklifini reddedip, Candar ve Karaman beyliklerinden yardım alarak Tuna'yı geçip, romanya topraklarına girdi. Macar- Eflâk ordusunu mağlup eden Çelebi Mehmed, Mirça'yı yeniden Osmanlılara tâbi kıldı. Osmanlılar Erdel'e de birkaç defâ akın düzenlediler. Neticede Macar eyâleti baştanbaşa çiğnendi. bu sûretle, Balkanlarda ve Adriyatik'te Osmanlı nüfûsu kuvvetlendirildi. bundan sonra Çelebi Mehmed, Anadolu'da kuvvetlenmiş bulunan İsfendiyar Beyle mücâdeleye başlamış ve Sinop'u muhâsara etmiştir. Çâresiz kalan İsfendiyar Bey, Osmanlı Devletinin yüksek hâkimiyetini tanımıştır. Ayrıca oğlu Kasım'ın istediği Kastamonu, Tosya, Çankırı ve Kalecik'i pâdişaha vermiştir. bunu müteâkip Çelebi Mehmed, daha önce Osmanlılarda bulunan Samsun'un alınmasını istedi. Müslüman ve kâfir olmak üzere ikiye ayrılmış olan Samsun'un kâfir kısmını Biçeroğlu Hamza Bey kuşattı. Kale halkı şehri yakarak gemilere binip ayrıldıklarından şehir ele geçirildi. Müslüman Samsun'u bizzât muhâsara eden Çelebi Mehmed'e karşı koyamıyan İsfendiyaroğlu hızır Bey, şehri teslim edip babasının yanına döndü.   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çelebi Mehmed devrinin en önemli iç hâdisesi, Şeyh Mahmud Bedreddin'in isyânıdır. Şeyh Bedreddin, Mûsâ Çelebi zamânında Edirne'de kazaskerliği tâyin edilmiş ve Çelebi Mehmed'in cülûsunu müteâkip 1000 akçe aylık ile İznik'te ikâmete mecbur edilmişti. Şeyh Bedreddin Edirne'de ve sonra İznik'te eser yazmakla meşgul olup, kendisini ziyârete gelenlere fikirlerini aşılamaya çalışıyordu. Edirne'ye gelmeden önce Anadolu'da ün kazanmıştı. İznik'te de boş durmayan Şeyh, adamlarında Börklüce Mustafa'yı Aydın taraflarına gönderip propaganda yaptırıyordu. Ayrıca Torlak Kemâl adındaki adamı da daha önce Manisa taraflarında faaliyete başlamıştı. Şeyh Bedreddin, Börklüce Mustafa'nın hareketinin genişlemesi üzerine hacca gitmek bahânesiyle önce Sinop'a oradan Kefe'ye ve nihâyet daha önce tanıştığı eflâk prensinin yanına giderek Şiilerin bulunduğu Deliorman taraflarına geçti. Şii olan Şeyh Bedreddin, İslâm'a uymayan zararlı fikirler ortaya atıyor, haram olan hususların helâl olduğunu ileri sürerek isyân hislerini körüklüyordu. Neticede ilk isyân Karaburun'da başladı ve daha sonra Manisa'da kendini gösterdi. Az zamanda genişledi. Börklüce Mustafa isyânı Amasya Vâlisi Şehzâde Murad ile Bâyezid Paşa tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Börklüce yakalanarak katlolundu. Manisa tarafındaki Torlak Kemâl de aynı âkıbete uğradı. Şeyh Bedreddin, Bâyezid Paşa tarafından yakalanarak Serez'de bulunan pâdişah huzûruna getirildi. Şeyhin durumu ulemâ tarafından tedkik olunduktan sonra, Ehl-i sünnete uymayan itikâd üzere olmak ve cemiyet nizâmını bozmakla suçlu bulunarak, Şâdeddin Taftâzâni'nin talebelerinden Heratlı Molla Haydar'ın fetvâsıyla Serez pazarında asıldı ve malları vârislerine bırakıldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Şeyh Bedreddin isyânı bu şekilde bastırıldıktan sonra Çelebi Mehmed, yeni bir isyân tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Bu tehlike Ankara Meydan Muhârebesinde  babasıyla birlikte Timur'a esir düşüp Semerkand'a götürülen, Düzmece Mustafa da denilen kardeşi Mustafa idi. Uzun müddet kendisinde haber alınamayan Mustafa, bir müddet sonra geri dönüp, Karaman topraklarında kaldıktan sonra Rumeli'ye geçmişti. Osmanlı tahtına oturmak niyetinde olan Mustafa, Eflâk voyvodasının ve Niğbolu sancakbeyi Aydınoğlu Cüneyd Beyin yardımlarıyla fâaliyete geçip, Selânik ve Teselya'da saltanat iddiâsıyla adam toplamaya başlamıştı. Fesâdın büyümesine mâni olmak için Çelebi Mehmed hemen harekete geçti ve ağabeyi Mustafa Çelebi'nin kuvvetlerini Selânik civârında mağlup etti. Cüneyd ile birlikte Mustafa Çelebi Selânik kalesine sığındı. Çelebi Mehmed ertesi sabah mültecileri istediyse de, Selânik Vâlisi, imparatorun müsâdesi olmadan teslim edemeyeceğini beyânla özür diledi. Nühâyet imparator da Çelebi Mehmed hayatta oldukça bunları salıvermeyeceğini yemin ile taahhüd edince pâdişah Selânik muhâsarasını kaldırdı. Pâdişah anlaşma gereğince, Mustafa Çelebi için her sene imparatora önemli miktarda akçe ödeyecekti. Mustafa Çelebi Vak'ası 1420 senesinde vukû bulmuştur. Bu vak'ayı müteâkip Çelebi Mehmed, İstanbul'u resmen ziyâret ederek İmparator tarafından karşılanmış ve Üsküdar'da İmparatora vedâ edip, İzmit üzerinden Bursa'ya gelmiş, bir müddet sonra da Gelibolu yoluyla Edirne'ye dönmüştür. Pâdişah Edirne'deyken, çıkmış olduğu avda rahatsızlandı. Nüzûl illetinden kurtulamayacağını anlayan Çelebi Mehmed, vezirleri Bâyezid, İbrâhim ve Hacı İvaz Paşaları dâvet ederek, gizlice görüşüp, büyük oğlu Amasya Vâlisi Murad'ın hemen dâvet edilmesini istedi. Kısa süren hastalıktan sonra Haziran 1421'de vefât etti. Çelebi Mehmed'in vefâtı son derece gizli tutuldu. Cesedi tahnit edilerek sarayda muhâfaza edildi. Şehzâde Murad'ın Bursa'ya gelişine kadar 40-42 gün pâdişahın vefâtı gizlendi. Cesedi Bursa'ya getirilerek Yeşil Türbeye defnedildi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı Devletinin ikinci kurucusu kabul edilen Çelebi Mehmed, ne kardeşi Mûsâ Çelebi gibi sert, ne de diğer kardeşi Emir Süleymân gibi yumuşak ve kayıtsızdı. Mâkul hareket eden, sabırlı, azim ve irâde sâhibi, sözüne ve vâdine sâdık, nâzik, vakûr ve ciddi bir hükümdârdı. Yalnız dostuna değil, düşmanlarına da kendisini sevdirerek itimât telkin etmiş ve saydırmıştır. Onun hakkında Osmanlı târihlerinden başka yabancı kaynaklar da iyi şehâdette bulunmaktadırlar. Küçük ve büyük 24 muhârebede bulunarak 40'a yakın yara aldığı rivâyet edilmektedir. Emellerinin en başında babası zamânındaki yerlerin geri alınması geliyordu ki, bu gâye için çalışmış ve büyük ölçüde muvaffakiyet elde etmiştir. Zamânının yerli ve yabancı kaynakları onun dirâyetinden, sebâtkârlığından, iyi ahlâkından ve daha birçok meziyetlerinden bahsetmektedir. Çelebi Mehmed, kısa ömrünü savaş alanlarında geçirmiş olmasına rağmen, memleketin imârına da önem vermiştir. Bursa'da yaptırdığı câmi, medrese, imâret ve Yeşil Türbesi önemli sanat eserleridir. Câminin karşısına yüksekçe mevkide kendi türbesini yaptırdı. Türbenin karşısına düşen medresesi bugün müze haline getirilmiş olup, Bursa medreseleri arasında Sultâniye adı ile meşhurdur. Bunlardan başka Edirne'de Emir Süleymân tarafından inşâsına başlanan ve Mûsâ Çelebi tarafından devâm ettirilen Ulu Câmi (Câmi-i Atik) nin tamamlanması da ona nasip olmuştur. Çelebi Mehmed, bu eski Câmiye vakıfolmak üzere Edirne'deki bedesteni yaptırmıştır. Ayrıca Amasya'da Şehzâde türbesini yaptırmıştır ki, oğlu Kasım burada medfundur. Edirne'deki eski sarayın da Çelebi Mehmed tarafından inşâsına başlandığı rivâyet edilmektedir. Çelebi Mehmed'in en önemli hizmetlerinden birisi de Mekke ve Medine halkına her sene Surre Alayı göndererek mâli yardımda bulunma âdetini başlatmasıdır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;Sultan Mehmed'in  en büyüğü Murad olmak üzere, Mustafa, Kâsım, Ahmed, Yûsuf ve Mahmûd adında altı oğlu ile yedi kızı vardı. Kendisinden sonra tahta büyük oğlu Şehzâde Murad çıkmıştır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088408456331895?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088408456331895/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088408456331895' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088408456331895'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088408456331895'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-elebi-mehmed-hn.html' title='Sultân Çelebi Mehmed Hân'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088403216440366</id><published>2005-10-14T20:46:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:47:12.290-07:00</updated><title type='text'>Sultân İkinci Murad Hân</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;" id="AutoNumber2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td width="25%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/06_2murad.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;" id="AutoNumber3" border="0" cellpadding="11" cellspacing="0" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;6&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;29 Yıl&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;I. 1421  II.1445&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Celebi Mehmed Hân&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Emine Hatun&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;404&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Vefâtı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; 3 Subat 1451&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bursa Muradiye'dedir&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;           &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Altıncı osmanlı sultanı. Babası Çelebi Sultan Mehmed, annesi  dulkâdir âilesinden Emine Hâtun olup, 1404'te  &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra06.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;Amasya'da  doğdu. Çocukluğu Amasya, Bursa ve Edirne'de geçti. Küçüklüğünden itibaren devrin  büyük âlimlerinden okuyarak yetişti. 1415'te on iki yaşındayken idâri ve askeri  bilgileri öğrenip, tecrübe sâhibi olması için, lalası yörgüç Paşanın yanında  Amasya Valiliğine tâyin edildi.   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Şehzâde Murâd, ilk vazife yeri Amasya'dayken, 1416'da âsi Börklüce Mustafa isyânını bastırdı. 1421'de Anadolu Beylerbeyi Hamza Bey ile İsfendiyaroğullarından Samsun'u aldı. Babasının vefâtıyla 25 Haziran 1421'de Bursa'da tahta çıktı. Sultan ikinci Murâd Han 1422'de Osmanlı Devleti için büyük tehlike arz eden Bizans'ın entrikalarına son vermek ve Hazret-i Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem tarafından vaad edilen mânevi müjdelere kavuşmak için İstanbul'u kuşattı. Bunun üzerine Bizans İmparatoru, Anadolu Beyliklerini Osmanlı Devleti aleyhine kışkırttı. sultan İkinci Murâd Hanın kardeşi küçük Mustafa isyan ederek Karaman ve Germiyan beylik kuvvetleriyle Bursa'yı kuşatınca, İstanbul'da kâfi miktarda kuvvet bırakıp, Edirne'ye gitti. Edirne'den Bursa'ya geçti. Küçük Mustafa yakalanıp, cezâlandırıldı. Karaman, Eflak beyleri ve Venedikliler ile antlaşma yapıldı. Candarlı İsfendiyar Bey itâat altına alındı. İstanbul kuşatmasını hızlandıran Murâd Han İmparatorun şehri Venedik hâkimiyetine teslim edebileceği ihtimâliyle 22 Şubat 1424'te Bizanslılarla antlaşma yaptı. Bu antlaşma ile Ege ve Karadeniz kıyılarını Osmanlılara terkeden bizanslılar, yıllık otuz bin düka altın haraç vermeyi kabûl ettiler. Anadolu'da İzmir, Menteşe ve Teke beylikleri Osmanlı hâkimiyetine geçti. Germiyan beyliği, Osmanlı Devletine katıldı. 1425'te Selânik'i ele geçiren Venedikliler Osmanlılara karşı Macarlar ile ittifâk kurdular. 1426'da Batı Anadolu'dan hareket eden Türk denizcileri, Venediklilere âit Eğriboz, Modon ve Koron'a sefer yaptılar. Osmanlı- Venedik Harbi 1425-1430 yılları arasında devâm etti. Venediklilerin batı ve doğu devletleriyle ittifâk kurmasına rağmen, Sultan İkinci Murâd Han Şubat 1430'da Selânik'i fethetti. Venedik donanması Gelibolu'da Türk donanmasına taarruz ettiysede müthiş bir bozguna uğradı. Temmuz 1430'da Osmanlı- Venedik Harbine son veren Lapseki Antlaşması imzâlandı. Selânik Osmanlılarda kaldı. Venedikliler yıllık vergiye bağlandı. İtalyanların hâkimiyetindeki Yanya'da ahâli despot kavgalarından bıkmıştı. Yanyalılar Selânik'te bulunan Osmanlı Sultanı İkinci Murâd Hana mürâcaat edip, Türk adâletine sığınarak hürriyet istediler. Rumeli Beylerbeyi Sinân Paşa, ahâlinin hürriyetine dâir Sultan Murâd Hanın fermânını getirince, şehrin anahtarı Osmanlılara teslim edildi. Böylece 1431'de Yanya ve çevresi de Osmanlı hâkimiyetine girmiş oldu. Balkanlarda ahâlinin Osmanlı adâletini, kendi ırk, din, dil ve kültüründen olan idâreye tercihi, başta Papalık olmak üzere Hıristiyan kral, despot ve prenslerini telaşa düşürdü. Balkan milletlerinin Osmanlı idâresini tercih etmelerinin önüne geçmek için, içeride ahâliye zulüm, dışarda da diğer devletlerle ittifak kurdular. Türkü Türke düşürmek için, hâkimiyet mücâdelesindeki Anadolu beyliklerini Osmanlılar üzerine saldırtırken, Papanında teşvikiyle büyük bir Haçlı ordusu kurmak için hazırlıklara başladılar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1435'te Karamanoğlu İbrâhim Bey yola getirildikten sonra İkinci Murâd Han Rumeli'ye geçti. Akıncı Beyi Ali Bey'e Macaristan'ı vurma emri verildi. 1437'de Ali Bey'in kırk beş gün süren Macaristan akınında, Demirkapı geçilerek Erdel'e girildi. Akıncılar Macar şehirlerinin askeri mevkilerini tahrip edip, yetmiş bin esir alarak, pekçok ganimetle döndüler. Osmanlılara karşı düşmanca tavır alan Sırp kralı Brankoviç'ten, 1439'da ülkesinin başşehri Semendire'nin anahtarı istendi. Brankoviç, Osmanlı teklifini kabul etmediği gibi ayrıca ordu hazırlattı. Osmanlıların taarruz harekâtını haber alan Brankoviç, Semendire'nin müdâfaasını oğluna bırakıp, Macar kralına sığındı. Üç ay kuşatmadan sonra Semendire kalesi 27 Ağustos 1439'da fethedildi. Almanya imparatoru ve Macaristan kralı İkinci Albert, Semendire'yi kurtarmak için sefere çıktı. Macaristan seferi kumandanlarından İshak Bey ve Osman Çelebi kumandasındaki Osmanlı ordusuyla karşılaşan İkinci Albert, muhârebe başlamadan ordusuyla kaçmaya başladı. Macar ordusunun müthiş bir bozgun havasıyla kaçışı, İkinci Albert'i de korkuttu. Albert bu telaş içinde canını zor kurtardı. Bu seferden ürken Bosna kralı Tvartko yıllık yirmi bin düka altın vergisini, yirmi beş bin düka altına çıkardı. 1441'de Belgrad kuşatmasının neticesiz kalışı Avrupalıları ümitlendirip, yeni bir ittifaka heveslenmelerine sebep oldu. Macarların milli kahramanı Hunyadi Yanoş'un Bosna'ya girişi, Balkan hükümdârlarının ve Anadolu beyliklerinin Osmanlılara karşı birleşmesine yol açtı. Bu sırada İkinci Murâd Hanın Karamanoğulları meselesiyle müşgul olmasından istifâde eden Haçlı ordusu, 1443'te Tuna'yı aşarak Sofya ve Niş'i aldı. 1444'te Yalvaç Muhârebesinde iki taraf da kesin bir üstünlük kuramadı. Haçlılar, geri çekildiler. Neticede 12 Temmuz 1444'te Macarlarla on yıl süreli Segedin Sulh Antlaşması imzalandı. Sultan İkinci Murâd Han, Segedin Antlaşmasından sonra; Hacı Bayram-ı Veli'nin İstanbul'u fethedeceğini işaret buyurduğu oğlu Mehmed (Fatih) lehine; ''Sağlığımda oğlumun padişahlığını göreyim'' diyerek saltanattan çekildi. Osmanlı tahtına on iki yaşındaki İkinci Mehmed Hanın geçirilmesi on yıllık Segedin Sulh Antlaşmasına rağmen, başta papalık ve Macarlar olmak üzere Avrupa Devletini ümitlendirdi. Osmanlılara karşı birleşerek hazırlıklarını süratle tamamladılar. Hunyadi Yanoş Segedin Antlaşmasını bozarak, yanında papalık kuvvetleri de olduğu hâlde, büyük bir Haçlı ordusuyla hareket etti. On iki yaşındaki Sultan Mehmed Han, ömrünün yirmi sekiz yılını muhârebe meydanlarında geçiren babası ikinci Murâd Hanı yaşından ümit edilmeyecek ifâdelerin bulunduğu târihi dâvet mektubu ile tahta geçmeye çağırdı. İkinci Murâd Han, Manisa'dan Edirne'ye geldi. Murâd Hanın kumandayı ele almasından sonra, tecrübe, dirâyet ve askerlerin içten bağlılığının da verdiği kuvvetle, Varna'da Haçlılara karşı İslâm- Türk târihinin en muhteşem zaferlerinden biri daha kazanıldı. Tekrar tahta çıkan Murâd Han, ilk seferini bizans imparatorunun kardeşi, mora despotu Konstantin'in tecâvüzkârâne faâliyeti üzerine yaptı. Despot Konstantin'den, Mora'da tecâvüzleri durdurması ve işgal ettiği arâziden çekilmesi istendiyse de reddedildi. Elde edilen bilgiler neticesinde Turahan Bey kumandasında öncü akıncı kuvvetleri gönderildi. Sultan Murâd kumandasındaki asıl osmanlı ordusu 1446'da korent ve Balyabadra'yı zaptetti. 1447'de Arnavutluk isyânı bastırıldı.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Macarların milli kahramanı  Hunyadi Yanoş, Varna Muhârebesi mağlubiyetinin lekesini silmek için Macarlardan başka Eflak, Bohemya ve Almanya'dan kuvvet toplamıştı. Âsi Arnavutluk Beyi dönme İskender ile de ittifak kuran Hunyadi Yanoş kendisiyle berâber olmayan Sırbistan'ı işgal edip, Tuna'yı geçti. Osmanlı Sultanı Murâd Han, Haçlı ,ttifakına karşı cephe alan Murâd Han, Türk İslâm anânesince Muhârebeden önce antlaşma teklif ettiyse de Haçlılar kabul etmedi. 17 Ekim 1448'de başlayan ve üç gün devam eden meydan muhârebesi Haçlıların bozgunu ile neticelendi. Hunyadi Yanoş canını güçlükle kurtarabildi. Murâd Han, 1450'de Arnavutluk seferine çıktıysa da tamamlayamadı. 3 Şubat 1451 târihinde vefât etti. Vasiyetnâmesini tanzim edip vezirlere şâhitlik ettirdi. Bursa'ya defnedildi. Türbesi, Bursa'da Murâdiye mahallesinde yaptırmış olduğu câmi yanındadır.   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Murâd, büyük bir sarsıntıdan yeni çıkmış olan devletin hükümdarı olduğu zaman çok gençti. Anadolu'da Timûr Hanla yeniden ortaya çıkan Türk Beyliklerinin; Rumeli'de ise devletin zaafından istifâde etmek için fırsat gözleyen Balkan ve Avrupa devletlerinin korkunç ihtiraslarıyla karşı karşıya idi. Bizans, devletin başına her gün yeni bir gâile, bir iç buhran açmak için sinsi sinsi çalışıyordu. böyle buhranlı bir devirde devlet idâresini eline alan Sultan Murâd Han, hayâtı boyunca, Anadolu'da Türk birliğinin kökleşmesi için çalıştı. Rumeli'de tabii hudutlar içinde yaşamayı tercih etmesine rağmen, memleket menfaatı icab ettiği vakit aslâ vazifeden kaçmayacak ve hayâtını  bu uğurda fedâdan çekinmeyecek kadar cesur, metin, irâdeli, azimkar idi. İç ve dış gâilerle geçen hükümdârlık hayâtı sonunda, sâdece siyâsi ve askeri bakımdan değil, medeniyet bakımından da yeniçağı açacak olan oğlu Sultan Mehmed'e mâmur ve her türlü ilmi gelişmeye hazır bir ülke bıraktı. Murâd Han, ince rûhlu,hassas, lütûfkâr âdil, merhametli olup sözüne sadık, cesur ve tedbir sâhibi, kumanda kâbiliyeti yüksek bir devlet adamıydı. On iki yaşında şehzâde iken başlayan muhârebe hayatı, vefâtına kadar devâm etti.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İlmi sohbetleri sever, âlimleri himâye eder ve onların ihtiyaçlarını karşılardı. Haftanın iki gününü ilim meclisinde sohbetle geçirirdi. Kendisinin de ilmi ve ibâdeti çok; zühd, verâ ve takvâsı pek fazlaydı. Oğlunu ve kızlarını evlendirdikten sonra, bir gün veziri Çandarlı İbrâhim Paşaya dönmüş; ''Koca Çandarlı! Bu dünyâda arzulanan nedir ki? Oğul evermek, kız çıkarmak. Bunları Allahü teâlânın izniyle yerine getirdik. Geriye iman ile gitmek kaldı'' demişti. Hemen bütün ömrünü gazâ meydanlarında geçirdiği hâlde, imar işlerine ehemmiyet verip çok eser bıraktığı için Ebü'l-Hayrât diye anıldı. Bursa, Edirne ve başka şehirlerde, yoksullar için imâret ve ulemâ için medrese yaptırdı. Edirne'de dârülhadis ve buna gelir olarak Tahtakale Hamamı, Alacahamam ve Üç Şerefli Câmiini yaptırıp, bunları birçok vakıflarla destekledi. Bursa'da Muradiye semtinde câmi, medrese ve imâret yaptırdı. Edirne'de Ergene civârında bir köprü yaptırıp, Uzunköprü kasabasını kurdu. Selânik ve İpsala'da da câmiler inşa ettirdi. Her yıl Kudüs, Halil-ür-Rahmân,  Mekke-i mükerreme ve Medine-i münevvere yoksulları için otuz beş bin altın gönderirdi. Ankara bölgesinde Balıkhisarı adlı büyük bir subaşılığın köylerini Mekke yoksullarına vakfetmişti. bulunduğu şehirde her yıl on bin altını kendi eliyle seyyidlere paylaştırırdı. Tebeasının hakkına ziyâdesiyle riâyet eder, kul hakkından pek sakınırdı.Babası Çelebi Sultan Mehmed Handan kalma, Mekke-i mükerreme ve Medine-i münevvere fakirlerine, Resûl-i ekrem efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) komşularına hediye gönderme âdetini devâm ettirdi. Tezkirelerin kendisini şiir söyleyen ilk Osmanlı sultanı olarak zikrettikleri ikinci Murâd Han; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Gerçi- kim haddim değüldür bûseni kılmak dilek, Ârif olan çün bilür ânı ne lâzım söylemek. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Gibi ustaca şiirler yazabilecek kadar kuvvetli bir şâirdi.İlme ve âlimlere çok hürmet edip evliyâya izzet ve ikrâmda kusur etmediği için memleketi âlim ve evliyâ yurdu oldu. Herkesin duâsını aldı, pek kıymetli eserlerin yazılmasına, tercüme edilip Türkçeye kazandırılmasına ve kıymetli ilim müesseselerinin inşâsına vesile oldu. Yazılan eserlerde açık bir dil kullanılmasını emrederek Türkçe yazmak husûsunda titizlik gösterdi. Devrinde Osmanlı sarayı, âlim ve şâirlerin buluştuğu bir yer oldu. Büyük âlim Molla Yegân bile ona hac dönüşünde hediye olarak, Fatih'in hocası âlim Molla Gürâni'yi getirmişti. bu husus hiçbir milletin kültür târihinde rastlanılmayan eşsiz bir hâdise olup, ikinci Murâd Hanın ilme verdiği değeri de gösterir. Osmanlı Devletinde devrinde en çok eser yazılan padişah olması bakımından dikkat  çeker. Gerçekten onun devrinde manzûm, menzur pekçok eser yazılmış ve Osmanlı sarayı eserler hazinesi durumuna gelmiştir. Yine tezkirelerin kaydettiğine göre, Osmanlı padişahları içinde şiirleri ilk defâ kaydedilen padişahtır. Devrinde şuarâ tezkirelerinde temel teşkil eden bâzı nazire mecmûaları da onun adına ithâf edilmiştir. Ayrıca adına ithâf edilen pekçok eser vardır ve hemen hepsinde İrşâdü'l- Murâd ile'l-Murâd, Mesnevi-i Murâdiyye ve Murâdnâme gibi bu pâdişâhın ismi geçer. Devrinde görülen geniş tabanlı bu kültür faaliyeti sonraki asırlara da temel teşkil etmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088403216440366?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088403216440366/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088403216440366' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088403216440366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088403216440366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-murad-hn.html' title='Sultân İkinci Murad Hân'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088398543802573</id><published>2005-10-14T20:45:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:46:25.580-07:00</updated><title type='text'>Fatih Sultân Mehmed Hân</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;color:#111111;" id="AutoNumber2" border="0" border cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td width="25%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/07_fatihsultan.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;color:#111111;" id="AutoNumber3" border="0" border cellpadding="11" cellspacing="0" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;7&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;31 Yıl&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;I. 1444 II. 18 Şubat 1451&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan İkinci Murâd Hân&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Hatice Alime Huma Hatun&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;30 Mart 1431&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Vefâtı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;3 Mayıs 1481&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İstanbul Fatih Camiî yanında                Türbesinde'dir&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;           &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı pâdişâhlarının yedincisi.  İstanbul’un fâtihi olup,İkinci Murad Hanın oğludur. 30 Mart 1431 (H. 833) Pazar &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra07.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;günü  Edirne’de dünyâya geldi. Annesi Candaroğulları âilesinden Hadîce Alîme Hümâ  Hâtundur. Küçük yaşta tahsiline ve yetişmesine çok ehemmiyet verilen Şehzade  Mehmed devrin en mümtaz alimlerinden ilim öğrendi. İlk hocası Molla Yegan’dı.  Meşhur din ve fen âlimi olup zâhirî ve bâtınî ilimlerde mütehassıs Akşemseddîn  hazretleri şehzâdenin her şeyi ile bizzat ilgilendi. 12 yaşına gelince devlet  idâresini öğrenmesi için Edirne’den Manisa’ya vâli olarak gönderildi. Kısa bir  süre sonra babası tarafından tahta çıkarıldı. Ancak bundan faydalanmak istiyen  yeni bir Haçlı ordusu 1444 Eylülünde Türk topraklarına girdi.Vaziyetin  ciddiyetini anlayan Sultan Mehmed yazdığı mektupla babasını yeniden saltanata  dâvet etti. Bâzı rivâyetlerde bu taleb üzerine, bir kısım rivâyetlere göre de,  durumun vehâmetini takdir eden İkinci Murad, kendi reyi ile İstanbul Boğazından  Avrupa’ya geçerek Edirne’ye geldi. Derhal idâreyi ele alarak Varna’ya hareket  etti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Gerek Avrupa devletlerinin hasımca davranışları, gerek Anadolu’daki Türk beyliklerinin nizâmı bozucu hareketleri, devleti çok sarsmıştı. 1444 Varna Zaferi ile Osmanlı Devletinin temelleri tam olarak sağlamlaştırılmış oldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1451 târihinde babası İkinci Murad’ın vefâtı üzerine İkinci Mehmed, ikinci defâ Osmanlı tahtına oturduğunda 19 yaşındaydı. Daha önceden saltanat tecrübeleri olduğu gibi, babasının yanında seferlere de katılmış ve çok iyi bir kumandan olarak yetiştirilmişti. Saltanat değişikliği dolayısıyla fırsat kollayan Karamanoğulları üzerine bir sefer yaptıktan sonra, artık kangren hâline gelen Bizans meselesini halletmek üzere bütün ağırlığını bu konuya verdi.Rumeli Hisarını yaptırıp, Yıldırım Bâyezîd’in karşı kıyıda yaptırdığı Anadolu Hisarı ile berâber boğazı kestikten sonra, 1452-1453 kışını Edirne’de harp hazırlıkları ile geçirdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Rumeli Hisarının inşâ plânının bizzât Pâdişâh tarafından çizildiği rivâyeti kuvvetlidir. Hisarın kerestesi İzmit’ten, kireci Şile bölgesinden getirildi ve yapımında 1000 taşçı ustası, 5000 işçi, 10.000 civârında yamak çalıştırıldı. Vezirler sırtlarında taş taşıyarak hisarın yapılmasına hizmet ettiler.Ayrıca bâzı burçların yapım masrafını işçi ücretleri dâhil vezirler üzerine aldılar.Rumeli Hisarı’nın inşâsı esnâsında Bizans İmparatoru elçi göndererek, “kendi toprakları üzerine kale yapılmasının dostluğa ve ahde vefâya uymadığını” bildirdi. Bunun üzerine Fâtih SultanMehmed elçiye; “Var git kralına söyle! O, rahmetli babam zamânında ahdi çok defâ bozmuştu.Arada ahid mi kaldı ki vefâdan bahseder. Bu topraklara biz hisar yaparız, toprak elçi göndermekle kurtarılmaz. Eğer bu topraklar onunsa, gelip kurtarsın.” diyerek niyetini az çok ortaya koydu. Dört aydan az bir zamanda bitirilen Rumeli Hisarı ile İstanbul’un Karadeniz’den ikmâl yolu tam kontrola alınmış oldu. Ayrıca Karadeniz kıyılarına yayılan Venedik kolonilerinin de Venedik ile irtibatı kesilmiş oluyordu.İstanbul’un muhâsarasına kadar da her geçen gemi, yükü, kalkış ve varış iskeleleri gibi bilgileri ve geçiş rüsûmunu (geçiş vergisi) altın olarak vermeye mecbur bırakılmış, vermeyen batırılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Şehzâdeliğinden beri bir an önce İstanbul’u fethetmek, hazret-i Peygamberin müjdesine mazhar olabilmek ideali ile tutuşan SultanMehmed, bu büyük meselenin halline çalışıyordu. Bu sebeple askerî târihin kaydettiği ilk büyük ateşli silahlar ve toplarla bu orduyu dayanılmaz bir kudret hâline getirmiş, İstanbul muhâsarısında donanmayı Beşiktaş’tan kara yolu ile Haliç’e indirilen teknik bir dehâya ve çeşitli muhâsara makinalarına, seyyar kulelere sâhib olmuştu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Haliç üzerinde; Kasımpaşa tarafından başlamak üzere boş fıçılar üzerine kalaslar bağlatarak beş buçuk metre eninde bu köprüyü Kasımpaşa-Ayvansaray arasına inşâ ettirdi. Bu çalışmaları görenBizanslılar su üstünde yüründüğünü zannederek, sihir yapıldığına hükmetmişlerdi. Devrin en ağır toplarını döktürdü. O zamana kadar ateşli silahların atıştan sonra soğuması beklenirdi. Fâtih Sultan Mehmed, zeytinyağı döktürerek insanlık târihinde “yağla makina soğutmasını” havan topunun balistik hesaplarını yaparak, plânını çizerek dik mermi yollu ilk silahı keşfetti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Fâtih, bu yüksek vasıfları ve üstün kuvvetiyle İstanbul fethine hazırlanırken,ona karşı dış düşmanları ve içerde şehzâdeleri kışkırtanBizans, târihî fesat siyâsetinin son gayreti olarak bu sefer de şehzâde Orhan’ı Fâtih aleyhine kullanma teşebbüsüyle genç Pâdişâh’a İstanbul seferinin meşruluğunu ve zarûretini bir kere daha göstermiş oluyordu. Üstelik daha Manisa’da şehzâdeyken, hocası büyük velî Akşemseddînİstanbul’u fethedeceğini müjdelemişti. Hazret-i Peygamberin; “İstanbul muhakak fethedilecektir. Bu fethi yapacak hükümdâr ve ordu ne mükemmel insanlardır.” meâlindeki hadîs-i şerîfi onu ayrı bir şevke getirmişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Kaynakların belirttiğine göre, Pâdişah, hep İstanbul’un fethini düşünüyordu. Evliyânın işâretleri, keşif ve kerâmet sâhiplerinin sözleri ile o bu fikri tamâmiyle benimsemişti. Pâdişâhın gece-gündüz huzûru kaçmıştı. Yatağına girer kalkarken, sarayında ve dışarıda gezinirken kafası hep İstanbul’un fethi ile meşguldü. Yalnız veya maiyetiyle gezintiye çıktığında da yine fethi düşünür, istirâhat ve uyku bilmezdi. Elinde kalem ve kâğıt dâimâ İstanbul’un haritası ile uğraşırdı.Yine bir gece aynı düşünceyle uykusu kaçmış, veziri Çandarlı Halil Paşayı gece yarısından sonra konağından sarayına çağırtmıştı. Böyle gece yarısı vakitsiz çağrılmaktan korkan yaşlı vezir, pâdişâhın ayaklarına kapanarak, özürler dilemiş, pâdişâh da korku ve telaşının yersiz olduğunu belirterek,İstanbul’un alınması için oturup konuşmaya çağırdığını bildirmişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Nihayet İkinci Mehmed, 23 Martta ordusuyla Edirne’den hareket etti. Kuşatma 6 Nisanda başladı. 18 Nisanda İstanbul adaları alındı. 22 Nisan gecesi Türk donanması karadan Haliç’e indirildi. 23 Nisanda sulh teklifine gelen Bizans elçisine genç Pâdişah; “Ya ben şehri alırım, ya şehir beni!” cevâbını verdi. 29 Mayıs sabahı yapılan son taarruzda İstanbul düştü. Bu şekilde ortaçağ sona erdi yeniçağ başladı. İstanbul’un fethi, Türk târihinin en müstesnâ olayı sayılarak “Feth-i Mübîn” denildi. Dünyânın en büyük kilisesi (Sainte-Sophie) ve bütün Avrupa’nın ayakta kalan en eski yapısı olan Ayasofya câmiye çevrildi. Fâtih bu mabedin kıyâmete kadar câmi kalmasını yazılı olarak vasiyet ve vakfeyledi. Bütün Ortodoks Hıristiyanların başı olan patrikliği ortadan kaldırmadı. Bunu o zamanki, siyâsî olaylara göre değerlendirmek îcâb eder.İsteseydi İstanbul fâtihi, patrikliği ortadan kaldırabilirdi. Fakat o zamânın siyâsî durumu bunu gerektirmemekteydi. İstanbul’un düşmesinden sonra, surlarda Ceneviz kumandan ve askerlerinin ölülerine rastlandı. Hâlbuki CenevizlilerTürklerle dostluk anlaşması imzâlamışlardı. Bu ihânetleri ortaya çıkınca çok korktular. Kendilerine çok ağır cezâlar verileceğini beklerken, Fâtih Sultan Mehmed, Ceneviz vâlisi ve papazını çağırtarak üzüntülerini bildirdi ve Galata’da oturan bu Cenevizliler için bir ferman çıkarttı; “Evvelden olduğu gibi herkes sanat ve ticâretinde, ibâdetinde serbesttir. Kiliseler açık bulunacak, ancak çan çalınmayacaktır.” şeklindeki emriyle ölüm bekleyen insanları sevindirdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Gerek Ortodokslara, gerek Cenevizlilere tanıdığı bu serbestlik, Avrupalıların husûmetini azalttı. Bâzı Avrupalı târihçiler, Türklerin Avrupa’da süratli bir şekilde ilerlemesini, Avrupa’nın kolay fethini bu davranışa bağlarlar ve Osmanlı İmparatorluğu, bu hâdise ile cihânşümûl hâle geldi şeklinde yazarlar. 21 yaşında İstanbul’u fetheden Fâtih, Katolik Avrupa’ya cephe aldı ve Ortodoks Hıristiyanlığın Katoliklerle birleşmesini önledi. Esâsen imparator ve devlet adamları, İstanbul’u kurtarmak için papalığın asırlardan beri istediği fedâkârlığı yapıyor, papalık da Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleşmesi karşılığında askerî yardımda bulunuyordu. Fakat bütün çalışma ve gayretlere rağmen İstanbul’u korumak için Avrupa’dan az bir gönüllüden başka bir şey gelmedi. İstanbul’daki papazlar ve halk da dinlerini korumak için İstanbul’da Lâtin şapkası yerine Türk sarığını görmeyi tercih ettiklerini belirttiler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İstanbul’un fethi ile Osmanlı Cihan Devletinin temelleri atılmış oluyordu. Doğu Roma Fâtihi olarak Edirne’ye dönen Fâtih Sultan MehmedHan, dünyâ politikasını yeniden gözden geçirdi. Devletin geleceği için önemli kararların alınması gerekiyordu. Bizans’ın düşmesini Avrupa’nın hoş karşılamayacağı tabiî idi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Karaman ve İstanbul seferinden sonra, 1453’te Cenevizlilerden Enez’i aldı. 1454’te, Kırım’a bir donanma gönderdi.Aynı yıl Sırbistan Seferine çıktı.KuzeyEge adalarına donanma göndererek buraları ele geçirdi. Rodos Seferini yaptı ise de adayı alamadı. 1455-1456 yıllarında ikinci ve üçüncü Sırbistan seferlerine çıktı. Bu ikincisinde babasından sonra Belgrad’ı tekrar muhâsara etti. Kaleyi savunan Hunyadi Yanoş öldü, Fâtih yaralandı. Fakat Belgrad düşmedi. 1455’te Boğdan Beyliği de Osmanlı idâresine girdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1458’de Mora’ya ilk seferini yaptı.  &lt;span style="" lang="IT"&gt; 1459’daki Sırbistan Seferi sonunda,Semendire fethedildi ve Sırbistan Devleti son buldu. 1460’da çıktığı İkinci Mora Seferi; Mora prensliklerinin ilgası, Osmanlı devletine katılması, Palegosların sonu ve Bizans kalıntılarının silinmesi ile sonuçlandı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt; Sonra Güney Karadeniz meselesini ele aldı. 1461’de Ceneviz’den Amasra’yı fethetti. Baharda Sinop’a geldi.Himâyesinde bulunan Candarlı Beyliğine dostça son verdi.Oradan Trabzon’a yürüdü. Denizden de kuşatılan Trabzon Rum İmparatoru teslim oldu.Komnenos imparatorluk hânedanına son verildi. Bu şekilde Batum ve Gürcistan kıyılarına kadar bütün GüneyKaradeniz kıyıları Osmanlı Devletine katıldığı gibi Trabzon ve Rize gibi Anadolu’nun son parçaları da Hıristiyanlardan alınmış oldu. Trabzon seferinden dönüşünde Eflâk üzerine yürüdü ve ayaklanan Kazıklı Voyvoda meselesini hâlletti.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt; Fâtih, 1462’de Yayçe’nin fethiyle netîcelenen birinci Bosna Seferine çıktı. Aynı yıl Midilli Adasını fethetti.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1463’te Bosna’ya bir sefer daha yaptı. Ertesi yıl tekrar Bosna üzerine gitti. 1466’da Karaman Seferine çıktı. Aynı yıl Arnavutluk üzerine yürüdü. 1466-67’de Arnavutluk üzerine bir sefer daha yaptı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu ardı kesilmeyen seferlerde Fâtih, bir taraftan büyük devlet fikrini gerçekleştirecek tedbirler almış, diğer taraftan da cihanşumûl hâkimiyet fikrini benimsemişti. Bunun için Tuna’nın güneyinde ve Fırat-Toroslar sınırının batısında, Osmanlı Devletine katılmıyan hiçbir yer bırakmamak,Karadeniz’i ve Ege denizini birer Türk gölü yapmak, Venedik donanmasını geçerek, deniz kuvvetlerini de kara ordusu gibi dünyânın birinci kuvveti hâline getirmek ve bu işleri tamâmen gerçekleştirdikten sonra, İtalya’yı fethetmek istiyordu. Bu plân artık dünyâca bilinmeye başlanmıştı. Bu projeye karşı yalnız bütün Avrupa değil, Türkiye’nin doğusundaki komşuları da karşı çıktılar. Bu şekilde Osmanlı Devletine karşı, bir ittifak meydana getirildi ve uzun süren savaşlar başladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu büyük savaşlarda, Osmanlıların karşısında yer alan büyük devletler; Akkoyunlular, Venedik, Macaristan, Almanya, Polonya, Kastilya, Aragon ve Napoli idi. Fâtih, dehâsı ile bu ittifaka karşı koymasını bildi. Düşmanlarını bâzen teker teker, bâzen ikişer üçer, bâzen beşer onar yenerek bu büyük savaşlardan da gâlip çıktı. Böylece Türk Cihan İmparatorluğunun temelleri sağlamlaştırılmış oldu. Dünyânın Osmanlı Devleti karşısında âciz kaldığı ortaya çıktı.Venedik’in deniz üstünlüğü târihe karıştı. Böylece dünyâ Hıristiyanlığının iki mühim dayanağından Bizans’ı yıkıp Venedik’i sindirmiş oldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Uzun süren bu büyük savaşlar 1463’te Fâtih tarafından başlatıldı. VenedikCumhuriyeti Osmanlılara savaş îlân etti. Macaristan da Venedik’in yanında savaşa girdi.Kısa zamanda Osmanlılarakarşı savaşa girenlerin sayısı arttı. Her cephede düşmanı yıpratan, diplomatik yollarla bezdiren Fâtih, 1470 yazında ordu ve donanması ile Eğriboz Adasına yöneldi.Venedik’in Batı Ege’deki bu alınmaz dedikleri üssünü fethetti.Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan,Avrupalıların,Osmanlılarla başa çıkamayacağını anlayınca, Tokat’a hücum ederek burada bir cephe açtı, kuvveti bölmeye çalıştı. 18 Ağustos 1472’de Şehzâde Mustafa, Akkoyunlu ordusunu yenerek işgâl edilenOsmanlı topraklarını kurtardı. Fâtih, 11 Nisan 1473’te Üsküdar’dan hareket etti. 11 Ağustosta Erzincan yakınlarında Otlukbeli’nde Akkoyunlu ordusunu yendi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Fâtih’in akıncı kuvvetleri,Venedik varoşlarına Almanya içlerine kadar seferler düzenleyerek Avrupa’yı alt üst ettiler. &lt;span style="" lang="IT"&gt;23. seferini Boğdan, 24.sünü 1476’da Macaristan üzerine yaptı. Pâdişah, 1478’de Üçüncü Arnavutluk Seferine çıktı. KırımHanlığı Osmanlı birliğine katıldı. 1480’de üçüncü Rodos Kuşatması netîce vermedi.İyonya Adalarını aldıktan sonra, donanmayı İtalya’ya gönderdi. &lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="FR"&gt; Temmuz 1480’de Otranto’yu fethettirdi.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="FR"&gt;1481 senesi ilkbaharında Fâtih SultanMehmed 300.000 kişilik bir ordunun başında olduğu hâlde sefere çıktı. 27 Nisan 1481 Cumâ günü kapıkulu askerleriyle Üsküdar’a geçti. Pâdişah Üsküdar’a geçtiğinde hasta olduğu için birkaç gün dinlendi.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Daha sonra araba ile hareket etti. Gebze yakınlarındaki Tekir Çayırı veya Hünkâr Çayırına geldiği zaman hastalığı arttı. Bunun üzerine hekimler tarafından konsültasyon yapılarak, verilen ilâcın dozu arttırıldı. Fâtih’in özel doktoru, Yâkub Paşa isminde bir Yahûdî dönmesiydi. Venedikliler, Fâtih’in zehirlenmesi karşılığında bu dönme Paşa’ya büyük bir servet vâdetmişler Yâkub Paşa da bu işi gerçekleştirmişti. Fâtih zehirlendiğini anladığı zaman iş işten geçmişti. Birden bire müthiş sancılar başladı ve 3 Mayıs 1481 Perşembe günü öğleden sonra saat dörtte, 49 yaşında iken vefât etti. &lt;/span&gt;Fâtih’in ölümü bir müddet halktan ve askerden saklandı. Ölüm hâdisesi duyulunca, Sultan’ın bir zehirlenme olayına mâruz kaldığı anlaşıldı ve Yâkub Paşa, asker tarafından parçalanarak öldürüldü.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Fâtih’in ölümü, Türk milletini büyük mâteme gark etti.Ölüm haberi Roma’ya ulaşınca, İtalya’da toplar atılıp günlerce şenlikler yapıldı.Papa bütün Avrupa kiliselerinde üç gün çanlar çaldırıp, şükür âyini yapılmasını emretti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Fâtih’in nâşı İstanbul’a nakledilerek Muhyiddîn Şeyh Vefâ hazretleri tarafından kıldırılan cenâze namazından sonra İstanbul’da yaptırdığı Fâtih Câmiinin bahçesine defnedildi. Daha sonra üzerine türbe inşâ edildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Fatih Sultan Mehmed Han orta boylu, kırmızı beyaz yüzlü, dolgun vücutlu, sakalları altın telleri gibi kalın, yanakları dolgun, kolları kuvvetli, burnunun ucu hafif kıvrık, saçı siyah ve sık olup, kuvvetli fizîkî bir yapıya sâhipti. Londra’da, NationalGallery’de, Fâtih SultanMehmed’in bir portresi bulunmaktadır. Bu portrenin Centile Bellini tarafından yapıldığı, delil olmadığı hâlde iddiâ edilmektedir.Hâlbuki, National Gallery’de bu portreyle ilgili dosyadaki bilgilerden anlaşıldığına göre, her şeyden önce portre üzerindeki Centile Bellini adı kesin olarak okunamamıştır. Ayrıca Bellini’nin İstanbul’a gelip, Topkapı Sarayı için manzara resimleri yaptığı bilinmekle berâber, Pâdişah’ı gördüğü de belli değildir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Türk târihi, sayılamayacak kadar çok kahraman ve cihângirlerle doludur. Fâtih SultanMehmed de bunların başında gelenlerdendir.Çünkü o kılıçla keşfi yanyana yürütmüş, çağ açıp, çağ kapatmıştır. İstanbul’u bütün ganîmetleri içinde firûze bir yüzük taşı gibi parmağında taşımış, bu güzel şehri torunlarının torunlarına bırakmıştır.Onun için, asırlar boyu her cephesiyle yazılmış, çizilmiş, hakkında Garp’ta ve Şark’ta çok şeyler söylenmiştir.Tedkîk edildikçe derinleşen, derinleştikçe deryâlaşan bu cihângirin sayısız vasıflarından bâzıları şunlardır:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Fâtih Sultan Mehmed, soğuk kanlı ve cesurdu. Bu özelliğinin en güzel misâlini,Belgrad Muhâsarası sırasında, askerin gevşediğini gördüğü zaman önlerine geçip düşman hatlarına girerek gösterdi.İstanbul Muhâsarasında da donanmanın başarısızlığı yüzünden atını denize sürmesi bu cesâretinin büyük örneğidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ne istediğini, ne yapacağını, ne yapabileceğini bilen ve bu büyük işleri başarabilmek için gerekli tedbirleri, yorulmak bilmeyen bir azim, sabır ve sükûnetle hazırlayan bir insandı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çok merhametli ve müsâmahalıydı. Kendisine elli gün mukâvemet eden, birçok Müslümanın şehid edilmesine sebeb olan İstanbul şehri ve onun sâkinleri hakkında gösterdiği merhamet, aklın alamıyacağı genişliktedir.Hâlbuki o devir Avrupa’sında muzaffer bir kumandan, zaptettiği şehrin halkına görülmedik zulüm ve işkence yapmakta kendini haklı görürdü. Fâtih vicdan hürriyetine büyük kıymet verirdi.İstanbul’a girdiği vakit ayaklarına kapanan İstanbul patriğini yerden kaldırmakla âlicenaplığını gösteren cihângîr, şu sözlerle patriği tesellî etti: “Ayağa kalkınız. Ben Sultan Mehmed, hepinize söylüyorum ki: Şu andan îtibâren artık ne hayâtınız ne de hürriyetiniz husûsunda gazâb-ı şâhânemden korkmayınız!”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Fâtih, gayri müslim tebeasının din ve mezheplerine aslâ dokunmadı, herkesi vicdânî inanışında serbest bıraktı. Fâtih,İstanbul’un îmârında ücret karşılığında daha çok Rum esirlerini kullandı. Bu sırada biriktirdikleri paralarla hürriyetlerini satın alma imkânını sağladı. Bu müsâmaha o devir dünyâsının hâyâlinden bile geçirmediği bir olgunluk eseriydi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Batılıların iddiâlarına göre şehre giren Türkler, mâbedleri yıkmışlar veya yakmışlar, hiçbir şey bırakmamışlardır.Hâlbuki bunları yıkan ve yakan yine kendileridir. Bizanslılar surlarda açılan gediklerin tâmirinde kullanılmak üzere yüzden ziyâde kilise yıkmışlardır.Öyle ki, Fâtih SultanMehmed,Ayasofya’yı yakından seyrederken, bir yeniçeri neferinin kilisenin taşlarından birini sökmek üzere olduğunu görünce, mâni oldu ve; “Size malca alınacak şeylere izin vermiştim, mülk ise benimdir demiştim.” diyerek yeniçeriyi şiddetli bir şekilde cezâlandırmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Askerî ve siyâsi sâhada eşsiz bir dehâ idi. Askerî alanda başarısının ilk özelliği kılıçla kalemin işbirliğidir.Ordunun disiplinine çok dikkat ederdi. En küçük itâatsizliği ve buna sebeb olan subayları şiddetli bir şekilde cezâlandırırdı. Ordusunu, plânsız, düzensiz hareket ettirmez, mâcerâ hevesiyle kan dökmezdi.Kendi devrine kadar atalarının yer yer, ada ada yapmış oldukları akınlarını, plânlı bir fütûhât hâline getirdi ve devletini, sistemli bir idârecilik şuûruyla istikrarlı, yerleşmiş bir devlet yaptı. Otuz senelik saltanat devresinde düzenlediği küçük, büyük seferler, memleketin coğrafî işbirliğini sağlamaya dayanır. Bu gâyeye ulaşmak için de at geçmez kayalıklardan, geçit vermez nehirlerden geçerek; durup dinlenmeden, kış yaz demeden savaştı. Bütün bu seferleri bir plâna göre yaptığından nereye gitmesi, nerede durması lâzım geldiğini bilerek hareket etti.Yapacağı seferlerin muvaffakiyetle netîcelenmesini sağlamak için aylarca bu seferin bütün teferruâtını hazırlardı. Kumandanlığı ile diplomatlığı dâimâ berâber hareket ederdi.Hangi devlet üzerine sefer düzenleyecekse, o devletin iç ve dış münâsebetlerini, zaaflarını, kuvvetini, diğer devletlerle olan münâsebetlerini en ince noktasına kadar tetkik eder ve sefere hasmının en zayıf ve kendisinin en kuvvetli zamânında çıkardı. Yapacağı seferlerden en yakınlarına bile haberdâr etmez ve bunların gizli kalmasına çok dikkat ederdi.“Sırrıma sakalımın bir tek telinin vâkıf olduğunu bilsem, onu yolar, atarım” sözü meşhurdur. Böyle hareket etmeyi muvaffakiyetlerinin başlıca sebeblerinden sayardı. Nitekim böyle hareket etmesinin netîcesinde İsfendiyâr Beyliği ve Trabzon Rum İmparatorluğunu kolayca ele geçirdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt;Çok başarılı bir diplomattı. Otuz sene, Asya ve Avrupa’da bâzan birkaç cephede beş, on hattâ daha fazla devletle birden harb hâlinde bulunduğu günler oldu. Böyle zamanlarda düşmanlarının, kuvvetlerini bölmenin, siyâsî müzâkereler, vaatler ve geçici tâvizlerle müttefikleri birbirinden ayırmanın kolayını buldu. Rodos Adasının fethi için donanmayı hazırlarken, zaman kazanmak için oyalama taktiğine girişerek şehzâde Cem’e bir mektup vererek Demetrios Soplionos isimli Rum ile birlikte Rodos’a gönderdi. Fâtih bu mektubunda hafif bir vergi karşılığında kendileriyle sulh ve sükûn içinde yaşıyacaklarını bildiren diplomatça bir harekette bulundu.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt;Câsuslar bulundurduğu gibi, Avrupalı devletlerin Osmanlılarla ilgili hareketleri müzâkere eden bütün meclislerinde geniş bir haber alma teşkilâtına da sâhipti.Almanya’da yerlilerden elde edilmiş câsusları da vardı. İtalya ise, son derece gizli ve dâimî bir Türk haber alma servisiyle örülüydü. Fâtih’in, bu teşkilâtı sâyesinde düşmanlarından günü gününe haberi olur, hareketlerini değerlendirerek tedbirler alırdı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt;Fâtih, ordu ve donanmasını iyi bir şekilde tekâmül ettirmişti.Ordunun silâhları birkaç senede yenilenir ve daha geliştirilmiş olanları eskilerinin yerine konurdu. Osmanlı donanmasının tekâmül etmiş şekilde kurucusu Fâtih’tir.Topçuluğa gerekli ehemmiyeti veren ilk padişâhtır. Fâtih’ten önce, top, bütün dünyâda, daha çok sesi ile düşmanı ürkütmek için kullanılırdı. Büyük kaleleri yerle bir edebileceği ve meydan muhârebelerinde rol oynayacağı hiç düşünülmemişti. Fâtih, bütün bunları akıl ederek, o târihe kadar görülmeyen sayı ve çapta top yapılmasına yöneldi. Topların balistik ve mukâvemet hesaplarını kendisi yaptı. Piyâdeye de, öncesine nisbetle, büyük önem verdi.Osmanlı ordusu esas bakımından bir süvârî ordusu olmaya devâm etmişse de, yeniçeri ve azab gibi piyâde sınıfları, Fâtih devrinde önem kazandı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt;Fâtih Sultan Mehmed, ilme, sanata ve ilim adamlarına çok kıymet verirdi. Zihniyeti ve tabiatı îtibâriyle ileri hamleden hoşlanan, terakkî ve medeniyetten zevk alan bir pâdişahtı. Tıpkı askerî fetihleri gibi, ilim adına açtığı savaşta da bir âlimler, sanatkârlar ordusu kurdu ve bu muhteşem orduya kendisi serdâr oldu. Yeni devletin kurulması plânının icrâsında eğitim ve öğretimin tesir ve önemini her şeyden üstün tuttu. Maârif sistemini kânunla tanzim ederek ulemâ sınıfı diye tanınan ve idârenin temelini meydana getiren diyânet ve hukuk kurumlarını teşkilâtlandırdı. Devlet idâresini ve bunun ilmîleştirilmesini esas aldı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt;Aklî ve naklî ilimlerde söz sâhibi olan âlimleri İstanbul’a topladı ve onların talebe yetiştirmesi için medreseler kurdu. Devrinde yetişen büyük âlim ve sanatkârlar mühim eserler verdiler. Fıkıh ilminde Molla Hüsrev, tefsirde Molla Gürânî, Molla Yegan, Hızır Çelebi,matematikte Ali Kuşçu, kelâmda Hocazâde, zamânının büyük âlimlerindendi ve ülkesine dünyânın dört bir tarafından âlimler akın ederdi.Hattâ Molla Câmî bile İstanbul’a gelmekteyken, Pâdişâh’ın ölüm haberi üzerine geri döndü.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt;İyi bir komutan ve devlet reisi olan Fâtih, aynı zamanda iyi bir ilim adamı ve şâirdi. Latince ve Rumca ile Arapça, Farsça ve Türkçeye bütün incelikleriyle vâkıftı. Şiirde, devrin üstatları arasında yer aldı. Hattâ sarayda dîvân sâhibi olan ilk pâdişâhtı. Çünkü o, medeniyetin, sanatsız olarak fertlerin gönüllerinde yer alacağına ihtimâl vermiyordu. Dedelerinin devlet kuruculuk kudretini, irâdeli bir idârecilik şuuruyle geliştirmesini bilen Fâtih, çevresinde devrin üstad şâirlerini topladı. Avnî mahlâsıyla edebî değeri yüksek beyit ve gazeller söyledi.Aruzu, usta şâirlerden farksız bir hâkimiyetle kullandı, şiirlerinde ince hissiyât ve düşüncelerini dile getirdi.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt;Bizümle saltanat lafın idermiş ol Karamanî&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt; &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Hudâ fursat virürise, kara yire karam-anı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;beyti, Karamanoğlu’nun çıkardığı fitne ve fesatlar karşısında şahlanan celâlini gösterdiği gibi, aşağıdaki şiiri de ince duygular sâhibi hassas bir gönlün Türk edebiyâtına nâdide bir armağanıdır:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sevdün ol dilberi söz eslemedün vay gönül&lt;br /&gt;Eyledün kendözüni âleme rüsvây gönül&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Sana cevr eylemede kılmaz o pervây gönül&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt; &lt;/o:p&gt; Cevre sabr eyleyimezsin n’ideyin hay gönül&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Gönül eyvây gönül vay gönül eyvây gönül&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt; &lt;/o:p&gt; Bilmedüm derd-i dilün ölmek imiş dermânı&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Öleyin derd ile tek görmeyeyin hicrânı&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt; &lt;/o:p&gt; Mihnet ü derd ü game olmağiçün erzânî&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Avnîyâ sencileyin mihnet ü gam-keş kanı&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt; &lt;/o:p&gt; Gönül eyvây gönül vay gönül eyvây gönül&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;İstanbul’un fethinden sonra Fâtih, hocası Akşemseddîn’in elini öpüp, tahtı tâcı bırakıp derviş olmak istedi. Akşemseddîn bu teklifi reddederek, devlet işlerine memur edilen pâdişâhın asıl vazîfesini yapmamış olacağını, dîn-i İslâm ve adâletle memleketi ve dünyâyı idâre etmenin daha makbul olduğunu; aksi hâlde din ve devletin zarar göreceği için, ikisinin de Allah indinde mesul olacaklarını bildirdi. Bunun üzerine Allah aşkı ile yanan kalbinin ateşini de şiirleriyle ortaya döktü.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Fâtih SultanMehmed, kelâm ve matematik ilminde devrinin en büyük otoritelerinden biriydi. Bizanslı târihçi Kritobulos’un hayranlıkla anlattığı, balistik sâhasındaki keşifleri, ortaçağın surlarını yıkmıştır. Bu sûretle Avrupa’nın timsâli olan derebeyi şatoları toplarla yıkılarak büyük devletler kurulmuş; netîcede büyük güç kaynakları biraraya toplanarak ortaçağa son verilmiştir. Bu sûretle Türkler, ortaçağdan yeniçağa Avrupa’dan daha evvel geçmişlerdir.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Fâtih SultanMehmed, teşkilatçı ve îmârcı idi. Devlet idâresini tam bir intizâm içinde yürütmek için lüzum ve ihtiyâç görüldükçe İslâmın esaslarına uygun kânunlar ve fermanlar yayınladı. Tanzimât dönemine kadar Osmanlı Devletinin temel kânunu olarak mer’iyyette kalan Fâtih Kânunnâmesi çok mühim bir eserdir. Pâdişâhın görüşleri alınarak sadrâzam Karamânî MehmedPaşa tarafından hazırlanan bu çok önemli kânunnâmeyi, Nişancı Leyszâde MehmedÇelebi kaleme almıştır. Kânûnî Sultan Süleymân devrinde hazırlanan kânunnâmede de bu eser esas alınmıştır. Osmanlı Devletinin bütün temel müessese ve teşkilâtı, Fâtih devrinde en mükemmel hâle gelmiştir. Enderûn Mektebini kurarak memleket için gerekli devlet adamı yetiştirilmesini yine o sağlamıştır.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Fâtih Sultan Mehmed, doğu Türkleri ile temâsa büyük önem verdi. Oğlu Sultan İkinci Bâyezîd de Türk medeniyetini ilerletmek husûsunda babasını tâkip etti. Doğu Türklerinin, Timur Han devri medeniyeti denilen medeniyet hareketlerinin benzeri, Fâtih devrinde Osmanlılarda tahakkuk etti. Fâtih, batı dillerinden bir kaçını bilmesi sebebiyle Avrupa literatürünü çok iyi tâkib etmiş, Türklerin her hususta Avrupalılardan üstün bulunması sebebiyle, Avrupa’dan bir şey alma ihtiyâcını duymamıştır.  &lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;İstanbul’un îmârına çok önem veren Pâdişâh, saray, câmiler, medreseler ile hamamlardan başka şehrin çeşitli yerlerinde 4000 dükkan yaptırarak vakfetti. Büyük câmilerin yanındaki medreselerin hâricinde 24 medrese, 12 han, 40 çeşme ve Halkalı Su Tesisâtı ile iki gemi tersânesi ve kışla yapılan binâlar arasındadır.İstanbul îmâr olunurken, diğer taraftan Bursa,Edirne gibi şehirlerde îmâr faâliyetleri büyük bir hızla devâm etti. Bu devirde Bursa’da 37, Edirne’de 28 ve sâir şehirlerde 60 câmi yapıldı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Edirne’de Tunca Nehri kenarında 1451 senesinde büyük bir saray inşâ edildi. Bu sarayın bir modeli Topkapı Sarayıdır. Bu saray, 1876 Osmanlı-Rus Harbinde cephâne infilâkıyla harâb oldu.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Batılı gözüyle Fâtih: Büyük devlet ve ilim adamı olan Fâtih, en büyük düşmanlarının gözlerini kamaştıran pâdişahtır. Eserlerinde ondan takdirle bahsetmişlerdir. Fetih sırasında İstanbul’da bulunan İtalyan Zorzo Dolfin bir keresinde şöyle demiştir:  &lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“Sultan Mehmed, çok az gülerdi. Zekâsı, dâimî bir çalışma hâlindeydi.Çok cömertti.Her işte fevkalâde atılgan, hattâ cüretkârdı.Seçtiği hedeflere erişmek için çok ısrar ederdi.Soğuğa, sıcağa, açlığa, susuzluğa tahammüllüydü. Kesin konuşur, kimseden çekinmezdi. Zevk ve sefâdan uzaktı. Türkçe, Yunanca ve Sırpçayı çok iyi konuşurdu.Her gün bir müddet okurdu. Roma târihi, başka devletler târihi, Laerce, Tite-Live, Herodot, Quinte-Curce, Papaların, Alman İmparatorları ile Fransa ve Lombardiya krallarının vak’aları okuduğu târihler arasındaydı. Avrupa’daki bütün devletleri tanırdı.Özellikle İtalya’nın coğrafyasını en ince noktasına kadar bilirdi ve bir Avrupa haritasını yanından ayırmazdı. Askerî ve coğrafî ilimlerle isteyerek meşgul olur, araştırmalar, incelemeler yapardı. Tabiiyyeti altında bulunan ülkelerin âdet ve şartlarını devletin ve bölgenin menfaatlerine kullanmakta mahâretliydi.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Diğer bir İtalyan târihçi Langusto, İstanbul’un fethinden sonra şöyle yazmıştır:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“Sultan Mehmed, ince yüzlü, ortadan fazla uzun boylu, silâhlar kuşanmış, asil tavırlı, çok az gülen, devamlı öğrenmek ihtirâsı ile yanan, cömert ve iyi kalpli, gâyelerine ulaşmakta inatçı bir hükümdârdı. En çok harp sanatına meraklıydı.Her şeyi öğrenmek isteyen zekî bir araştırmacıydı.Sefâhat düşkünlüğü olmayıp, kötü âdetleri yoktu.Harem dâiresinde çok az vakit geçirirdi. Nefsine hâkim ve uyanıktı. Her şarta tahammül gösterebilirdi ve bir cihân devleti peşindeydi.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Alman müsteşrik Franz Babinger, Mehmed-IIder Eroberer und seine Zeit Weltenstürmer einer Zeitenwende adlı eserinde şöyle yazmaktadır:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“Türk dünyâsı için Fâtih günümüze kadar, bütün imparatorların en büyüğü olup, beşer târihinde başka her hangi bir şahsın kendisiyle mukâyese edilmesi zordur. O Türk milletine, bütün târihinin en harîkulâde ve en yaklaşılması gayr-i kâbil şâhsiyet olarak takdim edilmiştir. Batı âleminin mukadderâtı, Fâtih Sultan Mehmed’in görünmesiyle sarîh bir şekilde işâretlenmiştir.Kudretli şahsiyeti, büyük Avrupa sâhalarının dış görünüşünü derinden değiştirmiştir.Ortaçağdan çıkarken insanları ve dünyâyı görüş tarzında, Fâtih’in şahsiyeti, zekâları tesir altında bırakmıştır.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;Ad  &lt;span style=""&gt;       âletten kıl kadar ayrılmayan, kendisine takdir edilen iki mısrâlık basit şiir için sâhibine bol ihsânda bulunan ve bir çiçek yetiştirene 500 altın bahşiş veren Fâtih, her bakımdan devrinin üstüne çıkmış bir hükümdâr ve insan-ı kâmildir. Bu büyük cihângir hakında günümüze kadar binlerce kitap yazılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088398543802573?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088398543802573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088398543802573' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088398543802573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088398543802573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/fatih-sultn-mehmed-hn.html' title='Fatih Sultân Mehmed Hân'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088392309534689</id><published>2005-10-14T20:44:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:45:23.180-07:00</updated><title type='text'>Sultân İkinci Bâyezid Hân</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;color:#111111;" id="AutoNumber2" border="0" border cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td width="25%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/08_2bayezid.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;color:#111111;" id="AutoNumber3" border="0" border cellpadding="11" cellspacing="0" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;8&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;31 Yıl&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;3 Mayıs 1481&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Fatih Sultan Mehmed Hân&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sitti Mükerreme Hatun&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;3 Aralık 1447&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Vefâtı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;26 Mayıs 1512&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İstanbul Bâyezîd Camiî Bahçesindeki                Türbesindedir&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;           &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sekizinci Osmanlı padişahı. Fatih Sultan Mehmed’in iki oğlundan büyüğüdür. 1447 yılında  &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra08.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;doğdu. Küçük yaştan itibaren tam bir ihtimamla yetiştirilen şehzade Bayezid, devrin en kıymetli alimleri elinde tahsil gördü. Yedi yaşındayken, Hadım Ali Paşa nezaretinde Amasya valisi oldu. 1473 Otlukbeli Savaşına sağ kol kumandanı olarak katıldı. Babası Fatih, 3 Mayıs 1481 tarihinde sefere giderken Gebze’de vefat edince, 20 Mayıs 1481’de tahta çıktı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ancak Bayezid, kardeşi Cem Sultanın muhalefeti ile karşılaştı. Bursa’yı alan ve adına hutbe okutan Cem’e karşı Yenişehir Savaşını kazanan Bayezid duruma hakim oldu. &lt;span style="" lang="IT"&gt;Fakat Cem meselesi sona ermedi. Tersine olarak bu iş doğu ve batı devletlerinin en çok ilgilendikleri bir problem halini aldı. &lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Devlet bu yüzden daimi bir tehdit altına girdi. Çünkü Cem’in Avrupa’ya geçmesi Hıristiyan devletlerce ve bilhassa papalık makamınca Türkler hakkında beslenilen kötü fikirlerin tatbik sahasına konulması için bir fırsat olarak kabul edildi ve Osmanlı İmparatorluğunun yıkılması için en müsait vaktin geldiği sanıldı. İşlerin tehlikeli bir yola girdiğini gören Bayezid Han bu sebeple 16 Ocak 1482’de Venediklilerle bir antlaşma imzalayarak Hıristiyanlığın en kuvvetli uzuvlarından birini felce uğrattı. Böylece, zahiren de olsa, onların dostluğunu temin ederek, 17 yıl Osmanlılar aleyhindeki teşebbüslere seyirci kalmalarını sağladı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Boğdan Voyvodasının yıllık vergisini ödememesi ve aleyhte faaliyetleri üzerine 1484 yılında bu ülkeye karşı sefere çıkan Bayezid, 15 Temmuz'da Kili ve 11 Ağustos’ta Akkerman Kalesini fethetti.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Bu sırada Osmanlıların, daha önce Cem’e sahip çıkarak Bayezid’e karşı kışkırttığı gerekçesiyle aralarının açık olduğu Memluklülerle Dulkadir Beyliği üzerindeki hakimiyet meselesi yüzünden 1485’te başlayıp 1491’e kadar devam eden savaşlara girişildi. Genelde küçük birliklerin vuruşmaları şeklinde cereyan eden savaş sonunda kesin bir netice alınamadı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Sultan Bayezid, kardeşi Cem’in 1495’te Napoli’de vefat etmesinden sonra, Osmanlı Devletinin dış politikasına başka bir yön verdi. 1498 senesi ilk ve sonbaharında Silistre sancakbeyi Bali Bey kumandasında 40 bin kişilik akıncı birliği Lehistan’a Osmanlı tarihinin en büyük akın hareketlerini gerçekleştirdiler. Bu arada Venediklilerin Mora üzerine tecavüzi hareketlerde bulunması üzerine de Sultan, 1499’da Mora seferine çıktı. 25 Ağustos’ta İnebahtı, 9 Ağustos 1500’de Modon ve 16 Ağustos’da Koron Venediklilerden alındı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Bayezid Han batıda daha önemli fetihlere başlama noktasındayken, doğuda büyük bir tehlike ile karşı karşıya kaldı. Bu sebepten Osmanlı Sultanı 1502’den sonra zamanını Safevi hükümdarı Şah İsmail’in türlü entrikalarını karşılamaya hasretti. Memluklülerle birlikte ona karşı askeri tedbirler aldı. Fakat bilhassa onunla bir ihtilafa düşmemeye çalıştı. Çünkü Anadolu’da kalabalık bir halk kütlesi, Şah İsmail tarafını tutuyordu. Nitekim 1511’de patlak veren Şah Kulu Baba Tekeli isyanında Kütahya’yı ele geçiren asiler güçlükle bastırılabildiler.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Sultan Bayezid’in son yılları, saltanatı ele geçirmek isteyen oğullarının mücadelesine sahne oldu. Neticede kardeşlerine karşı daha dirayetli olan ve yeniçeriler tarafından da desteklenen oğlu Selim İstanbul’a davet edildi. Selim, 24 Nisan’da Bayezid’in huzuruna gelerek el öptü. Bayezid ellerini kavuşturarak duran Selim’e; “Adaletten ayrılma, acizlere ve biçarelere karşı merhametli ol. Kimsesizlere şefkat göster, herkesin sana ram olmasını istiyorsan ulemaya çok saygı göster; zaruret olmadıkça kimseye sert davranma.” dedikten sonra çok dualar etmiş ve padişahlığını Allahü tealanın mübarek etmesi dileğiyle saltanatı kendisine teslim etmiştir.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Bayezid Han, daha sonra Dimetoka’daki saraya giderken Abalar köyü mevkiinde hastalanarak 26 Mayıs 1512 günü vefat etti. Kabri İstanbul’da Bayezid’deki caminin yanındaki türbededir. İlim sahibi, takva, adalet ve merhametten ayrılmayan vakarlı ve hilmiyle meşhur bir padişah olduğu için Veli Bayezid olarak bilinir. Bayezid meydanında kendi külliyesi ile birlikte camiinin inşası bitince Padişah: “Her kim ömrü boyunca ikindi ve akşam namazlarının sünnetlerini terk etmemiş ise, ilk Cuma namazında imam olsun!” buyurmuştu. Bu hususta kendisinden başka kimse çıkmamış, sulhte ve seferde hiçbir sünneti bırakmadığı için namazı kendisi kıldırmıştır. Sultan Bayezid’in mührünü taşıyan sayısız yazma eserin Türkiye ve Avrupa kütüphanelerinde bulunması onun kültür faaliyetlerini açıkça göstermektedir.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Bayezid Han vaktinin çoğunu mütalaa ile geçirir, okuduğu kitaplar hakkında düşüncesini yazardı. Namına çok eser yazılmıştır. O, eserlerin açık ve anlaşılır bir dil ile yazılmasını emrederdi. Bu yönüyle Türk diline verdiği ehemmiyet ortaya çıkmaktadır.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Bayezid Hanın alimliği, şairliği, hat sanatkarlığı, ilim ve şiir erbabına gösterdiği saygı ve sevgi, Fatih Sultan Mehmed’in oğluna yakışır derecedeydi. Adli mahlasıyla Türkçe ve Farsça şiirler yazmıştır. Sultan İkinci Bayezid Hanın otuz seneden fazla süren saltanatı boyunca, sulh ve sükunu tercih etmesi, donanmayı yenileyip hazırlıklar yapması, kendisinden sonra tahta geçen oğlu Yavuz Sultan Selim Hanın fasılasız seferler ile meşgul olmasına vesile oldu. Zamanında yeniçeri ocağını genişletti. Ağa bölükleri kuruldu. Donanmaya ehemmiyet verilerek, yelkenli savaş gemileri yapıldı ve gemilere uzun menzilli toplar yerleştirildi. Timar teşkilatında değişiklik yapıldı. Sultan Bayezid bir taraftan devlet teşkilatını sağlamlaştırarak halkın huzur ve sükununu temin etmek için uğraşırken, diğer taraftan doğudan batıya kadar bütün müslümanların meseleleri ile ilgilendi.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Memleketin her tarafında imar faaliyetlerini devam ettirdi. Yaptırdığı en önemli eserler arasında Amasya’da medrese, cami ve zaviye, Edirne’de bir darüşşifa ve İstanbul’da Bayezid Camii, medrese ve imareti başta gelmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088392309534689?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088392309534689/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088392309534689' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088392309534689'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088392309534689'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-byezid-hn.html' title='Sultân İkinci Bâyezid Hân'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088387652929352</id><published>2005-10-14T20:43:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:44:41.440-07:00</updated><title type='text'>Sultân Birinci Selim Hân (Yavuz Sultân Selim)</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;color:#111111;" id="AutoNumber2" border="0" border cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td width="25%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/09_yavuzselim.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;color:#111111;" id="AutoNumber3" border="0" border cellpadding="11" cellspacing="0" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;9&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;8 Yıl&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;İslâm Halifelik Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;74&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;24 Nisan 1512&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan II. Bâyezid Hân&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Âişe Hatun&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;10 Ekim 1470&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Vefâtı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;22 Eylül 1520&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="50%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İstanbul Sultan Selim Camiî                Bahçesindedir&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;           &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı sultanlarının dokuzuncusu, İslâm halifelerinin yetmiş  dördüncüsü. Sultan İkinci Bâyezîd Hanın oğlu olup,  &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra09.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;annesi  Dulkadirli âilesinden Âişe Hâtundur.  &lt;span style="" lang="IT"&gt; 1470 yılında Amasya’da doğdu. Şehzâdeliğinde, devrin âlimlerinden mükemmel bir tahsil ve terbiye gördü. Arap, Fars dilleriyle yüksek din ve fen ilimlerini öğrendi. Askerî sevk ve idâre ile devlet yöneticiliğini öğrenmesi için şehzâdeliğinde Trabzon Vâliliğine gönderildi.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Trabzon’da başlayan devlet idâreciliğinde, pehlivan yapılı vücûdu, devrin silâhlarını kullanmadaki mahâreti, Müslümanlara hayranlık ve rahatlık, düşmanlara korku ve dehşet verdi. İdâreciliğini Trabzon dışına da taşırarak, Osmanlı Devleti aleyhine propaganda yapan âsileri tâkip ettirdi. Trabzonluları rahat bırakmayan Gürcüler üzerine üç sefer yaptı. 1508 Kütayis Seferinde Kars, Erzurum, Artvin illeriyle on beş mahalli fethederek Osmanlı topraklarına kattı. Buralarda yaşayan Gürcülerin hepsi Müslüman oldu. Diğer taraftan Şah İsmâil’in Doğu Anadolu’da artan ve Akdeniz sâhilleriyle İç Anadolu içlerine ve Rumeli’ye kadar varan propagandasına karşı, gâyet şiddetli tedbirler aldı. Şah İsmâil’in gâyesi ve propagandasının neticesini iyi tespit ettiğinden, daha köklü tedbirler alınması gerektiğini teşhis etti. Vâlilik selâhiyetiyle bütün ülkede, Şâh İsmail’in faaliyetlerinin önüne geçilemeyeceğini bildiğinden, şehzâdeler meselesinden faydalanarak, Osmanlı tahtına namzed oldu. Babası İkinci Bâyezîd Han hayatta olmasına rağmen, Şehzâde Ahmed ve Korkud Osmanlı Sultanı olmak için faaliyetlerde bulunduğundan, Şehzâde Selim de harekete geçti. Uzun mücâdelelerden sonra, 24 Nisan 1512 târihinde, Osmanlı Sultanı olup, babası İkinci Bâyezîd Hanı yılda iki milyon akçe tahsisatla Dimetoka’ya, büyük hürmet göstererek maiyetiyle berâber yolcu etti. Babası 26 Mayıs 1512 târihinde yolda vefât edince, cenâzesini İstanbul’a getirtti. Bâyezîd Câmii yanına türbe yaptırıp, buraya defnettirdi.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Sultan Selim Han, tahta geçtikten sonra 1512 ve 1513 yıllarında iç meseleleri halletti. Ülke içinde hâdise çıkartan ve ilerisi için büyük tehlike olabilecek râfizi faaliyetlerin teşvikçisi, doğudaki Sâfevî devletine karşı sefere çıkmadan batı, kuzeybatı ve güney hudutlarını emniyete aldı. Eflâk, Boğdan, Macar, Venedik ve Mısır elçileriyle sulhun devâmını teyid eden antlaşmalar imzâladı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Bu sırada Akkoyunlu Devletini ortadan kaldıran, Âzerbaycan, Irak-ı Acem, Irak-ı Arab ve İran’ı ele geçirerek Ceyhun Nehrine kadar hududunu genişleten Şah İsmail, sünnî Özbekleri de yendikten sonra, Anadolu’ya yönelmişti. Gönderdiği dâî ve halifeleri vâsıtasıyla Osmanlı hudutları içinde yaşayan Şiîleri kendisine bağlıyor ve fırsat buldukça da isyanlar çıkartıyordu.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Şah İsmail’in bu tehlikeli teşebbüslerini önlemenin tek çıkar yolunun, Anadolu’da Şiîliğin gelişmesini önlemek hattâ kökünü kazımak olduğunu biliyordu. Bunun için İran’da kurulan Şiî devletlerin ikide bir Osmanlı Devletini tehdit etmesine ve batıya karşı açılan her seferde Osmanlıyı arkadan vurmasına son vermek emelindeydi. Bu sebeple daha önceki Osmanlı sultanlarının Avrupa fütuhâtını doğuya çevirdi. Bu sâyede İslâm âlemini birleştirmek, Anadolu Türklüğü ile Orta Asya’yı birbirine yaklaştırmakla Asya ve Afrika’daki devletlerin Osmanlı hâkimiyetine girmesi mümkün olacaktı. Yavuz SultanSelim Han topladığı olağanüstü dîvânda, Şah İsmail’in yaptığı saldırıları bir bir anlattı. Dîvânda yapılan uzun müzâkerelerden sonra İran’a sefere karar verildi.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Sefer hazırlığı esnâsında, şehzâdeliğinden beri tespit ettirdiği bozguncuları, memleket aleyhinde çalışanları sürgün, hapis ve gerekli olan cezâlarla cezâlandırdı. Sultan Selim Hanın âsi, hâin ve ahlaksızları Anadolu ve Rumeli’den temizlemesi, Türkiye’nin birlik ve berâberliği, ülke bütünlüğü için çok yerinde isâbetli bir karar oldu. Bu arada sefer hazırlıklarını tamamlayan Yavuz, 20 Nisan 1514’te Üsküdar’a geçerek orduyu hümâyun ile İran Seferine çıktı. Anadolu’dan takviye kuvvetleri alınarak ilerlendi. Şah İsmail, yiğitlik harcı olan er meydanına dâvet edildi. Meydana çıkmayınca, Sâfevî topraklarına girildi. Şahın, Sultan Selim Hana karşı ülkesini müdâfaa etmemesi üzerine ikinci bir nâme gönderildi. Bu nâmede; Osmanlı ordusunun uzun bir yoldan gelip epeyden beri muhârebe için ordu aramasına rağmen meydana çıkan olmadığı, pâdişâhların ellerindeki memleketlerin nikâhlıları olduğu, erkek ve yiğit olanın onu nâmahreme dokundurtmayacağından bahsedilerek, miğfer yerine yaşmak, zırh yerine çarşaf giymesi tavsiye edildi. Kadın elbiselerinden hırka, şal ve çarşaf gönderildi. Osmanlı ordusunun aylardır yolda bulunması, sefer güzergâhını Sâfevîler çekilirken tahrip etmesi, Şah İsmâil’in ajanlarının faaliyetleri, Yeniçeriler arasında hoşnutsuzlukların çıkmasına sebep oldu. Sultan Selim Han sefer bozguncularına, meselenin gâyet hassas olduğu bu safhasında aldığı kesin ve kararlı tedbirle mâni oldu. Çadırına ok atacak kadar ileri gidildiğinde askere verdiği nutuk, harp psikolojisinin şaheserlerindendir. Bu nutukla; hedefe daha varılmadığını, seferden aslâ dönülmeyeceğini, cihad için çıkılan bu seferden hâtunlarını düşünenlerin dönebileceğini, yiğit olanın gelmesini isteyip, tek başına da olsa gideceğini, bütün heybet ve azâmetini göstererek, gür sesiyle söyledi. Sultan Selim Hanın nutku asker arasında çok tesirli oldu ve ordu onu tâkip etti. Bu arada Sâfevî ordusunun ÇaldıranOvasında olduğu haberi alındı. Çaldıran’da mevzii alındı. Sultan Selim Han kumandasındaki Osmanlı ordusu ile İran Şahı İsmail-i Sâfevî kumandasındaki Sâfevî ordusu, 23 Temmuz 1514 târihinde Çaldıran Ovasında muhârebeye tutuştu. Çaldıran Ovasında yapılan meydan muhârebesi, Osmanlı zaferiyle neticelendi. Şah İsmâil-i Sâfevî tahtını, tacını ve hanımını muhârebe meydanında bırakarak, kaçtı. Sâfevî başşehri Tebriz’e kadar ilerlendi. Şah İsmâil, İran içlerine kaçtı. Sultan Selim Han, Tebriz’e girip, şehirde kaldı. Tebriz’de Cumâ selâmlığı yapıp, hutbeyi aslına uygun olarak, dört halîfeyi zikrettirerek, adına okuttu. Tebriz’deki âlim, sanat erbâbı, tüccar âilelerini İstanbul’a gönderdi.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Sultan Selim Han, bölgedeki fetihleri tamamlamak için, kışı Âzerbaycan’daki Karabağ’da geçirmek istedi. Başşehirden çok uzakta bulunulması bâzı devlet adamları ve askerlerin hoşnutsuzluğuna sebep olunca, Amasya’yâ hareket etti. Amasya’da fesatçıları cezâlandırdı. Doğu ve güney hudutlarının emniyet altına alınması gerekiyordu. Çaldıran’da gayret gösteren Bıyıklı Mehmed Ağaya Bayburt, Erzincan ile Kiğı’nın beylerbeyiliği verilip, âsilerin elindeki Kemah Kalesini muhâsara etmekle vazifelendirdi.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Selim Han da 1515 Mayıs ayında Kemah’a geldi. Pâdişâhın da muhâsaraya katılmasıyla, Kemah muhâfızı 19 Mayıs 1515 târihinde kaleyi Osmanlılara teslim etmek zorunda kaldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Mısır Memlûkleri ve İran Sâfevîleri ile Osmanlıya karşı münâsebetleri tespit edilen Dulkadiroğulları Beyliğinin de Anadolu’nun birlik ve berâberliği için Osmanlı ülkesine katılması gerekiyordu. Sultan Selim Han, Rumeli Beylerbeyi Sinan Paşayı 409.000 kişilik kuvvetle Dulkadirli ülkesinin zaptına gönderdi. Osmanlı kuvetleri, Göksun Muhârebesi ve Turna (Nurhak) Dağı harekâtında Dulkadirli Alâüddevle ve ordusunu mağlup etti. Alâüddevle ve oğulları öldürülerek, ordusu bozuldu. Dulkadirli ülkesi bütünüyle fethedildi. Dulkadir memleketi başta Maraş ve Elbistan olmak üzere bir sancak hâline getirilerek Şehsuvaroğlu Ali Beye verildi. Bu savaşta büyük hizmetleri görülen Hadım Sinan Paşa da veziriâzamlığa tâyin edildi. Dulkadirli topraklarının Osmanlıya katılmasıyla, Mısır Memlûkleri ile hudut komşusu olması Osmanlı-Memlûk münâsebetlerini gerginleştirdi. Doğu ve güneydeki fetihlere devam edilerek ÇaldıranZaferinden sonra Osmanlı hizmetine giren; Doğu Anadolu’da çok hürmet edilen meşhur âlim, târihçi ve yazarlardan İdris-i Bitlisî Osmanlı nüfûzunu bölgede hâkim kılmak için çalışmaya başladı. Bıyıklı Mehmed Paşa, Diyarbekir’i zapt etmekle vazifelendirildi. Diyarbekir, bölgenin merkezi durumunda büyük bir şehir olup, müstahkem kalesi vardı. Şehir ve suru ile muhâfazasında bulundurulan kuvvet miktarı, Sâfevîlerin batı hududunda set vazifesi görmekteydi. Bıyıklı Mehmed Paşa, 1515’te Diyarbekir’e karşı harekete geçerek, şehri muhâsara altına aldı. Sâfevîli muhâfız Karahan, Osmanlının şiddetli muhâsarasına dayanamayıp, şehri terk ederek, Mardin tarafına çekildi. 19 eylül 1515 târihinde, Diyarbekir’in merkezi olan Âmid kalesi fethedildi. Mardin’e sığınan Sâfevîli kuvvetler de, meşhur âlim İdris-i Bitlisi’nin nüfûzuyla bölgeden atıldı. Safevîli Karahan, Ekim ayında Koçhisar mevkiinde yapılan muhârebede öldürüldü. Osmanlının askerî kuvveti, İdris-i Bitlisî’nin mânevî tesiriyle, beylerinin çoğu Sünnî olan bölge Osmanlı hâkimiyetini tanıdı. Çaldıran Zaferi sonrasında, Doğu ve Güney harekâtıyla; Harput, Silvan, Bitlis, Hısnkeyfâ, Diyarbekir, Urfa, Mardin, Cezîre’den Rakkâ’ya kadar olan Kuzeydoğu bölgeleri ile Musul havâlisi Osmanlı idâresine alındı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Selim Han, 1514 baharında çıktığı İran Seferinden 1515 yazında döndü. Sefer dönüşünde İstanbul’da devletin idârî, siyâsî, askerî, sosyal, iktisâdî ve ticârî meselelerinin halline başladı. Sefer esnâsında meydana gelen hâdiseleri bütünüyle tetkik ve tahkik ettirdi. Devlet adamlarını tek tek huzûruna çağırıp, hâdiselerin sebep ve suçlularını tespit etti. Yeniçeriler, suçlarını anlayıp, “Hepimiz günâhkarız!” diyerek, pâdişâhtan af istediler. Hâdiseleri kökünden hâlletmeye azimli olan pâdişâh, tahkikâtı derinleştirerek suçluları tespit etti. Hâdiselerden Kazasker Tâcizâde Câfer Çelebi, İkinci Vezir İskender Paşa ve Ocaktan Sekbanbaşı Balyemez Osman Ağa suçlu bulunarak, huzûra çağrıldı. Bizzat Câfer Çelebi’ye:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“İslâm askerini itaatsizliğe ve isyana tahrik edenin cezâsı nedir?” diye fetvâ istedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;O da:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“Eğer sâbit olursa cezâsı îdâmdır.” deyince:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“Senin fesadın, bence gerek lâhikan ve gerek sâbıkan sâbittir ve kendi hakkındaki fetvâyı kendin verdin.” diyerek suçluları Dîvân-ı hümâyûn önünde îdâm ettirdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Pîrî Mehmed Paşayı yeni bir donanma ve tersâne inşâ ettirmekle vazifelendirdi. Sultan SelimHan, istikâmetini gizli tuttuğu sefer için ordu ve donanma hazırlattı. Seferin tekrar İran’a olduğu tahmin edilmekteyse de, donanmanın hazırlanışından denizde kıyısı olan Mısır Memlûkleri ihtimâlini kuvvetlendirmekteydi. Osmanlı-Memlûk münâsebetleri Şah İsmail ve Dulkadirli meselesinden çıktı. Sultan Selim Hanın, buna rağmen, ikinci sünnî devletin Haçlılara ve İran Sâfevîlerine karşı ortak mücâdele etmesi gerektiğini belirten temasları oluyordu. Sultan Selim Han, 1516 baharında veziriâzam Sinan Paşayı 40.000 kişilik bir kuvvetle Maraş üzerinden Fırat tarafına sevk etti. Veziriâzam Sinan Paşa, Fırat Nehrini geçip, Diyarbekir’e gitmeye memur olduğunu huduttaki Memlûk beylerine bildirdi. Fırat Nehrini geçmek için izin istedi. Memlûkler, Suriye hudûdunda kuvvet bulundurduklarından, Osmanlı talebini reddettiler. Sultan Selim Hana durum bildirildi. Sinan Paşanın Memlûk hudûduna gelmesi üzerine, Mısır Sultanı Kansu Gûri de 50.000 kişilik bir kuvvetle Şam’a geldi. Mısır Sultanının durumu Sultan Selim Hana arz edildi. Kansu Gûri’nin Şah İsmâil-i Sâfevî ile ittifakı ihtimâline karşı, güney hudûdundan ve gerisinden daha da emin olmak için Mısır Seferine karar verildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Müslümanlara işkence ve eziyet edip, Eshâb-ı kirâm ve Ehl-i sünnet âlimlerini kötüleyenlere karşı sefere giderken, buna mâni olmak isteyen bir İslâm hükümdarına karşı ne yapmak lâzım geldiğini âlimlere sordu. Âlimler, sefer açılabileceğini bildirdiler. Hilâfeti de himâye eden Memlûklere karşı sefer için fetvâ alınıp harp etmek meşrulaşınca, kendi kumandasındaki kuvvetlerin Kayseri’de toplanmasını emretti. Ayrıca Rumeli Kâdıaskeri Zeyrekzâde Rükneddîn ile ümerâdan Karaca Paşayı Kansu Gûri’ye elçi gönderdi. Osmanlı elçisi, Mısır Memlûk Sultanından, İran üzerine hareketle oraları bozgunculardan temizleyeceğini ve kendisine hayır duâ edilmesini istiyordu. Kansu Gûri, Osmanlıların Dulkadirli topraklarının zaptını uygun karşılamadığından, eçlileri önce hapsettirdiyse de, sonra serbest bırakıp, Sultan Selim Hana yüz kantar şeker ve büyük kutularla helva gönderdi. Sultan Selim Han, 1516 Haziranında Mısır Seferine çıkıp, Osmanlı Donanması da Suriye sâhillerine gönderildi. Sultan Selim Han, Mısır elçisi Moğolbay’ı ülkesine geri gönderirken:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“Efendine söyle, Mercidâbık’ta karşıma çıksın.” dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Memlûk Sultanı Kansu Gûri, yanında Abbâsî Halîfesi Üçüncü Mütevekkil olduğu halde Mercidâbık’a geldi. Sultan Selim Han kumandasındaki Osmanlı ordusu da, Mercidâbık’a gelip, Kansu Gûri kumandasındaki Memlûk ordusu ile, 24 Ağustos 1516 târihinde muhârebeye tutuştular. Muhârebe Osmanlıların üstün harp gücü ve teknik imkânlarıyla zaferle sonuçlandı. Son Abbâsî Halîfesi Üçüncü Mütevekkil Sultan Selim Hanın yanına getirilip, çok hürmet gösterildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Suriye Osmanlı hâkimiyetine geçti. Suriyeliler, Osmanlı adâlet ve Müsâmahalarını iyi takdir ettiklerinden halk ve kale muhâfızları şehirlerin anahtarlarını SultanSelim Hana kolayca teslim ettiler. Sultan Selim Han; Halep, Hama, Humus ve Şam şehirlerine girdi. Üç ay kadar Şam’da kaldı. Memlûk Sultanı Kansu Gûri, Mercidâbık Muhârebesi sonrasında vefât ettiğinden, Mısır Kölemenleri de Tomanbay’ı sultanlığa getirmişlerdi. Sultan Selim Han, Tomanbay’a Osmanlı hâkimiyetini tanıması şartıyla, antlaşma teklifi için iki elçi gönderdi. Osmanlı elçileri, Sultan Tomanbay’ın arzusu dışında, Kölemenlerce öldürüldü. Sultan Selim Han, Osmanlı elçilerinin katledilmesini harp sebebi saydı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;15 Aralık 1516 târihinde Şam’dan Mısır Seferine çıktı. Mısır’ın merkezi Kâhire’ye ulaşmak için Sina Çölünü geçmek gerekiyordu. Eski fâtihlerin bütün teşebbüslerine rağmen, kurak ve çorak çölün geçilmesi imkânsız gibi olduğundan vezir Hüseyin Paşa başta olmak üzere Mısır Seferine îtiraz edildi. Sultan Selim Han îtirazları susturmak, ordu bozanlığın önüne geçmek için, Vezir Hüseyin Paşayı, îdâm ettirdi. Osmanlı ordusu Sina Çölünü günde ortalama otuz kilometre yürüyüşle bir haftada geçerek, harp târihinde rekor yaptı. Sina Çölünü geçerken şu vak’a o târihten beri menkıbe olarak anlatılır:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sina Çölünde yıllardan beri yağmur yağmamasının verdiği kuraklıkla, müthiş çoraklık, ıssızlık ve kum fırtınası vardı. Pâdişâh, devlet adamları ve süvâriler ata binmiş hâlde çölde ilerlerken SultanSelim Han bir ara atından iner. Sultanın piyâde yürüyüşüne geçmesiyle, bütün devlet adamları ve süvâriler attan inerler. Başta Sultan Selim Han ve bütün ordu kurak ve çorak Sina Çölünde piyâde yürüyüşü yaparlar. Ordu harap ve bîtab bir hâle gelir. Fakat, Sultan Selim Han, büyük bir edeb ve hûşu içinde yürümektedir. Sebebi sorulunca; bütün heybet ve azâmetinden sıyrılıp, sâkin ve edeple buyurur ki:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“Önümüzde, fahri kâinat Resûlullah efendimiz hazret-i Muhammed yürümükteyken at üstünde gitmekten hayâ ederim.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sina Çölünü geçerken yağmur da yağıp, kolayca Mısır’a ulaşırlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;21 Ocak 1517 târihinde Kahire’ye çok yakın Birk-ül-Hac mevkiinde konaklandı. 22 Ocak 1517 günü Kâhire yakınlarındaki Ridâniye’de Osmanlı-Memlûk muhârebesi başladı. Sultan Selim Han kumandasındaki Osmanlı ordusu, Tomanbay kumandasındaki Memlûk ordusuna karşı Ridâniye’de zafer kazandı. Memlûk Sultanı Tomanbay, Kahire’den çekildi. Sultan Selim Han, Kahire’ye 15 Şubat 1517 târihinde parlak bir merâsimle girdi. 20 Şubat Cumâ günü Melik Müeyyed Câmiinde okunan hutbede kendisi için söylenen “Hâkim-ül-Haremeyn-iş-Şerifeyn” ünvânını kabul etmedi. Mübârek makamlara hürmeten ünvânındaki “Hâkim” kelimesi yerine hizmetçi mânâsındaki “Hâdim”i getirtip, “Hâdim-ül-Haremeyn-iş-Şerîfeyn” (Mekke ve Medîne’nin Hizmetçisi) ünvânını aldı. Bunu belirtmek için de sarığının üstüne süpürge biçiminde sorguç taktı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Selim Han, 1516 Ağustosundan beri yanında bulunan son Abbâsî Halifesi, Üçüncü Abdülazîz el-Mütevekkil-al-Allah Muhammed’in rızâsı, Kâhire’den Osmanlı merkezine gönderilen Câmi’ül-Ezher Medresesi âlimleri ve İstanbul’daki âlimlerin meclisinde ittifakla varılan kararla, Osmanlı pâdişâhlarına Sultanlık ünvânı ile berâber, İslâm âleminin etrâfında toplandığı“Hilâfet” makâmı da verildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Selim Hanın kazandığı Ridâniye Zaferi ile; Mısır, Arabistan Yarımadası Osmanlı hâkimiyetine geçti. Kızıldeniz’e ve Hind Okyanusuna inilip, Kuzey Afrika hâkimiyet yolu açılarak Osmanlı hududu Atlas Okyanusuna dayandırıldı. Venedikliler Memlûklere verdikleri, Kıbrıs Adasının haracını Osmanlılara göndermeye başladılar. Hicaz ve Orta Doğudaki mübârek makamlar Osmanlı hizmetine açıldı. Mübârek emânetler İstanbul’a getirtilerek, İstanbul şereflendi. Buralar nâdide eserlerle süslendi. Sultan Selim Han, 4 Haziran 1516’da çıktığı MısırSeferinden 10 Eylül 1517’de Kahire’den hareket ederek, 25 Temmuz 1518’de İstanbul’a döndü. İstanbul dönüşü Şam’a uğrayıp, kabrini yaptırdığı büyük İslâm âlimi, Muhyiddîn-i Arabî hazretlerinin türbe ve câmiini merâsimle açtı. Muhyiddîn-i Arabî’nin türbedarı firâsetle Sultan Selim Hanın çok yaşamayacağını da söyledi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Selim Han, Mısır Seferi dönüşü, İstanbul’dan Edirne’ye geldi. Avrupa devletlerinden Macaristan ve Venedik, eski sulh antlaşmalarını yenilemek, İspanya da Osmanlı Devletiyle dostâne münâsebetlerde bulunmak istediler. SultanSelim Han, Osmanlı Devleti, bütün İslâm âlemi için büyük tehlike arz eden Sâfevîli Şah İsmail’in faaliyetlerinin önüne geçmek için, Avrupa devletleriyle antlaşmaları yeniledi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Safevîli Şah İsmâil’in kumandasındaki İran ordusu, Osmanlılar ile meydan muhârebesi yapmak cesâreti gösteremiyordu. Böyle olmasına rağmen Sâfevîli propagandacılar, Osmanlı ülkesinde faaliyet göstererek, âsi taraftarlar bulup, bunları isyana hazırladılar. Bunlardan Bozoklu Şeyh Celâl, Kalender kıyâfetinde Turhal’a gidip bir mağarada riyâkârca münzevî hayat yaşadı. Çevresinde propaganda yapıp, câhil kimseleri etrâfında topladı. Yakında Mehdî yâhut Mesih geleceğini söyleyip, kendini Mehdî îlân etti. Mehdîliği îlânıyla berâber, etrâfında toplanan 20.000 süvâri ve piyâdeden meydana gelen silâhlı kuvvet kurdu. “Şâh Velî” ünvânı alıp, saltanatını îlân ederek, çevrede istilâ hareketine başladı. Bozoklu Celâl, Turhal’dan Ankara’ya yürüdü. Sultan Selim Han, isyânın üzerinde hassâsiyetle durup, müdâhale ettirdi. RumeliBeylerbeyi Ferhad Paşa ve Maraş Vâlisi Şehsuvar oğlu Ali Bey isyanı bastırmakla vazifelendirildi.Şehsuvaroğlu âcilen âsiler üzerine kuvvet sevk etti. Âsi Celâl, üzerine kuvvet sevk edilmesi üzerine, Şah İsmâil tarafına kaçarken Erzincan Akşehiri’nde yakalanıp, taraftarları ile birlikte öldürüldü. Bundan sonra, Râfizî isyanlarına “Celâlî Vak’ası” denildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;On altıncı yüzyılda Osmanlı kara ordusu, dünyânın en büyük ordusuydu.  &lt;span style="" lang="IT"&gt; Sultan Selim Han, kara askerine verdiği önemi donanmaya da verdi. İstanbul’da ilk tersânenin yapımını 1515 yılında başlatıp, 1516’da bitirdi. Gelibolu’daki büyük tersâne, Sultan Selim Han devrinde önemini korudu. Mısır’dayken, Memlûkler zamânında Kızıldeniz’de donanma kumandanı olan Selman Reis, huzûra gelince, Osmanlı hizmetine alındı. Cezayir hâkimi Barbaros Hayreddîn de Sultan Selim Hana elçi gönderip, yardım istedi. Barbaros’un Osmanlı hizmetine girmesiyle, Akdeniz Türk Gölü olma yoluna girdi. Donanma faaliyetini tamamlayan Yavuz, devrin büyük âlimi Kemâl Paşazâde’ye niyetinin feth-i Efrenciye, yâni Avrupa olduğunu bildirmişti. Ancak yüce Hakan’ın yine Eyyûb Sultan Türbesini ziyâretle başladığı bu seferine yakalandığı amansız şirpençe hastalığı mâni oldu.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt; Çorlu’da başhekim nezâretinde tedâvi gördü. İki ay hasta yatıp, 22 Eylül 1520 târihinde Cumâ akşamı Osmanlı karargâhının bulunduğu Çorlu’nun Sırt Köyünde vefât etti.Vefât etmeden bir müddet önce yanında bulunan Hasan Can; “Sultanım Allah’ı hatırlamak zamânıdır.” deyince Yavuz Sultan Selim Han:&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt; “Lala, Lala bunca zamandan beri bizi kiminle biliyordun. Cenâb-ıHakk’a teveccühümüzde bir kusur mu gördün?” buyurmuş ve Yâsin-i şerîf okumasını istemişti.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt; Kendisi de onunla birlikte okurken rûhunu teslim etmiştir.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt; Cenâzesi İstanbul’a getirilip inşaatını başlattığı SultanSelim Câmii yanına defnedildi. Yerine Osmanlı Sultanı olan oğlu Sultan Süleyman Han tarafından câmi tamamlanıp, kabri üstüne türbe de yapıldı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt; Sultan Selim Hanın Sandukasının üstünde büyük âlim Ahmed ibni Kemâl Paşanın kaftanı örtülüdür. Örtünün konması meşhur rivâyette şöyle anlatılır: Sultan Selim Han MısırSeferini tamamlayıp, Kahire’den Şam’a dönerken, yolda, o sırada Anadolu Kâdıaskerliği vazifesini yapan Ahmed ibni Kemâl Paşazâdeyi yanına çağırdı. Sohbet ederek giderlerken, İbn-i Kemâl’in atı birdenbire bir su çukuruna bastığı için Sultan Selim Hanın üstü başı ıslanıp, kaftanı çamur oldu. İbn-i Kemâl Paşa telâşa düşünce, azametiyle meşhur olan Sultan Selim Han; “Bir âlimin atının ayağından sıçrayan çamur, benim için şereftir. Öldüğüm zaman bu kaftanı böylece sandukanın üstüne koysunlar!” deyip, sırtından kaftanı çıkarıp, saklattı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt; Doğu Anadolu, Kuzey Irak, Lübnan, Suriye, Filistin, Mısır ve Hicaz’ın fethiyle Osmanlı Hânedanına Halifelik makâmını ve mübârek emânetleri kazandıran Sultan Selim Han, sekiz buçuk yılda devleti iki kat büyüttü.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt; SultanSelim Han devrin meşhur âlimlerinden, Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi ile ilmî sohbet edip, ona hürmet gösterirdi. Sofiyye-i âliyyenin büyük âlimi Muhyiddîn-i Arabî’nin Şam’daki kabr-i şerîfini tespit ettirip yanına câmi, türbe, imâret yaptırdı. Seferlerinde evliyânın büyüklerinden Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin türbesini ziyâret ederdi. Ehl-i sünnete çok hizmet edip, İslâm âlemi için büyük tehlike olan Sâfevîli Şah İsmail’in ideolojisinin yayılmasını önleyerek İran’da mahsur bıraktı. Çok heybetli olup, azâmetinden çevresindekiler titrediği hâlde, âlimlere, halkına karşı tevâzu sâhibiydi. Devamlı; “Pâdişâh-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş. Bir velîye bende olmak cümleden âlâ imiş.” buyururdu. Çok mütevâzi olup, sâde giyinirdi. Muhteşem Osmanlı Devletinin en son din olan, İslâm âleminin lideri olmasına rağmen Peygamber efendimizin ahlâkı ile ahlâklandığından debdebe ve şaşaadan uzak hayat sürerdi. Bir defâsında oğlu Şehzâde Süleyman çok süslü bir elbiseyle huzûruna girince; “Süleyman annen ne giysin!” diyerek sitem etmişti. Arapça ve Farsçayı çok iyi bilip, edebiyat, târih ve coğrafyaya da meraklıydı. Farsça ve Türkçe şiirleri olup, Farsça Dîvân’ı Almanya’da yayınlanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088387652929352?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088387652929352/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088387652929352' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088387652929352'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088387652929352'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-selim-hn-yavuz-sultn.html' title='Sultân Birinci Selim Hân (Yavuz Sultân Selim)'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088378835351690</id><published>2005-10-14T20:40:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:43:08.463-07:00</updated><title type='text'>Sultân Birinci Süleyman Hân (Kanuni Sultan Süleyman)</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;" id="AutoNumber2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td valign="top" width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/10_kanuni.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="70%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;" id="AutoNumber3" border="0" cellpadding="8" cellspacing="0" height="301" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td height="24" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="24" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;10&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="18" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="18" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;46 Yıl&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="25" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;İslâm Halifelik Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="25" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;75&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="18" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="18" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;30                Eylül 1520&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="18" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="18" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a href="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/sultanlar/9_1selim.htm"&gt;               &lt;span style="color:#000000;"&gt;Yavuz Sultan Selim Hân&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="18" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="18" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Hafsa                Hatun&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="18" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="18" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;27                Nisan 1495&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="18" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Vefâtı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="18" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;7 Eylül                1566 &lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="1" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="1" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;               İstanbul Süleymaniye Câmiî Bahçesindedir&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı Devletinin onuncu sultânı ve İslâm halîfelerinin yetmiş beşincisi. Babası Yavuz Sultan Selim Han, annesi Âişe Hafsa Sultan olup, 27 Nisan 1495’te Trabzon’da doğdu. Adı Neml sûresi otuzuncu âyet-i kerîmesinde geçen “Hazret-i Süleymân”ın isminden alındı. Kânûnî lâkabıyla meşhur oldu. Avrupalılar Büyük Türk ve Muhteşem Süleyman lâkaplarını verdiler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;On beş yaşına kadar Trabzon’da kalarak, Yavuz Selim’in  vazîfelendirdiği devrin âlimlerinden ders aldı. 6 Ağustos 1509’da dedesi İkinci  Bâyezîd Han (1481-1512) tarafından Kırım Yarımadasındaki Kefe Sancağı Beyliğine  gönderildi. Yavuz Sultan Selim Han, 1512’de Osmanlı tahtına geçince Kırım’dan  İstanbul’a çağrıldı. 1513’te  &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra10.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;Saruhan  (Manisa) Sancak Beyliği verildi. Yavuz Sultan Selim Hanın 1514 İran ve 1516  Mısır seferlerinde Rumeli’nin muhâfazasıyla vazîfelendirilerek, Edirne’de  oturdu. Yavuz Sultan Selim Hanın vefâtında, Manisa’da bulunan Şehzâde Süleyman,  Vezîriâzam Pîrî Mehmed Paşa vâsıtasıyla İstanbul’a dâvet edilip, 30 Eylül  1520’de tahta çıkarak, onuncu Osmanlı Sultanı ve yetmiş beşinci İslâm Halîfesi  oldu. Pîrî Mehmed Paşayı vezîriâzamlık makâmında bırakarak, Dîvân-ı Hümâyûna ilk  defâ dördüncü bir vezir olarak Kâsım Paşayı tâyin etti. Memleketin iç işlerini  düzeltip, Osmanlı ülkesinde huzur ve sükûn temin ettikten sonra, Avrupa  seferlerine başladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Avrupa Seferleri&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Belgrat Seferi: Yavuz Sultan Selim Han (1512-1520) devrinde Osmanlı Devleti doğu siyâsetini tâkib ederek, hudutlarını emniyete almıştı. Bu sebeple Sultan Süleyman Han, doğudan emin olarak ilk seferlerini Avrupa üzerine yaptı. Macar Kralı II. Layoş’un, Kutsal Roma Cermen İmparatoru Şarlken’e güvenerek, Osmanlı elçisine düşmanca davranması üzerine, Orta Avrupa’nın kilidi sayılan ve önceki devirlerde üç defâ kuşatılıp alınamayan, Belgrat üzerine sefere çıktı. 18 Mayıs 1521’de İstanbul’dan hareket eden Kânûnî Sultan Süleymân Han, 29 Ağustosa kadar şehrin çevresindeki kaleleri fethettirdi. 29 Ağustos 1521’de Belgrat Kalesi de teslim alınarak, 30 ağustos Cumâ günü, şehrin en büyük kilisesi câmiye çevrilip, Cumâ namazı kılındı. Belgrat’ın îmârı için hazîneden büyük yardımlar yapıldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Mohaç Seferi: Macar Kralı II. Layoş’un; Şarlken ile akrabâlık kurup, Osmanlı Devletine karşı İran Safevî Devleti ve Sultan Süleyman Hanın hâkimiyetindeki Eflâk ve Boğdan beylikleriyle ittifak kurması, Papalığın Haçlı rûhu ile Hıristiyanları kışkırtması ve esir Fransız Kralı için annesinin, Osmanlı Sultânından yardım istemesi üzerine bu sefer tertib edildi. 23 Nisan 1526’da İstanbul’dan hareket eden Kânûnî, 29 Ağustos 1526’da Macaristan ve Haçlı ordusunu Mohaç Meydan Muhârebesinde büyük bir mağlûbiyete uğratarak, zafer kazandı. Macaristan Krallığının başşehri Budin (Budapeşte) dâhil Macaristan, Erdel (Transilvanya) Türklerin hâkimiyetine geçti.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Avusturya Seferi: Mohaç, Meydan Muhârebesinden sonra, Macaristan’da askerî harekât bitti. Fakat siyâsî faaliyetler başladı. Osmanlı pâdişâhının, Budin muhâfazasına ahâlinin de arzusuyla tâyin ettiği, Erdel Voyvodası Zapolya’ya karşı, Viyana Arşidükü Ferdinand, Macar kralı olmak için harekete geçti. Ferdinand 1527’de Macaristan’a girip Zapolya’yı mağlûb ederek, Budin’i işgâl etti. Macaristan’daki hudut hâdiseleri ve Zapolya’ya yardımda bulunmak üzere Sultan Süleyman Han, 10 Mayıs 1529’da Avusturya Seferine çıktı. Ferdinand’ın işgâlindeki Budin 8 Eylül 1529’da teslim alındı. Zapolya 14 Eylülde Osmanlıya sâdık kalmak şartıyla Kral Yanoş ünvânıyla Macar tahtına geçirildi. Osmanlı Ordusu 22 Eylülde Avusturya’ya girdi ve 25 Eylülde Viyana önlerine geldi. Viyana’nın teslimini isteyen Sultan Süleyman Han, teklifin kabul edilmemesi üzerine; 27 Eylül 1529’da şehri kuşattı.  &lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;1529 Avusturya Seferinde Türk akıncıları Osmanlı Târihinin en büyük akın hareketini yaptılar. Avusturya, Güney Almanya toprakları Türk akıncılarınca çiğnenerek, bütün Avrupa Osmanlıların azametini, şâşâsını gördü. Mukaddes Roma-Cermen İmparatoru Şarlken korktuğundan, meydan muhârebesi için ortaya çıkamadı. Mevsim ve şartların elverişsiz olması üzerine Osmanlı pâdişâhı, ordusuyla 16 Ekim 1529’da Viyana’dan Budin’e hareket etti. 1530’da Arşidük Ferdinand’ın elçi heyeti İstanbul’da sultanla görüştü. İsteklerinde samîmî olmayan Ferdinand, sulh görüşmeleri yapılırken tekrar Budin’i kuşattırdı. Şehir, Türk kuvvetleri ve Macarlar tarafından müdâfaa edilerek, kuşatma kaldırttırıldı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Alman Seferi: Mukaddes Roma-Cermen İmparatoru Şarlken’in ve kardeşi Avusturya ve Bohemya KralıFerdinand’ın Macaristan’ın içişlerine karışması üzerine Kral Yanoş, Sultan Süleyman Handan yardım istedi. Pâdişah, 25 Nisan 1532’de Alman seferine çıkıp, yüz yirmi bin mevcutlu ordusuyla Avusturya’yı zaptetti. Şarlken 250.000 kişiden fazla Hıristiyan ordusuyla Osmanlıların karşısına çıkmaya cesâret edemedi. Osmanlı Sultanının Alman Seferi de, düşman ülkesinin ezilmesi ve Avusturyalılardan birçok kaleyi almasıyla netîcelendi. Sultan Süleyman Hanın, Alman Seferi münâsebetiyle Orta Avrupa’da bulunmasından korkup, meydan muhârebesinden kaçan Şarlken, 22 Haziran 1533 târihli İstanbulAntlaşmasıyla Osmanlı Devletinin ve Sultânın üstünlüğünü kabûl etti. İstanbul Antlaşmasına göre:&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;1) Kral Ferdinand, Sultan Süleyman Hanı baba ve metbû (kendisine tâbi olunan, uyulan) bilecek ve ancak “kardeş” diye hitâp ettiği vezîriâzamla eşit sayılacaktır. 2) Kral Ferdinand, Osmanlı ülkesine tecâvüz etmeyecek ve Sultan da Avusturya ülkesiyle ahâlisini kendi tebaası bilecektir. 3) Kral Ferdinand, Macaristan üzerindeki verâset iddialarından vazgeçecek; Macaristan’ın batısı ve kuzey batısındaki arâzisinin hâkimi olacaktır. 4) Macar Kralı Yanoş ile Kral Ferdinand arasında, Osmanlıların uygun göreceği hudut geçerli olacaktır. 5) Eski Kraliçe ve Ferdinand’ın kızkardeşi Maria’nın kocasından mîras kalan mâlikhâne, geçimi için ihsân edilecektir. 6) Bu antlaşma geçici değil, devamlıdır.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Avrupa’da, Fransa’dan başka Avusturya’nın da Osmanlı Sultanının himâyesini kabul etmesiyle Şarlken’in “Avrupa İmparatorluğu” kurma projesi gerçekleşemedi. Türklerin tâkib ettiği cihânşümûl dünyâ hâkimiyeti siyâseti gereğince, Kânûnî Sultan Süleyman Han ve Osmanlı Devleti, Avrupa’da tek başına söz sâhibi oldu.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Boğdan Seferi: Osmanlı Devletinin düşmanlarıyla işbirliği yapan Boğdan Voyvodalığının bâzı hareketleri üzerine sefere karar verildi. 8 Temmuz 1538’de İstanbul’dan hareket eden pâdişahın, Avrupa içlerine ilerlerken düşman ülkesinde bile ahâlinin canına, ırzına, malına, mülküne ve hattâ tarlasındaki ekili mahsûlüne zarar verdirtmeden hareketi güzel bir adâlet örneği oluyordu. Mîmar Sinan bu seferde, kenarı bataklık bir arâziye sâhip, Prut Nehri üzerine büyük ve sağlam bir köprü yaparak Osmanlı ordusunun yoluna devâm etmesini temin etti. 15 Eylül 1538’de Boğdan Voyvodalığının merkezi Suçava’ya girildi. Ahâli İslâm dîninin adâletini temsil eden ve Avrupa’ya medeniyet götüren Osmanlıyı istediğinden, Voyvoda kaçmak mecbûriyetinde kaldı. Boğdan meselesini halleden Sultan Süleyman Han, büyük ganîmetlerle 27 Kasım’da İstanbul’a döndü.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Budin Seferi: Osmanlı Devletine tâbi Macaristan Kralı Yanoş ölünce, Kral Ferdinand fırsattan istifâdeyle Budin’e büyük bir Avusturya-Alman ordusu sevk etti. Macar Kraliçesi İsabelle, Sultan Süleyman Handan ve ordusundan yardım istedi. 20 Haziran 1541’de İstanbul’dan hareket eden pâdişahın yaklaşmakta olduğunu haber alan düşman, Tuna Nehrini geçmeye çalışırken, Osmanlı ordusunun mâhirâne hareketiyle 21/22 Ağustos gecesi imhâ edildi. İstabur Zaferiyle Budin ve Macaristan, antlaşmaya sâdık kalmayan Avusturya-Alman Kralı Ferdinand’ın istilâsından kurtarıldı. Macaristan Osmanlı Devletine katılarak, 30 Ağustos 1541’de Budin Beylerbeyliği ve idâre teşkilâtı kuruldu. Kral Yanoş’un ve Kraliçe İsabelle’nin bir yaşındaki oğlu Sigusmund Yanoş, Erdel Banlığına tâyin edildi. Budin’in en büyük kilisesi câmiye çevrilip, “Fethiye” adı verildi. Kânûnî bu câmide, Ebüssü’ûd Efendinin imâmetinde 2 Eylül 1541’de ilk Cumâ namazını kıldı. Budin’de adâleti tesis ettirdi. Defâlarca verdiği sözü tutmayarak, tekrar riyâkârca Macar Krallığına tâlib olduğunu iddiâ eden Kral Ferdinand’ın isteği Osmanlı Devletince reddedildi.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Kral Ferdinand, 1542 yazında, yıllık haraç karşılığında Macar Krallığının kendisine verilmesini tekrar teklif ettiyse de bu teklif dikkate alınmadı. Ferdinand, Budin’in bir Türk eyâleti olmasından ürkerek, telâşa kapıldı. Avrupa’da Türk-İslâm tehlikesinden bahsederek, propagandaya başladı. Avusturya, Alman ve diğer Avrupa milletlerinden 100.000 mevcutlu büyük bir Hıristiyan ordusu topladı. Peşte Kalesini kuşatan müttefik Avrupa ordusuna karşı, Budin Beylerbeyi Yahyâ Paşazâde Bâli Bey, sekiz bin askerle müdâfaada bulundu. 17 kasım 1542’de Osmanlı ordusunun başında istanbul’dan hareket eden Sultan Süleyman Han, henüz yoldayken, 24 Kasım’da düşmana karşı gece taarruzuyla Peşte Zaferi kazanıldı. Müttefik Avrupa orduları perişan bir hâlde kaçarken imhâ edildi. Düşmanlardan pekçok esir ve ganîmet alındı. Zafer haberi pâdişâha ulaşınca Edirne’de kaldı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Avusturya Seferi: Estergon Seferi de denilen bu sefere, Osmanlı eyâleti hâline gelen Budin’in emniyet ve teşkilâtını pekiştirmek için çıkıldı. Pâdişahın emriyle Budin Kalesine İslâm ahâli iskân edilip, dînî müesseselerin yapımına başlandı. Âlimler tâyin edilerek Avrupa’ya İslâm dîninin daha da yayılarak, yerleşmesi için faaliyetler genişletildi. 23 Nisan 1543’te İstanbul’dan hareket eden Kânûnî yol boyunca alınması lüzumlu mevkileri fethettirerek 29 Temmuz 1543’te Tuna Nehri sâhilinde ve Budin yakınlarındaki başpiskoposluk merkezi Estergon önüne vararak şehri kuşattı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Estergon Kalesindeki Alman, İtalyan ve İspanyol muhâfız askerleri teslim teklifini kabul etmeyince, devrin en büyük ve tesirli ateşli silâhlarına sâhip Osmanlı ordusu, 315 topla kaleyi döğmeye başladı. Kânûnî’nin en muhteşem seferlerinden biri olan Estergon Seferine gâyet plânlı ve tedârikli çıkılmıştı. Anadolu ve Rumeli orduları pâdişahın maiyetinde, çeşitli sınıfların aldığı sefer tertibi, mühimmâtı ve erzağı mükemmeldi. Estergon, Osmanlı kuşatmasına on iki gün mukâvemet edebildi. 10 Ağustosta müdâfilerin çekilip, gitmesine müsâade edildi. Şehrin en büyük kilisesi câmiye çevrilerek Kânûnî Sultan Süleyman Han, Cumâ namazını burada kıldı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Osmanlı fütühâtı, Avrupa’da devâm ederek eski Macar krallarının taht merkezi İstolni-Belgrat 20 Ağustosta kuşatıldı. 4 Eylülde fethedilen İstolni-Belgrat’ta büyük kilise câmiye çevrildi. Mevsim ilerlediğinden Pâdişah, 7 Eylülde İstanbul’a hareket etti. Avrupa’daki fetihler durmayıp, Budin Beylerbeyi Avusturya kalelerine karşı harekâtı devâm ettirdi.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;On altıncı yüzyılın ortalarında Avrupa’da Osmanlı askerî kuvvetlerinin bu muhteşem başarıları yanında Akdeniz’de ve Atlas Okyanusunda hepsi birer denizkurdu olan Türk leventleri de Osmanlı bayrağını şan ve şerefle dalgalandırıyorlardı. Bu kara ve deniz harekâtlarından Fransa da menfaatleniyordu. Mukaddes Roma-Cermen İmparatoru ünvânı taşımak arzusuyla Avrupa siyâsetinde hâkim rol oynamak isteyen Şarlken’in elinde esir olan Fransa Kralı I. Fransuva, annesi vâsıtasıyla Kânûnî’den yardım talep ediyordu. Fransızlara yardım eden Osmanlılardan korkan Şarlken, Kanûnî’yle antlaşmak için elçilik heyeti gönderdi. Osmanlı devlet adamları tarafından kabul edilen Şarlken ve kardeşi Ferdinand’ın elçilik heyetleri ile uzun süren müzâkereler oldu. 13 Haziran 1547 Antlaşması’na göre, Almanya ve Avusturya Osmanlılara yıllık otuz bin Duka haraç vermeyi kabul ettiler. İmparator ünvânını kullanmamayı kabul eden Şarlken İstanbul Antlaşması’nı 1 Ağustos’da imzâlayınca Osmanlı pâdişâhı da bu antlaşmayı 8 Ekim 1547’de tasdik etti.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Zigetvar Seferi: Osmanlı ordusunun İran seferlerinde, Safevî Devleti ile Papalık ve Hıristiyan devletler bir olup aralarında anlaşarak Avusturya ve Macaristan’da çeşitli hâdiseler çıkartıyorlardı. 1562 Osmanlı-Avusturya Antlaşması’nda kabul ettikleri vergiyi ödemedikleri gibi yeni Kral II. Maksimilyan’ın olumsuz tutumu ve Zigatvar Kalesindeki düşman kuvvetlerin ahâliyi tâciz etmeleri üzerine, Osmanlı ordusu başlarında Sultan olduğu hâlde 1 Mart 1566’da İstanbul’dan hareket etti. Sultan Süleyman Han, on üçüncü olarak çıktığı bu seferinde yetmiş üç yaşındaydı. Hayâtı, seferden sefere koşarak insanlığı, Hakka kavuşturacak yola dâvetle geçmişti. Bir takım hastalıklarla durumu iyi olmayan, ayaklarında nikris hastalığı bulunan Pâdişah, zulmün önüne geçmek, ahâlinin huzur ve güveni için, hasta hâliyle Osmanlı târihinin en muhteşem askerî harekâtı kabul edilen sefere bâzan araba, bâzı yerde tahtırevân ile gidiyor ve yerleşim merkezlerine girileceği zaman, ata binerek en mûteber psikolojik metodları tatbik ederek ilerliyordu. 1566 Ağustos başında kuşatılan Zigetvar Kalesini, Zerniski Makloş müdâfaa etmekteydi. Günlerce süren kuşatmada birçok defâ umûmî hücumlar yapıldı. Zigetvar Kuşatmasından iyice bunalan Kont Zerniski, Eylül başındaki huruc harekâtında öldürülünce 7 Eylülde kale fethedildi. Kânûnî 6-7 Eylül gecesi vefât ettiyse de, askerin moralinde bozukluk meydana gelmemesi için, ordudan gizli tutuldu. Bu sefer ile Zigetvar’dan başka; Güle, Lügos ve diğer bâzı kaleler de fethedildi.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Doğu Seferleri&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Kânûnî, batıda Hıristiyan Avrupa devletleri ile mücâdele ederken, İran’daki Şiî Safevî Devleti de, Mukaddes Roma-Cermen Devletiyle Osmanlılara karşı ittifak kurup, Doğu Anadolu’da hududa tecâvüz ettikleri gibi, Sünnî ahâliye de zulmediyorlardı. Safevîlerin ajanları Osmanlı ülkesinde faaliyet gösterip, Celâliler vâsıtasıyla iç isyânlar çıkarmak istiyorlardı. Şâh Tahmasb’ın bu düşmanca davranışları yüzünden Sultan Süleyman Han, harekete geçti. 27 Ekim 1533’te Vezir-i âzam Makbul İbrâhim Paşayı İstanbul’dan doğuya gönderen Sultan’ın kendisi de, baharda sefere çıktı.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Irakeyn Seferi: 11 Haziran 1534’te İstanbul’dan hareket eden Kânûnî Sultan Süleyman Han, 20 Temmuzda Konya’ya geldi. Konya’da Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’nin türbesini ziyâret edip, Kayseri-Sivas-Erzincan yoluyla 27 Eylülde Tebriz’e girdi. Safevîlerin zulmünden bunalan şehir halkı, Kânûnî’yi ve Osmanlı ordusunu sevinçle bir kurtarıcı olarak karşıladılar. Yavuz Sultan Selim Hana karşı 1514 Çaldıran mağlûbiyetinin hâlâ tesirinde olan Safevîler, devamlı Osmanlılardan kaçıp, meydan muhârebesi için ortaya çıkamıyorlardı. Osmanlı kuvvetlerinin bölgeye gelmesinden memnun olan ahâli, âlimler, kale ve şehir hâkimleri pâdişâha bağlılıklarını arz ettiler. Hazret-i Ali ve Hüseyin’in makamlarının bulunduğu Kerbelâ ve Hanefî mezhebinin kurucusu İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe’nin kabrinin bulunduğu Bağdat Vâlisi Zülfikâr Han ve büyük İslâm âlimi ve Veliy-yi kâmil Abdülkâdir-i Geylânî’nin memleketi Geylân Hâkimi Mâlik Muzaffer, Sultan Süleyman Hana bağlılıklarını bildirdiler. 24 Kasım 1534’te Bağdat’a giren Osmanlı ordusunun ardından, Azamiyye’de İmâm-ı A’zam’ın kabrini ziyâret edip, büyük bir türbe yapılmasını emrettikten sonra, Kânûnî Sultan Süleyman Han, 30 Kasımda şehre girdi. Bağdât’ta ahâlinin, âlimlerin, kumandanların ve devlet adamlarının bulunduğu bir sırada şükür ifâdesi olan dînî merâsim yapılarak, ihsânlarda bulunuldu.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;1534-1535 kışını Bağdât’ta geçiren Sultan, burada Osmanlı devlet teşkilâtını tesis ettirdi. Bağdat’ın mübârek beldelerini, Kerbelâ’da hazret-i Ali ve Hüseyin’in makamlarını ziyâret etti. Geylân’da Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin kabrine türbe ve yanına imâret, İmâm-ı A’zam’ın kabrine türbe yaptırdı. Safevî tehlikesini kesin olarak bertaraf etmek isteyen Kânûnî, Şah Tahmasb’ın Van istikâmetinde olduğu haberi üzerine, harekete geçti. 1 Temmuz 1535’te Tebriz’e gelen Osmanlı Sultânı, devamlı kaçan Şah Tahmasb Safevî’yi tâkib için İran içerisine girildiyse de karşı çıkan olmadı. Avrupa devletlerinde ve Safevîlerden elçi heyetlerini kabul eden, Sultan Süleymân Han, dönüşünde de Mevlânâ Muhammed Şems-i Tebrizî’nin makâmı dâhil mübârek beldeleri ziyâret ederek Tebriz-Diyarbekir-Antakya-Adana-Konya yoluyla 8 Ocak 1536’da İstanbul’a geldi.&lt;o:p&gt;  &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt;&lt;span style="" lang="IT"&gt;Irak-ı Arab ve Irak-ı Acem fethedildiği için “İki Irak seferi” mânâsında Irakeyn Seferi adı verilen bu hareketin netîcesinde, bölgedeki Şiî Safevî hâkimiyeti sona erdirilip, Bağdat dâhil Basra, Osmanlı ülkesine katıldı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088378835351690?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088378835351690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088378835351690' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088378835351690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088378835351690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-sleyman-hn-kanuni-sultan.html' title='Sultân Birinci Süleyman Hân (Kanuni Sultan Süleyman)'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088357630973805</id><published>2005-10-14T20:39:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:39:36.413-07:00</updated><title type='text'>Sultân İkinci Selim Hân</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;" id="AutoNumber2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td valign="top" width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/11_2selim.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="70%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;" id="AutoNumber3" border="0" cellpadding="8" cellspacing="0" height="263" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="34%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="66%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;11&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="34%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="66%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;8 Yıl&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="34%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;İslâm Halifelik Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="66%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;76&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="34%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="66%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;30                Eylül 1566&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="34%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="66%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Kanuni                Sultan Süleyman Hân&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="34%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="66%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Hürrem                Sultan&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="34%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="66%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;28                Mayıs 1524&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="34%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Vefâtı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="66%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;15                Aralık 1574&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="23" width="34%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="23" width="66%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;               İstanbul Ayasofya Camiî yanında Sultan Selim Türbesindedir&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;           &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt;Osmanlı  pâdişâhlarının on birincisi ve İslâm halîfelerinin yetmiş altıncısı. Kânûnî  Sultan Süleyman Hanın oğlu olup, 28 Mayıs 1524 senesinde Hürrem Haseki Sultandan  doğdu. Şehzâdeliğinde mükemmel bir tahsil ve terbiye gördü.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra11.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt;Devlet  idâresi ve teşkilâtını iyice öğrenmesi için Anadolu’nun çeşitli vilâyetlerinde  sancak beyliği yaptı. Vâlilik yıllarında tahsile devâm edip, bilgi ve kültürünü  arttırdı. Çok kuvvetli bir kültür seviyesine sâhip oldu.  &lt;/span&gt; İlim ve sohbet meclislerinde çok bulunurdu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Süleyman Han (1520-1566), Macaristan seferine çıkıp, Zigetvar Kalesinin fethi öncesinde vefât edince, Pâdişâhın ölümünü gizli tutan Vezîriâzam Sokullu Mehmed Paşa, veliaht Selim’e haber göndererek saltanata dâvet etti. Bu sırada Kütahya Sancakbeyliğinde bulunan Selim Han, sür’atle İstanbul’a gelerek 30 Eylül 1566 târihinde tahta çıktı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Selim Han, Osmanlı pâdişâhı olmasıyla devlet idâresine ve orduya ehil devlet adamları ve kumandanlar tâyin edip, eskilerden bir kısmını da yerinde bıraktı. Vezîriâzam Sokullu Mehmed Paşayı vazîfesinde bırakması devlet idâresi ve îmâr faâliyetlerinin devâmında isâbetli oldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;22 Haziran 1567’de Edirne’ye geçen Selim Han, burada çeşitli devletlerin elçilerini kabul etti. Bu elçilerden özellikle zamânın kudretli devletleri sayılan ve çok değerli hediyelerle gelen Avusturya ve Almanya elçileri dikkat çekiyordu. Çünkü Osmanlı Devleti, Kânûnî Sultan Süleyman Han devrinde, devamlı bu iki devletle mücâdele hâlinde bulunmuş ve her iki devlet de Osmanlı Devletinin askerî kuvvet ve kudreti karşısında kaybolup ezilmişti. Şimdiyse yeni bir hükümdar tahta geçiyordu. İki devletin en büyük endişesi ve merâkı, yeni hükümdârın güdeceği siyâsetti. Dedesi Yavuz Selim Han gibi bir doğu siyâseti tâkip ederek İran üzerine mi, yoksa babası gibi Avrupa yakasına mı yüklenecekti? Her iki devlet de, en azından yeni Sultanın siyâseti belli oluncaya kadar Türk ordularını kendi ülkelerinden uzaklaştırmak için, Osmanlı Devletiyle derhâl bir sulh akdine büyük ehemmiyet vermekteydi. Selim Han, uzun görüşmelerden sonra, Avusturya ile sekiz yıllığına antlaşma imzâladı (17 Şubat 1567). Buna göre, Kânûnî’nin Zigetvar Seferinde fethettiği yerler Osmanlı Devletinde kalacak, Avusturya İmparatoru her seneOsmanlı Devletine 30.000 Macar altını vergi verecekti. Ayrıca iki devlet de birbirlerinin haklarına riâyet edecekler ve sınır boylarına saldırılarda bulunmayacaklardı. Bu arada iki devlet arasında çıkması muhtemel hudut anlaşmazlıkları, Osmanlı Devletinin Budin, Avusturya’nın da Macaristan vâlisi arasında görüşülüp hâlledilecekti. Avusturya ile antlaşma imzâlayan Selim Han, birkaç gün sonra da İran elçisi Şahkulu Hanın, Kânûnî SultanSüleyman Han devrinde imzâlanan Amasya Sulhünün yenilenmesi ricâlarını kabul etti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu sırada Yemen’de Zeydî İmâmı Topal Mutahhar’ın ayaklanması ortaya çıktı. Kısa zamanda bu ülkenin hemen tamâmı isyâncıların eline geçti. Topal Mutahhar sâhile kadar inip Muhâ’yı aldı. Osmanlı kuvvetleri Zebîd’de zorlukla tutundular. İmâm Mutahhar, Zebîd’i de sıkıştırmaya başlayınca, Osmanlı birlikleri çok kötü bir vaziyete düştüler. Bu durum üzerine Yemen’e önce Özdemiroğlu Osman Paşa ve ordudan Koca Sinân Paşayı serdâr olarak gönderen Selim Han, Yemen’in yeniden devlete bağlılığını sağladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Yemen meselesi çıktığı yıllarda, Büyük Okyanus ile Hind Okyanusu arasında bulunan Sumatra adası, Malaka Yarımadası ve bir takım küçük adalara hâkim olan Müslüman Açe Sultanlığından bir elçi gelmişti. Uzun yıllardan beri Hind Denizinde faaliyette bulunan Portekizliler çok zengin tabiî kaynaklara sâhip olan bu adalara göz dikmişler ve Açe Müslüman Sultanlığının istiklâlini tehdit etmeye başlamışlardı. Açe Sultanı Alâeddîn Şâh, devrin cihân devleti ve bütün Müslümanların hâmisi durumunda olan Osmanlı Devletinden top, topçu, silâh ve askerî mütehassıslar ve bilhassa istihkâm mühendisleri istiyordu. Fakat bu sırada Yemen İsyânı çıktığından yardım geciktirilmişti. Selim Han, 1569’da bu uzak sefer için Kızıldeniz Kaptanı Kurdoğlu Hayreddîn Hızır Reis’i memur etti. Bu değerli amirâl, Zeydîlerin eline geçenAden’i kurtardıktan sonra, 22 gemilik bir filoyla hareket etti. Berâberinde muhtelif usta, birçok top, asker, silâh, mühimmat ve yüzlerce gönüllü levend ve topçuyu Açe Sultânına teslim etti. Gelen Türkler buraya yerleştiler. Bunların kurduğu donanma ile Açeliler mühim fütuhatta bulundular. Açeliler, Türk toplarını ve bayraklarını zamânımıza kadar kutsal bir hâtıra olarak sakladılar. Bu sûretle Osmanlı Devletinin tesir alanıUzakdoğu’ya, Güneydoğu Asya ve Endonezya’ya dayandı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1569’da Rusya’nın Hazar kıyılarındaki ilerlemelerinin önünü almak, Astırhan’ı kurtarmak ayrıca İran üzerine yapılacak seferlerde Hazar Denizi vâsıtasıyla askere kısa zamanda zahîre ve harp malzemesi yetiştirebilmeyi sağlamak gâyesiyle Volga Nehri ile Don Nehirlerinin birbirlerine çok yaklaştıkları bir noktada kanal açma teşebbüsüne girişildi. Ancak kış mevsiminin gelmesi üzerine çalışmalar tamamlanamadı. Ertesi yıl da İran ile Rusya’nın Kırım Hânını kandırmaları yüzünden, tekrar işbaşı yapılamadığından bu büyük teşebbüs gerçekleştirilemedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1569 Haziran ayında İskenderiye yakınlarında Nil teknelerinin yolunu kesen Venedik korsanlarının Müslümanları esir alıp Kıbrıs’ta satmaları olayına çok hiddetlenen Selim Han, derhâl Venedik’e bir elçi göndererek Kıbrıs’ın Osmanlı Devletine terkini istedi. Bu isteğin Venedik tarafından reddi üzerine sefer hazırlıklarına başlandı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Aslında Kıbrıs’ın Osmanlı Devletince fethini mecbûrî kılan birçok sebep vardı. Osmanlı Devletini, hâkimiyeti altındaki Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine ulaştıran kara yollarının, uzun, yorucu ve yetersiz olmasına karşılık, Kıbrıs üzerinden bu ülkelere her türlü lojistik destekler daha çabuk, rahat ve ekonomik olarak ulaştırılabilirdi. Ancak Kıbrıs’ın, büyük deniz gücüne sâhip Venedik Cumhûriyetinin elinde bulunması bu imkânı ortadan kaldırmaktaydı. Ayrıca Kıbrıs veya yakınlarından geçen Osmanlı ticâret ve hacıları taşıyan yolcu gemileri, Akdeniz’de Hıristiyan korsanları tarafından vurularak soyuluyor, Venedik de bu korsanları himâye ediyordu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İkinci Selim Han, hazırlıkları bitirdikten sonra, Kıbrıs serdârlığına Lala Mustafa Paşayı tâyin etti ve 15 Mayıs 1570’te donanma İstanbul’dan ayrıldı. Lala Mustafa Paşa, bütün Avrupa devletlerinin Venedik’e yardım etmelerine rağmen, şiddetli çarpışmalar sonunda 8 Eylül 1570’te Lefkoşe’yi 1 Ağustos 1571’de de Magosa’yı alarak Kıbrıs’ın fethini tamamladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı askerinin Kıbrıs’a çıkması sırasında Venedik bütün Avrupa devletlerinden yardım istedi. Bunun üzerine Papa V. Piyer’in yoğun faaliyetleri netîcesinde İspanya Kralı II. Filip ve Malta Şövalyeleriyle Venedik arasında bir ittifak kuruldu. Bu ittifaka, Toskana, Ceneviz, Savoia ve Ferrara gibi küçük Hıristiyan devletçikleri de katıldı. İspanyol KralıFilip’in kardeşi Don Juan’ın komutasındaki 206 gemiden meydana gelen Haçlı donanması, 6 Ekim 1571’de İnebahtı önlerinde görüldü. Osmanlı harp meclisinde Kılıç Ali Paşanın şiddetli muhâlefetine rağmen, Kapdân-ı deryâ Müezzinzâde Ali Paşa, donanmada cenkçi ve kürekçi noksanlığını göz önünde bulundurmadan, düşmana saldırılması yönünde karar aldı. 7 Ekim’de başlayan muhârebe sonunda, Osmanlı donanması büyük bir yenilgiye uğradı. Sâdece sağ kanadı komuta eden Kılıç Ali Paşa, Düşmanın sol kanadındaki Malta donanmasını yok edip kayıp vermeden bölgeden çekildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu başarı Hıristiyanlara hiçbir kâr getirmedi. Hıristiyanlar kazandıkları bu zaferin şerefine heykeller dikmekle meşgûlken, bizzat Selim Hanın emriyle hummalı bir çalışma içine giren Osmanlı tersâneleri, 1571-72 kışı içinde İnebahtı’da kaybettiğinden daha büyük bir donanma vücûda getirdi. Müezzinzâde’nin eliyle kaptan-ı deryâlığa getirilen Kılıç Ali Paşa, 13 Haziran 1572’de büyük bir donanmayla İstanbul’dan ayrıldı. İnebahtı’da gâlip gelmelerine rağmen, donanmaları çok yıpranmış ve bir hayli de asker kaybetmiş olan müttefikler, kendilerini toparlayıp galibiyetin meyvelerini toplamak niyetindeyken bu müthiş Osmanlı donanmasının Akdeniz’de görünmesi, büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Müttefik donanması, Osmanlı donanmasının karşısına çıkmaya cesâret edemedi. İttifaktan ayrılan Venedik, Fransa aracılığıyla barış istedi. 7 Mart 1573’te imzâladığı antlaşma ile Kıbrıs’ın Osmanlı Devletine âit olduğunu kabul etti. Kânûnî devrinden beri vermekte olduğu yıllık 500 duka haraç, 1500 dukaya çıkarıldı. Ayrıca Kıbrıs Seferinin tazminâtı olarak üç senede ödenmek üzere üç yüz bin duka altını vermeyi taahhüt etti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Kıbrıs’ın fethinden sonra Kırım Hanına bir miktar asker ve top gönderen Selim Han, 1569’da Astırahan Seferi başarısızlığını telâfi etmek ve daha fazla genişlememeleri için gözdağı vermek üzere Rusya içlerine bir sefer düzenlenmesini emretti. Nitekim 1571 baharında harekete geçen Devlet Giray Han, 120.000 kişilik süvârîden meydana gelen ordusu ileRusya üzerine yürüdü. Çok sür’atli hareket eden Devlet Giray, yaptığı muhârebelerde Rus ordularını on binlerce zâyiât verdirerek dağıttı ve Moskova’ya girdi. 150.000 esirle Kırım’a dönen Devlet Giray Han, bu zaferi üzerine Taht-alan lakabıyla anıldı. Ertesi yıl tekrar sefere çıkan Devlet Giray Han, Oka Nehrine kadar uzandı. Bu başarıları üzerine İkinci Selim Han, murassâ kılıcı, hil’at ve nâme-i hümâyûn göndererek Devlet Giray’ı tebrik etti. Çar, Osmanlı Devletine bağlı Kırım Hanlığıyla, yılda 60.000 altın vergi vermeyi kabûl ederek barış yaptı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1574 yılında Boğdan Voyvodası Loan celCumplit isyân ederek, Lehistan’ın da yardımıyla Tuna’nın batı kıyısındaki İbrâil, Dinyester’in güney kıyısındaki Bender ve Dinyester boyundaki Akkerman gibi mühim kaleleri ele geçirdi. Üzerine gönderilen ve küçük Türk birlikleriyle desteklenmiş olan Eflak Voyvodasını yendi. Bunun üzerine Selim Han, Üçüncü Vezir Ahmed Paşa ve Kırım Hanı Âdil Giray’ı isyânı bastırmakla görevlendirdi. Kısa zamanda bölgeye giden Ahmed Paşa ve Âdil Giray Han, Tuna’nın güneyinde üç gün süren kanlı muhârebeler sonunda, âsîleri ve onlara yardım eden Lehistan kuvvetlerini imhâ ettiler (9 Haziran 1574). Âsi Voyvoda da yakalanarak cezâlandırıldı ve yerine Petru Şiopul tâyin edildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İkinci Selim Hanın ilgilendiği işlerden biri de Tunus meselesi’ydi. İspanya’nın Tunus’tan bir türlü elini çekmemesi bu devletle harp hâlinin devâm etmesine sebep oluyordu. Osmanlı donanması, Kıbrıs Seferine çıktığı sırada, Cezâyir beylerbeyi olan Uluç (Kılıç) Ali Paşa da Tunus üzerine yürümüş ve 30.000 kişilik kuvvetle karşısına çıkan Hafsî Sultânı Mevlây Hamîd’i yenip, ikinci defâ fethetmişti. Fakat kendi yanında fazla bir kuvvet bulunmadığı gibi, bu arada Kıbrıs Seferine katılma emri de aldığından, Tunus’a Ramazan Beyi bırakarak donanmasıyla birlikte Kıbrıs Seferine katılmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Kaptan-ı deryânın bölgeden uzaklaşmasından sonra, İspanya Kralı Don Juan büyük bir donanmayla Tunus üzerine yürüdü. Direndiği takdirde İspanyolların sivil halka karşı katliâma girişeceklerini anlayan Ramazan Bey, Kayrevân’a çekildi ve bu sûretle Tunus bir kere daha İspanyolların eline geçmiş oldu (Ekim 1573). Don Juan, Tunus hükümdârlığını kendi taraftârı Mevlây Muhammed’e verip bir miktar da asker bırakıp İspanya’ya döndü.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Cezâyir ve Trablusgarb Osmanlı Devletinin elinde olduğu hâlde, ikisinin ortasında bulunan ve stratejik ehemmiyeti büyük olan Tunus’un, İspanyol hâkimiyeti altında halka zulüm eden kukla bir hükûmet elinde olması, Akdeniz’de hâkimiyeti elinde bulunduran Türk donanması için tehlikeydi. Bu sebeple İkinci SelimHan, Tunus işinin kökünden hâlledilmesi için emir verdi. Kapdân-ı deryâ Kılıç Ali Paşa, yanında kara ordusu serdârı Koca Sinan Paşa olduğu hâlde Tunus’a hareket etti (15 Mayıs 1574). Navarin üzerinden Sicilya sularına geçen donanma, Messina havâlisini de vurduktan sonra, Tunus üzerine yürüdü. İki yüz ellinin üzerinde harp gemisi ve kırk-elli bin civârında askerden meydana gelen muhteşem Osmanlı donanması, Tunus önlerine gelir gelmez derhâl Halk-ul-Vâd Kalesi yakınına çıkarma yaptı. Koca Sinân Paşa kendisi Halk-ul-Vâd’ı kuşatırken, Trablusgarb Beylerbeyi Mustafa Paşa ile eski Tunus Beylerbeyi Haydar Paşayı Tunus Gölü ile şehir arasında bulunan Bastiyon Kalesini fethe memur etti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Tunus’un yıllardan beri İspanyollar tarafından tahkim edilerek hiçbir sûretle zaptedilemez diye öğündükleri Halk-ul-Vad, Osmanlı ordusuna ancak otuz üç gün mukâvemet etti. 24 Ağustosta kale fethedilip Mevlây Muhammed’le kale komutanı Don Pietro Cerrera esir edilerek İstanbul’a gönderildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;13 Eylülde Bastion Kalesinin de fethiyle Tunus tamâmen ele geçti. Tunus, aynen Cezâyir ve Trablusgarb gibi bir eyâlet hâline getirildi ve beylerbeyliğine Ramazan Paşa tâyin edildi. Böylece Tunus’ta üç asırdan fazla sürecek olan Osmanlı idâresi başladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Tunus meselesinin hâlledilmesinden yaklaşık bir ay sonra; Osmanlı Devletiyle Almanya arasında Zigetvar Seferinden sonra 17 Şubat 1568’de yapılan antlaşma, 4 Aralık 1574’te yenilenerek, sekiz sene uzatıldı. Bu antlaşmadan hemen sonra rahatsızlanan İkinci Selim Han, 15 Aralık 1574’te vefât etti. Mîmar Sinân’a Ayasofya Câmii avlusunda yaptırdığı türbeye defnedildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İkinci Selim Han, uzuna yakın orta boylu, açık alınlı, elâ gözlü ve sarışındı. Avcılık ve yay çekmede fevkalâde mahâretli olup, zamânında ondan daha kuvvetli yay çeken yoktu. Babası Kânûnî Sultan Süleymân devrinde birçok savaşa katılmakla berâber, tahta geçtikten sonra sefere çıkmadı. Çünkü devrindeki seferler umûmiyetle büyük deniz seferleri olup bu seferlere de pâdişâhın kumanda etmesi âdet değildi. Tecrübeli ve bilgili bir vezir olan Sokullu Mehmed Paşayı hükûmet işlerinde tamâmen serbest bırakmakla berâber, lüzumlu gördüğü birkaç meselede duruma müdâhale etmiştir. Âlimlere büyük hürmet göstermiş, çok sevdiği büyük âlim Ebüssü’ûd Efendiyi vefâtına kadar meşîhat (şeyhülislâmlık) makâmında tutmuştur. Cülûs bahşişinin ilmiye sınıfına da verilmesi âdetini ilk defâ İkinci Selim Han çıkarmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İkinci Selim, Kânûnî Sultan Süleyman Hanın bütün şehzâdeleri gibi çok iyi tahsil görmüştü. Dîvân sâhibi değerli bir şâirdi. Selim ve Selîmî mahlaslarıyla yazdığı şiirler çok beğenilmektedir. Yahyâ Kemâl’in; “Bir beyti bir de câmi-i mâ’mûru var” diye övdüğü;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Biz bülbül-i muhrık dem-i şekvâ-yı firâkiz&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Âteş kesilir geçse sabâ gülşenimizden&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;beyti, bütün Türk şiirinin en güzel beyitlerinden biri sayılmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt;&lt;span style=""&gt;       İkinci Selim aynı zamanda îmârcı bir pâdişâhtır. Kısa süren saltanat döneminde Türk ve dünyâ sanatının şâheseri sayılan Edirne Selimiye Câmii’ni inşâ ettirmiştir. Tâmire muhtaç olan Ayasofya Câmiini yaptırdığı istinâd duvarlarıyla tahkim ettirerek günümüze kadar gelmesini sağladığı gibi, iki minâre eklemiş, yanına iki de medrese yaptırarak külliye hâline getirmiştir. Bunlardan başka Mekke-i mükerremenin su yollarının tâmiri, Mescid-i Harâm’ın mermer kubbelerle tezyini, Lefkoşe Selimiye Câmii, Azîz Efendi tekkesi, Navarin limanına hâkim bir mevkiye yaptırdığı kule, hayrâtı arasındadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088357630973805?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088357630973805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088357630973805' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088357630973805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088357630973805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-selim-hn.html' title='Sultân İkinci Selim Hân'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088352656154829</id><published>2005-10-14T20:38:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:38:46.643-07:00</updated><title type='text'>Sultân Üçüncü Murâd Hân</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;color:#111111;" id="AutoNumber2" border="0" border cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td valign="top" width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/12_3murad.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;color:#111111;" id="AutoNumber3" border="0" border cellpadding="11" cellspacing="0" height="267" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;12&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;20 Yıl&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;İslâm Halifelik Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;77&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;22                Aralık 1574&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Sultan                II. Selim Hân &lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Nûr                Bânû Sultan&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;4                Temmuz 1546&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Vefâtı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;16 Ocak                1595&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="27" width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="27" width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;               İstanbul Ayasofya Camiî yanında&lt;/span&gt;  &lt;span style="color:#000000;"&gt;Sultan Selim Türbesindedir&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;           &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı sultanlarının on ikincisi ve İslâm halifelerinin yetmiş yedincisi. Babası on birinci osmanlı sultanı İkinci Selim han, annesi Nûr Bânû sultandır. 4 Temmuz 1546'da Manisa'nın Bozdağ Yaylağında doğdu. 1558 târihine kadar Saruhan (Manisa)da kaldı.   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Babasının Saruhan Sancakbeyliğinden Karaman Berlerbeyliğine tâyiniyle, Şehzâde Murâd'a da Alaşehir Sancakbeyliği verildi. 1526'da Manisa sancakbeyliğine tâyin edildi. 22 Aralık  &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra12.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;1574 târihinde tahta çıkıncaya kadar bu vazifede kaldı. Sancağa çıkarılan en son Osmanlı hükümdarıdır.Osmanlı Devletinin zirvede olduğu bir devirde sultan olan Üçüncü Murâd Han, dünyâ siyâsetinde faal bir rol oynadı. Osmanlı hâkimiyeti en geniş sâhasına ulaştırıldı. Akdeniz'de denizci bir kavim olan Venedikliler ve kara Avrupa'sında Avusturya ile antlaşmalar yenilendi. Lehistan (Polonya) ile Osmanlı Devletinin kuzey siyâsetini belirleyen antlaşma, 30 Temmuz 1577'de imzâlandı. Rus Çarlığının yayılma siyâsetine karşı, Lehistan ile Kırım Hanlığının münâsebetleri tanzim edildi. Şii ideolojisinin temsilcisi İran Safevi Devletinin Osmanlı ülkesindeki yıkıcı ve bölücü faaliyetlerine karşı 1578'den itibâren her türlü tedbire başvuruldu. Ahâlisi sünni olan Şirvan ve Dağıstanlıları Safevi taarruzlarına karşı korumak ve hudûdu emniyet altına almak için 5 Nisan 1578'de başlatılan harekât 21 Mart 1590 târihinde imzâlanan İstanbul Antlaşması ile tamamlandı. Antlaşmaya göre;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1-Tebriz şehri ile Âzerbaycan'ın Tebriz mıntıkası, Karabağ, Gence, Kars, Tiflis, Şehrizûr, Nihâvend, Lûristan tarafları Osmanlılara kalacaktı. 2- Şiiler hazret-i Ebû Bekir, Ömer ve Osman (radıyallahü anhüm) ile hazret-i Âişe'ye iftirâ ve küfür etmeyeceklerdi. İran'daki Ehl-i sünnet Müslümanlara kötü muâmele yapılması Şah tarafından yasaklanacaktı. Üçüncü Murâd Han devrinde on iki yıl süren Şark seferleri sonunda Kafkasya ve Âzerbaycan Osmanlı Devletine bağlandı. Hazar Denizine hâkim olan Osmanlı Donanması, Safevilere karşı sünni Özbek Hanlarınca topçu ve yeniçeri askeri yardımı götürdü. Avrupa kıtasında Osmanlı Devletine tâbi Erdel (Transilvanya) Beyi İstefan Batori, 1577'de Lehistan (Polonya) kralı seçtirildi. Böylece Baltık'taki bu ülke de Osmanlı himâyesine alınarak, yıllık haraca bağlandı. İşgal ve tecâvüzlerden muhâfaza altına alınıp, Rus yayılmasının önüne geçildi. Avusturya ile münâsebetler hudut tecâvüzleri sebebiyle, 1592'de bozuldu. Yıllık otuz bin düka altın haracın gönderilmemesi üzerine, Veziriâzam Koca Sinan Paşa, Avusturya seferi için vazifelendirildi. 1592'de başlayan Avusturya harbi, 1606 yılına kadar devâm etti.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Fas'taki Sâdi şerifleri, Osmanlı sultanından İspanyollara karşı yardım istediler. Fas şeriflerine yardım etmek için Cezâyir Beylerbeyi Ramazan Paşa vazifelendirildi. Osmanlı kuvvetleriyle Fas şerifleri İspanyollarla Portekizlileri bölgeden attılar. Fas'tan Hıristiyanların atılması, başta papalık olmak üzere Güney ve Batı Avrupa devletlerini harekete geçirdi. Osmanlı taraftarı Fas şerifi Abdülmelik aleyhine tertiplenen Akdeniz Hıristiyanlığının son Haçlı seferine papalık, Fransa, Portekiz ve İspanya katıldılar. 4 Ağustos 1578'de Tanca yakınlarındaki Vâdi-yüs-Seyl (el-Kasr-ul Kebir, Alkazar) de yapılan muhârebede Haçlılar büyük bir hezimete uğradı. Portekiz kralı öldürülüp, ordusu imhâ edildi. Fas, Osmanlı hâkimiyetini tanıyarak, şerif Ahmed Mansur, emir tâyin edildi. Sultan Üçüncü Murâd Han devrinde Kuzey Afrika ülkesi olan Bornu da Osmanlı sultanına itâatini arz etti. Bu devirde bütün Kuzey Afrika'nın ve Bornu'nun tâbiiyete girmesiyle, Osmanlı Devleti en geniş ve tabii hudutlarına kavuştu. Sultan Üçüncü Murâd Han devrinde, ordunun seferde olmasından istifâde eden Dürziler Lübnan'da, Zeydiler Yemen'de, Hâriciler Trablusgarp'ta, Şah İsmâil Safevi tarafdan âsiler Kığı'da isyân etmişlerse de, hepsi de itaate getirilmişlerdir.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;Sultan Üçüncü Murâd Han devrinde Osmanlı ülkesinde pekçok ilim, kültür ve sanat eserleri inşâ edilmiştir. Bu hususta ilk icrâat, Kâbe-i şerif duvarlarının mermerden yaptırılıp, Harem-i şerifin su yollarının temizletilmesi oldu. Medine'de bir medrese, mektep, zâviye ve büyük bir imâret yaptırıldı. Üçüncü Murâd Han bununla da kalmayarak, Harem-i şerifi tâmir ettirip, kubbelerini kargir yaptırdı. Manisa'da daha şehzâdelik devrinde câmi, medrese, imâret, tabhâneden meydana gelen Murâdiye külliyesini, İstanbul'da Toptaşı, Tımârhanesini yaptırdı. İyi bir tahsil gördüğünden ilme meraklı olan, İkinci Murâd; âlimleri çok severdi. Nakşibendi meşâyihinden Hâce Ahmed Sadık Kâbili'den feyz alarak kemâle geldi. Tasavvufa âit Fütûhât-ı Sıyâm adlı kitabı yazdı. ''Murâdi'' mahlasıyla tasavvufa âit kıymetli şiirleri vardır. Divânında Türkçe gazellerinin yanında Arapça ve Farsça gazelleri de vardır. Türkçe divanını Şemseddin Sivâsi açıklamıştır. Ayrıca Gelibolulu Âli, hoş görünmek maksadıyla, bâzı gazellerini şerh etmiştir. Ocak 1595'te İstanbul'da vefât eden Sultan Üçüncü Murâd Han, babası İkinci Selim Hanın Ayasofya Câmii yanındaki türbesine defnedildi.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088352656154829?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088352656154829/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088352656154829' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088352656154829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088352656154829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-nc-murd-hn.html' title='Sultân Üçüncü Murâd Hân'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088347907172810</id><published>2005-10-14T20:37:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:37:59.166-07:00</updated><title type='text'>Sultân Üçüncü Mehmed Hân</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;color:#111111;" id="AutoNumber2" border="0" border cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td valign="top" width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/13_3mehmed.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;color:#111111;" id="AutoNumber3" border="0" border cellpadding="11" cellspacing="0" height="274" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;13&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;9 Yıl&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;İslâm Halifelik Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;78&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;27 Ocak 1595&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan III. Mûrâd Hân&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Safiye Vâlide Sultân&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;26 Mayıs 1566&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="12" width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Vefâtı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="12" width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;21 Aralık 1603 &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="1" width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="1" width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İstanbul Ayasofya Camiî                Bahçesindedir&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;           &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Osmanlı sultanlarının on üçüncüsü, İslâm halifelerinin yetmiş  sekizincisi. 1566 târihinde Manisa’da doğdu. Babası Üçüncü Murad Han, annesi  Sâfiye Vâlide Sultandır.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra13.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt;Şehzâdeliğinde;  yüksek din, fen, idarî ve askerî ilimleri, kıymetli âlimlerden öğrenerek  yetiştirildi. İlk hocası İbrahim Cafer Efendidir. Haydar Efendi, Pir Mehmed Azmi  Efendi, Sultan Selim Medresesi Müderrisi Nasûh Nevâli Efendiden ders aldı.  Târihe geçen muhteşem bir merasimle sünnet edildi. 1583’te Manisa sancağı  Vâliliğine tâyin edildi. Kumandanlık ve devlet idâresi siyâsetini iyice öğrenmek  için Manisa’ya gönderildiğinde yanına müderrisi Nasûh Nevâli Efendi, lalası  Sipahi Bey ile Defterdar Baş ruznâmecisi Hasan Beyzâde, Nişancı Lala Mehmed  Paşa, Reisülküttâb olarak da Abdurrahman Çelebi ve diğer vazifeliler verildi.  1595’in Ocak ayına kadar Manisa’da vâlilik yaptı.  &lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Babası Üçüncü Murâd Hanın vefatından on bir gün sonra 17 Ocak 1595 târihinde Manisa’dan İstanbul’a gelip, sultan îlân edildi. İlk icrââtı, devlet ve saltanatın emniyetini kuvvetlendirip, tâyinlerde bulunmak oldu. Ulemâdan Sadeddin Efendiyi hocalığına, Ferhad Paşayı Sadrâzamlığa, Halil Paşayı da Kaptan-ı deryalığa tâyin etti. 1593’ten beri devam eden Avusturya harpleri esnasında, papa Sekizinci Clément’in teşvik ve propagandalarıyla, ahâlisi Hıristiyan olan Osmanlı Devletine tâbi Erdel, Eflâk ve Boğdan Voyvodalıkları Türklere karşı isyân ettiler. Sadrâzam Ferhâd Paşa, Eflak Seferi için Serdâr-ı ekrem tâyin edildi. 14 Mayıs 1595’te Eflak ve Boğdan’ın imtiyazlı prenslik statüsü kaldırılıp vilâyet hâline getirilerek, vâliler tâyin edildi. Papa’nın çağrısıyla Almanya, Avusturya, Belçika, Bohemya, İtalya, Macaristan’dan toplanan elli bin piyâde ve yirmi bin süvâriden meydana gelen Hıristiyan ordusu, Avusturyalı Prens Mansfeld emrinde yardıma geldiğini haber alan Eflak Voyvodası Mihail, binlerce Müslümanı kılıçtan geçirip, her yeri harâb etti. Prens Mansfeld, 1 Temmuz 1595’te Osmanlı idâresindeki Macaristan’ın Estergon Kalesini kuşattı. Serdâr-ı ekrem Ferhâd Paşanın ve eski Vezir-i âzam Koca Sinan Paşanın taraftarları seferde bozgunculuk yaptılar. Ferhâd Paşa vazifesinden alınarak, Koca Sinan Paşa tekrar Vezir-i âzam ve serdarlığa getirildi. birbiri ardına gelen felaketler ve ölümler sebebiyle düşman karşısında kesin zafere gidilemedi. Sadrazamlardan Ferhâd Paşanın îdâmı, Lala Mehmed ve Koca Sinan Paşaların vefatları ve 27 Ekim 1595 Köprü Faciasıyla Akıncı Ocağının çok zarar görmesi neticesinde, Estergon, Vişegrad, Tegovişte, Yergöğü düşman eline geçti. Hıristiyanlar yerli ahaliye ve esir kumandanlara insanlık dışı fiillerde bulundular. Önemli devlet adamları ile 3500 asker, Voyvoda Mihail tarafından kazığa vuruldu.  &lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Eflâk ve Macaristan cephelerinde, Osmanlı şehirlerinin düşman ordularınca yıkılıp, yakılması, ahâlinin kılıçtan geçirilmesine son vermek için Üçüncü Mehmed Han, Vezir-i âzam Dâmâd İbrahim Paşanın da tavsiyesiyle 20 Haziran 1596 târihinde Eğri Seferine çıktı. Üçüncü Mehmed Hanın, ordusunun başında bizzât sefere çıkması askerleri coşturdu. Müslümanları zulümden kurtarmak için cihâd aşkı ve şevkiyle Edirne, Filibe, Niş, Belgrad yolundan Sirem’e gelindi. 26 Ağustos 1596 târihinde Sirem’deki Salankamen Kalesindeki harp meclisinde, isyân hâlindeki Erdel üzerine mi yoksa Avusturya işgalindeki Macaristan topraklarına mı sefer edilmesi müzakeresi yapıldı. Eğri’nin askerî strateji bakımından daha fazla kıymet arz etmesinden, Avusturya Cephesi hedef tâyin edildi. 21 Eylül 1596 târihinde Macaristan topraklarındaki Eğri Ovasına gelen Sultan Mehmed Han, Otağ-ı Hümâyuna yerleşti. 24 Eylül 1596 târihinde başlatılan Eğri Kalesi kuşatmasında, 4 Ekim’de dış kalenin fethinden sonra iç kale de 12 Ekimde vire ile teslim oldu. Eğri’deki Avusturya askeri cezalandırıldı. Şehrin en büyük kilisesi câmiye çevrilerek, 18 Ekim Cumâ günü Türk-İslâm an’anesince Sultan Mehmed Han, Cumâ namazını burada kıldı.  &lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Eğri fâtihi Sultan Üçüncü Mehmed Han, 23 Ekim 1596 târihi Harp meclisi kararınca ileri harekâta devam etti. 24 Ekim 1596 târihinde, Haçova’da Alman, Avusturya, Çek, Fransız, İspanya, İtalyan, Leh, Macar, Papalık askerlerinden meydana gelen 300.000 mevcutlu Hıristiyan ordusuyla karşılaşıldı. 100-110.000 mevcutlu Osmanlı ordusu, 25 Ekim günü başlayan Haçova Meydan Muhârebesinde 26 Ekimde düşman ordusunu mağlub etti. Haçova’da büyük bir zafer kazanılmasının ardından, 22 Aralık 1596 târihinde İstanbul’a dönüldü. İstanbul’da Eğri ve Haçova zaferleri sevinciyle, üç gün üç gece merâsim ve şenlikler yapıldı. Şâir Bâkî dâhil birçok divan şâirleri Sultan’a kasideler, manzum târihler ve zafernâmeler sundular. Avusturya cephesine Satırcı Mehmed Paşa Serdar-ı ekremliğe tâyin edildi.  &lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt; Osmanlı Devletinin Avrupa cephesinde harplerle uğraşmasını fırsat bilen İran Safevî Devleti Anadolu’da, önce propaganda faaliyetlerini başlatıp, isyanlar çıkarttı. Celâlî isyanları denilen bölücü ve yıkıcı faaliyetlerin ardından, Safevîler, Osmanlı Devleti hududuna saldırdılar. Avusturya ve İran cephelerini hall etmek çârelerini araştıran Üçüncü Mehmed Han, 1603 yılında 21/22 Aralık gecesi vefât etti. Ayasofya Câmii bahçesindeki türbesine defnedildi.  &lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt;&lt;span style="" lang="EN-GB"&gt;Sultan Üçüncü Mehmed Han çok nâzik, halîm selîm, vakûr, kerîm bir şahsiyete sâhipti. Sancakbeyliğinden saltanata gelen son Osmanlı pâdişahıdır. Bütün Osmanlı pâdişahları gibi iyi bir şâir olup şiirlerinde Adlî mahlasını kullanırdı. Beş vakit namazını dâimâ cemâatle kılardı. Devrin kaynakları dindârlığını, hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem), Dört Halife, Eshâb-ı kirâm ve âlimlere hürmetini yazar. Bunların adı bahsedildiği an hürmeten ayağa kalkardı. İçkiyi sıkı yasak edip, bütün meyhâneleri kapattı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088347907172810?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088347907172810/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088347907172810' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088347907172810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088347907172810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-nc-mehmed-hn.html' title='Sultân Üçüncü Mehmed Hân'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088343680357251</id><published>2005-10-14T20:36:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:37:18.523-07:00</updated><title type='text'>Sultân Birinci Ahmed Hân</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;color:#111111;" id="AutoNumber2" border="0" border cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td valign="top" width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/14_1ahmed.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;color:#111111;" id="AutoNumber3" border="0" border cellpadding="11" cellspacing="0" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;14&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;14 Yıl&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;İslâm Halifelik Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;79&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;21 Aralık 1603&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan III. Mehmed Hân&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Handan Sultan&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;18 Nisan 1590&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Vefâtı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;22 Kasım 1617&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="26%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="74%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İstanbul Sultan Ahmed Camiî                Yanındadır&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;           &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı padişahlarının on dördüncüsü, İslâm halifelerinin yetmiş dokuzuncusu. Sultan üçüncü Mehmed Hanın oğlu olup, 1590'da Manisa'da Handan Sultândan doğdu.  &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra14.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;Şehzâdeliğinde zamânın ileri gelen âlimlerinden Aydınlı Mustafa Efendi eğitim ve öğretimi ile vazifelendirildi. Ayrıca Hocazâde Ahmed ve Es'ad Efendiden ders alan şehzâde Ahmed, babasının vefâtı üzerine 1603'te henüz 14 yaşındayken Osmanlı tahtına geçti. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Birinci Ahmed Han tahta geçtiğinde, Osmanlı Devleti doğuda İran, batıda ise Avusturya ile harb hâlindeydi. Ahmed Han, Avusturya cephesi serdarlığına Sokulluzâde Lala Mehmed Paşayı, İran cephesi serdarlığına ise Çağalazâde Sinan Paşayı tâyin etti. Lala Mehmed Paşa, Peşte ve Vaç kalelerini 1604'te ele geçirdikten sonra, 1605 senesi Ağustos ayında Estergon Kalesini kuşattı. Otuz beş gün süren muhâsaradan sonra kale fethedilerek on seneden beri süren Alman işgâline son verildi. Bu zaferden sonra Uyvar, Weszgrim, Polata kaleleri Türklerin eline geçti. Bu sırada Türyâki Hasan Paşayı serdâr vekili olarak bırakıp İstanbul'a dönen Lala Mehmed Paşa vefât etti. (1606) Avusturya, savaşı kaybettiğini anladığından, sulh istedi. Budin'de sulh müzâkeresi yapıldı ve görüşmeler neticesinde Zitvatoruk muâhedesi imzâlandı. (11 Kasım 1606) Bu antlaşmaya göre, Kanije, Estergon, Eğri kaleleri Osmanlı Devletinde kalacak ve Avusturya bir defâya mahsus olmak üzere 200 bin kara kuruş ödeyecekti. İran cephesine serdâr tâyin edilen Çağalazâde Sinan Paşa ise, kış mevsiminin yaklaşması üzerine Kars'ta kaldı. 1605 Ağustos'unda, Âzerbaycan'ı geri almak için Tebriz üzerine yürüdü ise de, Urmiye Meydan Muhârebesinde Şâh'ın ordusuna mağlup oldu. Üzüntüsünden ölen Çağalazâde'nin yerine Ferhât Paşa, serdâr tâyin edildi. Diğer tarafdan Safevi ordusu, Gence (1606) ve Şamahı'yı (1607) alıp Kür ırmağını aştı. Şirvan'ın önemli kısmını ele geçirdi. Şah'ın daha ileri gitmemesi üzerine savaş durgunluk devresine girdi. Sultan Ahmed Han, Avusturya savaşının sona ermesi ve İran cephesinde olayların durgunluk devresine girmesinden sonra iç meselelerin halli için harekete geçti. Anadolu'da ortalığı birbirine katan Celâli eşkiyâlarına karşı, sadârete getirdiği kuyucu Murâd Paşa uyguladığı siyâset neticesinde, eşkiyaları birbirine düşürerek teker teker ortadan kaldırmayı başardı. Üç sene süren temizleme faaliyeti neticesinde Canbolatoğlu, Kalenderoğlu, Tavil ile kardeşi Me'mun, Muslu Çavuş ve Yusuf Paşa, ayrıca şekâvet yapan kırk sekiz çete kuvvetlerinden tamâmı tesirsiz hâle getirildi. İsyânlar bastırıldıktan sonra SultanAhmed Han, köylünün yerlerine dönmesi ve ticâret sâhiplerine kolaylık gösterilmesi için eyâletlere tavsiye yollu fermânlar gönderdi. Ayrıca ''Adâletnâme'' adı ile Anadolu'daki bütün fenâlıklara, celâliliği doğuran sebepleri ve halkın ızdırâbını dile getiren bir fermân çıkardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Bu sırada Safeviler Osmanlı hudûd kalelerine saldırıda bulunuyordu. Bu sebeple Sultan Ahmed Han, 1610'da sadrâ zam kuyucu Murâd Paşayı İran üzerine serdâr tayin etti. Murâd Paşa Erzurum'a geldiği sırada Şâh, Kânûni devrinde imzâlanan Amasya antlaşması üzerinden barış istedi. Kuyucu Murâd Paşa, Şâh'ın bulunduğu Tebriz üzerine gitti.Şehrin dışında 5 gün süren savaşta iki taraf da birbirine üstünlük sağlayamadı. Kışı geçirmek için Diyarbakır'a çekilen Murâd Paşa buradayken rahatsızlanarak vefât etti. (5.8.1611) Yerine Diyarbakır beylerbeyi vezir Nâsûh Paşa getirildi. Nâsûh Paşa, İranlılarla Osmanlı Devletine yılda 200 yük ipek vermeleri ve işgal ettikleri topraklardan çıkmaları şartıyla bir antlaşma yaptı. (1611) Sultan Birinci Ahmed Han donanmanın güçlenmesine de önem verdi. Yeni kadırgalar yaptırarak donanmanın mevcudunu arttırdı. Kaptan-ı Deryâ Halil Paşa, Akdeniz'in güvenliği için Malta ve Floransa korsanlarıyla başarılı savaşlar yaptı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Ahmed Han 1617 senesinde rahatsızlanarak daha yirmi sekiz yaşındayken vefât etti. Cenâzesinin yıkanması için hocası Aziz Mahmûd Hüdâi hazretleri dâvet edildi. Ancak o; ''Sultanımı çok severdim. Şimdi dayanamam. İhtiyarlığım sebebiyle beni mâzur görün.'' buyurdu. Talebelerinden Şâbân Dede'yi gönderdi. Cenaze namazından sonra nâşı kendi ismi ile anılan Sultan Ahmed Câmiinin yanındaki türbeye defnedildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ahmed Han, akıllı, zeki, münevver, hamiyyetli, azimkâr bir padişahtı. Çocuk sayılabilecek bir yaşta tahta çıkar çıkmaz devlet işlerini hemen kavrıyarak, tâkipte çok titizlik gösterdi. Gayet kuvvetli, çok iyi binici ve atıcı, avcı ve silahşördü. Dindarlığı ve insanlara merhameti ile tanınan Sultan Ahmed Han, memleketin imârı için çok çalıştı. Bilhassa Mekke ve Medine'ye pekçok hayırlı hizmetler yaptı. O zamana kadar Mısır'da dokunan Kâbe'nin örtülerini İstanbul'da dokuttu. İstanbul'da yaptırdığı hayırlı hizmetlerinin başında bugün yerli ve yabancı herkesin hayran kaldığı kendi ismiyle bilinen Sultan Ahmed Câmii gelir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Edebi kültürü çok yüksekti. Birçok Osmanlı padişahı gibi Birinci Ahmed Han da iyi bir şâirdi. Şiirlerinden Bahti ve Ahmedi mahlâsını kullanırdı. Şu satırlar onun dine bağlılığının ifâdesidir:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;N'ola tâcum gibi bâşumda götürsem dâim&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Kademi resmini ol hazret-i Şâh-ı resûlün&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Gül-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sâhibidir&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ahmedâ durma yüzün sür kademine o gülün.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088343680357251?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088343680357251/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088343680357251' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088343680357251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088343680357251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-ahmed-hn.html' title='Sultân Birinci Ahmed Hân'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088339081125792</id><published>2005-10-14T20:35:00.001-07:00</published><updated>2006-10-14T20:36:30.886-07:00</updated><title type='text'>Sultân  Birinci Mustafa Hân</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;" id="AutoNumber2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/15_1mustafa.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;    &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;" id="AutoNumber3" border="0" cellpadding="11" cellspacing="0" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;15&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1 Yıl 6 Ay 26 Gün&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;İslâm Halifelik Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;80&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;I. 22 Kasım 1617 II. 19 Mayıs 1622&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Üçüncü Mehmed Hân&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Handan Sultan&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1591&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Vefâtı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;20 Ocak 1639&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İstanbul Ayasofya Camiî                Türbesi'ndedir&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;           &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;       &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı padişahlarının on beşincisi ve İslâm       halifelerinin seksenincisi. 1591 senesinde Manisa'da doğdu. Her       şehzâde gibi iyi bir eğitim gördü. Ağabeyi birinci Ahmed       Hanın vefâtı üzerine 22 Kasım 1617'de ilk defâ ekberiyet       kâidesine göre, yâni hânedânın en        &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra15.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;yaşlı mensubu olarak       zorla tahta çıkarıldı. Sultan Mustafa Han, devlet       meseleleriyle ilgilenmediğini ifâde ederek saltanatı kabul       etmediyse de bu hâl devlet erkânınca göz önüne alınmadı.       Ancak çok geçmeden devlet işlerinde sultanın yabancı       kalması ve işlerin karışması üzerine, durumun böyle       devâm edemeyeceğini anlayan devlet adamları hal'ine fetvâ aldılar       ve 26 Şubat 1618 günü Sultan Mustafa'yı tahttan indirerek       yerine Genç Osman'ı çıkardılar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ancak yenilik tarafdarı olmayanların tahrikleri neticesinde       isyân eden yeniçeriler 19 Mayıs 1622'de Genç Osman'ı tahttan       indirdiler. Bu durum Sultan Mustafa'nın ikinci defâ tahta geçirilmesine       yol açtı. Bu sırada Sultan Osman Hanın veziriâzam Kara Dâvûd       paşa tarafından şehit ettirilmesi büyük karışıklıklara       sebep oldu. Sultan Mustafa Han, Dâvûd paşayı azlederek yerine       Mere Hüseyin paşayı getirdiyse de, isyânlar son bulmadı.       Erzurum Beylerbeyi Abaza Mehmed paşa başkaldırarak, bölgesindeki       yeniçerilerin bir kısmını öldürttü. ''Genç Osman'ın       intikâmını alacağım'' diye and içen Abaza, İstanbul'a       gelmek için yola çıktı. Bursa^yı muhâsara etdiyse de       alamadı. Kış geldiği için Niğde'ye çekildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Anadolu'daki isyanlar ve Genç Osman^ın şehit edilmesi olayına       adı karışan sipâhiler, halk mezdinde kazandıkları       nefreti silmek için bir divan toplantısı sırasında       ayaklanarak Sultan Osman Hanın kâtillerinin bulunmasını       istediler. Bunun üzerine Kara Dâvûd paşa ve Kalenderoğlu       denilen kişiler yakalanarak idâm edildiler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Diğer tarafdan Osmanlı Devletinin iç karışıklıklarından       istifâde etmek isteyen Lehistan kazakları, daha önce imzâlanan       antlaşma şartlarına uymayarak, şayka adı verilen       yüz elli civârında küçük gemiyle Osmanlı kıyılarına       saldırdılar. Kazakların üzerine gönderilen Karadeniz serdârı       Dâmâd Receb paşa, kazakları tâkip ederek Kilgra önünde birçok       gemilerini batırdı ve 21 gemiyi zabt ederek beş bin esirle       İstanbul'a döndü.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İstanbul'da vukûbulan karışıklıklar ve       Anadolu'da meydana gelen isyânlar, Osmanlı Devletinin başında       daha kudretli, azimkâr ve zeki bir padişahın bulunmasını       gerekli kılıyordu. Bu sebeple 1623'te sadârete getirilen       Kemankeş Ali paşa, Şeyhülislâm Yahyâ Efendi ve diğer       devlet erkânı toplanarak Sultan Mustafa'nın artık makâm-ı       saltanatta kalmaması gerektiği husûsunda karara vardılar.       Nitekim verilen fetvâ ile 10 Eylül 1623 günü Sultan Mustafa, ikinci       defâ tahttan indirildi ve yerine dördüncü Murâd Han geçti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;      &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Mustafa Han, zayıf ve narin vücutlu idi. Yüzü her        zaman solgun olup, üzüntülü bir görünüşü vardı. Son derece dindârdı. Sık        sık türbeleri ziyâret eder ve çokça sadaka dağıtırdı. Saraydaki hayâtını        ibâdet içinde, dini eserler ve Kur'ân-ı kerim okuyarak geçirirdi.        Saltanatta gözü olmadığı için her iki hal'inde de en küçük bir        memnuniyetsizlik göstermemiş, tahttan sevinçle inmiştir. 20 Ocak 1639 günü        Topkapı Sarayında vefât eden Sultan Mustafa Han, Ayasofya Câmii        karşısındaki türbesinde medfundur&lt;span lang="de"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088339081125792?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088339081125792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088339081125792' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088339081125792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088339081125792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-birinci-mustafa-hn.html' title='Sultân  Birinci Mustafa Hân'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088334198477117</id><published>2005-10-14T20:35:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:35:42.056-07:00</updated><title type='text'>Sultân İkinci  Osman Hân    (Genç Osman)</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="text-transform: uppercase;"&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;color:#111111;" id="AutoNumber2" border="0" border cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td width="28%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/16_2osman.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;color:#111111;" id="AutoNumber3" border="0" border cellpadding="11" cellspacing="0" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;16&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;4 Yıl&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;İslâm Halifelik Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;81&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Cülûsu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;26 Şubat 1618&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Babası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Birinci Ahmed Hân&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Annesi&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Mâhfirüz Hadice Sultan&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Doğumu&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;3 Kasım 1604&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Şehâdeti&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;20 Mayıs 1622&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="27%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Kabri&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="73%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İstanbul Sultan Ahmed Hân                Türbesindedir&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;           &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;       &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt; &lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Osmanlı sultanlarının on altıncısı ve İslâm halifelerinin seksen birincisi. Babası Sultan birinci Ahmed Han, annesi Mahfiruz Hadice Sultandır. 1604 senesinde İstanbul'da doğdu. İyi bir  &lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/tugra/tugra16.JPG" align="left" border="0" height="70" width="70" /&gt;eğitimle yetiştirildi. Arapça, Farsça, Latince, Yunanca, İtalyanca gibi doğu ve batı dillerini öğrendi. Kuvvetli bir edebiyât, târih, coğrafya ve matematik tahsili gördü.   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;26 şubat 1618 günü babasının yerine tahta geçen amcası birinci Mustafa'nın rahatsızlığı yüzünden tahtı bırakmaya mecbur olması üzerine Osmanlı sultânı oldu. İkinci Osman'ın  tahta çıkışının ilk aylarında İran ile barış antlaşması imzâlanarak harbe son verildi. 1620 yazında Halil Paşa kumandasındaki Osmanlı donanması İyonya Denizini kuzeye doğru geçerek Otranto Boğazında Adriyatik'e geldi. Dıraz üssünde iki İtalya gemisini ele geçirdi. Daha sonra batıdan doğuya doğru Adriyatik Denizine geçerek Manfredonia Körfezine girdi ve İtalya'ya asker çıkardı. Kısa sürede Manfredonia liman ve şehrini fethetti. Halil Paşa bu zaferini Pâdişâha ve husûsi bir mektupla da şeyhi Üsküdarlı Aziz Mahmûd Hüdâi hazretlerine bildirdi ve çok hâyır duâ aldı. Bu sırada Boğdan Voyvodası Gratiani Osmanlıya karşı cephe almıştı. İhâneti üzerine azledilen Gratiani Lehistan'a sığındı ve büyük destek gördü. Bu devletten aldığı 50- 60 bin kişilik bir kuvvetle Osmanlı topraklarına saldırdı. Ancak Özi Beylerbeyi İskender Paşa, süratle harekete geçip bu kuvvetleri Turla Nehrini geçerken imhâ etti. Düşman ordusundan Zahire ganimet olarak alındı. Diğer taraftan Sultan Osman, Lehistan'ı ele geçirip, Baltık Denizine çıkmak, orada bir donanma kurarak, Atlas Okyanusuna geçip Avrupa Hıristiyanlığını, hem Akdeniz hem okyanus donanmalarıyla çember içine almak gâyesiyle 21 Mayıs 1621'de cumâ namazını kıldıktan sonra sefere çıktı. 1 Eylül 1621'de Hotin önüne varıldı ve kale derhâl kuşatma altına alındı. 35 gün devâm eden muhârebelerde kale birkaç defâ düşmek durumuna geldiyse de yeniçerilerin itâatsizliği ve devlet adamlarının arasındaki geçimsizlikler, kesin neticenin elde edilmesine mâni oldu. Ancak Nogay tatarlarının beyi Kantemir mirzâ ile Kırım Hânının oğlu Nûreddin, Lehistan içlerine kadar akınlarda bulunarak pekçok ganimetle döndüler. Netice de kış mevsiminin gelmesi üzerine Lehistan'la barış yapılarak geri dönüldü. Lehistan seferinde tam muvaffakiyet elde edemeyen sultan, bunun sebebinin askerlerin gayretsizliği olduğuna inanıyor ve bâzı ıslâhâtlâr yapmak istiyordu. Kapıkulu ocaklarını kaldırarak, yerine Anadolu, Sûriye ve Mısır Türklerinden müteşekkil, sâdece askerlikle uğraşan, pâdişahın emirlerine itâat eden bir ordu kurmak istiyordu. Aynı zamanda saray, harem ve ilmiye teşkilâtlarında da esaslı değişiklikler düşünüyordu. Ancak onun bu ıslâhât fikirlerine kapıkulu ocakları açıkça karşı çıkıyor, ilmiye sınıfı da çok çekimser davranıyordu. Nitekim Osman Hanın hacca gitme arzusunu bahâne eden yeniçerilerle sipâhiler ayaklandılar. Öncelikle Osman Hanın hacca gitmekten vazgeçmesi isteğiyle başlatılan isyân, daha sonra bâzı devlet adamlarının kellesinin istenmesiyle büyüdü. Neticede isyân Sultan Osman Hanın hal-i ve sultan Mustafa'nın ikinci defâ tahta geçirilmesiyle son buldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İsyan sırasında Sultan Osman'ı ele geçiren câniler, revâ gördükleri ağır ve kötü sözlerle orta câmiye götürerek orada hapsettiler. Genç pâdişahın mâruz kaldığı hakâretin haddi hesâbı yoktu. Yaptıkları ezâ ve cefâ onu boynu bükük ve perişan bir hâle koymuştu. İkinci Osman Han, kendisine eziyet eden ocak ağalarına karşı; ''Dün sabah pâdişâhı cihân idim, şimdi uryân kaldım; merhamet edip hâlimden ibret alın; dünyâ size dahi kalmaz; hangi pâdişâhın kulları pâdişâhlarına bu ihâneti ettiler.'' diyerek yalvardı ise de, bu sözlerin câniler üzerinde hiçbir tesiri olmadı. Orta câmide Genç Osman'ın muhâfazasına Haseki Sarı Mehmed Ağa tâyin edildi. Yeniçeriler, Sultan ikinci Osman'ın hayâtına dokunulmayarak kafes hayâtı yaşamasını istiyorlardı. Nitekim, çok hâin bir kimse olan yeni sadrâzam Dâvû d Paşa onu öldürtmek için cebeci başına emir verince, yeniçeri ağaları mâni oldular. Osman Han hayâtına kasd eden Dâvûd Paşaya; ''Behey zâlim, ben sana neyledim? İki defâ mûcib-i katl cürmünü affedip öldürmedim, mansın verdim, bana gadrin nedir?'' diye bağırdı. Buna rağmen, Dâvûd Paşa, cumâdan sonra en güvendiği adamları olan cebecibaşı ile kalender uğrusu denen zâbite, sultan Osman'ı yedikkule'ye götürerek boğmalarını emretti. Eski Sultanın Yedikule'ye götürülüşünü seyretmek üzere yollara biriken halk, o târihe kadar görülmemiş kalabalığı teşkil ediyordu. Yedikule'ye gelindiği zaman vakit akşama yaklaşıyordu. Dâvûd Paşanın emriyle oraya kadar gelen binlerce asker dağıtıldı. Daha sonra Dâvûd Paşa, cebecibaşına ve kalender uğrusuna dönerek; ''Yanınıza sekiz cellâd alıp, Osman'ın işini bitirin. Yarına kalmasın.'' dedi. Sultan Osman, günlerden beri perişân vaziyette, aç ve uykusuz olduğu hâlde kendisine son nefesine kadar müdâfaa etmeye karar vermişti. On cellâdın ilk hücûmu netice vermedi. Bire on nisbet olmasına rağmen, cellâtlar, silâhsız pâdişâhla mücâdele edemeyeceklerini anladılar. Kementten başka silâh da kullanmak istemiyorlardı. Çünkü hânedândan olanın kanı akıtılamazdı. Buna rağmen dışarıdan balta alan cellâtlara genç sultan, büyük bir ustalıkla karşı koydu. Fakat arkasında gelen bir cellât, baltası ile omuzuna vurarak fenâ şekilde yaraladı. bu durumu fırsat bilen cebecibaşı kemende Osman Hanın boynuna geçirdi ve yere düşürdü. Diğer câniler de üzerine yüklenerek genç pâdişâhı şehit ettiler (20 Mayıs 1622) . Şehit sultanın cenâzesi o gece Topkapı Sarayına götürüldü. Ertesi gün yapılacak cenâze törenine hazırlandı. Öğle namazından sonra kılınan cenâze namazını müteâkip Sultanahmed Camiinde babasını türbesine defnedildi.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Genç Osman'ın şehit edilmesi târihimizin en acıklı olaylarındandır. Genç Osman'ın öldürülmesi, Anadolu'da bâzı isyânların çıkmasına sebep oldu. Millet, pâdişâhın öldürülmesini hiçbir zaman hazmedemedi ve onun kâtillerini nefretle andı. Sultan ikinci Osman Han güneş yüzlü, heybetli, yüksek himmet sâhibi, bahadır bir pâdişâhtı. Fevkâlade iyi bir binici, silâh ve harp aletlerini kullanmakta pek mâhirdi. Şecâat ve binicilikte akranı pek az olup, şirin şehreli ve güzel tavırlıydı. Gençliğinin en parlak günlerinde tahta çıkıp, tecrübeli, akıllı ve sâdık bir yardımcıya mâlik olmayışı,kendisine bu hâzin sonu hazırlamıştı. Yazmış olduğu şu beyt onun ıslâhat ve düşünceleri ile muhâliflerinin durumunu çok güzel ifâde etmektedir.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Niyyetim hizmet idi saltanat ü devletime  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Çalışır hâsid ü bedhâh ecel nekbetime.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sultan Genç Osman dini ve fenni ilimlerde âlimdi. Fârisi mahlasıyla yazdığı şiirlerinin toplandığı Divân'ı vardır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35261566-116088334198477117?l=freedomsultans.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://freedomsultans.blogspot.com/feeds/116088334198477117/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=35261566&amp;postID=116088334198477117' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088334198477117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35261566/posts/default/116088334198477117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://freedomsultans.blogspot.com/2005/10/sultn-ikinci-osman-hn-gen-osman.html' title='Sultân İkinci  Osman Hân    (Genç Osman)'/><author><name>Don't Forget Human Rights</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14174826526721799183</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='11964023684368793218'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35261566.post-116088329013106743</id><published>2005-10-14T20:34:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T20:34:50.226-07:00</updated><title type='text'>Sultân Dördüncü Murâd Hân</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse; font-family: verdana;" id="AutoNumber2" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;         &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td width="25%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;img src="http://www.huzuradogru.org/tarih/osmanli/grafik/17_4murad.jpg" border="0" height="300" width="200" /&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;           &lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;table style="border-collapse: collapse;" id="AutoNumber3" border="0" cellpadding="11" cellspacing="0" width="100%"&gt;             &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Padişahlık Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;17&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;Saltanatı&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;17 Yıl&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td width="30%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;b&gt;İslâm Halifelik Sırası&lt;/b&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td width="72%"&gt;&lt;!--mstheme--&gt;&lt;span style="font-size:100%;"